
28 Mart 2011 Pazartesi
Pazartesi Sendromu

27 Mart 2011 Pazar
Pazar'lık - Uzun İnce Bir Yoldayım

21 Mart 2011 Pazartesi
Pazartesi Sendromu
Geçtiğimiz günlerde Jehan Barbur, Bülent Ortaçgil ve Hüsnü Arkan’ın katılımları oldu ki Mephisto Taksim’de her Cumartesi gerçekleşen bu imza günleri bir dinleyici için gayet ilgi çekici. Cumartesi günü yani ayın 26’sında Grup Yorum’um imza günü olacak. Bildiğiniz üzere geçtiğimiz yıl çok özel bir konser gerçekleştirmi grup ve yine geçtiğimiz aylarda bu konserin DVD’si yayınlanmıştı. 16:00 - 18:00 saatleri arasında gerçekleşecek imza günü grubun sevenleri için kaçınılmaz bir fırsat. Bu arada ilk kez buradan duyuralım. Bir hafta sonrası yani 02 Nisan Cumartesi günü ise aynı saatlerde bir başka özel isim dinleyicisi ile buluşacak Mephisto’da. Kim mi? ‘’Cihan’’ albümü ile hepimizin kalbinde çok başka bir şekilde yer eden Birsen Tezer. E süper :) Bu arada imza günü takipçileri için bu haftalar bir de şöyle bir güzellik olacak. Geçtiğimiz günlerde sürpriz bir albüme imza atan Timuçin Esen’de 26’sı Caddebostan 02’si Beyoğlu D&R mağazalarında 16:00 itibari ile ilk albümü ‘’Mayhoş’’u imzalayacak.
Haftanın Nostaljisi: En son sendromumuzda bu başlık altında Gülay’ın zamanında yayınladığı bir arabesk albümden bahsetmiştik sizlere. Etkisinden yeni kurtulabildik ki yeni bir şoka hazırlanın çünkü zamanında yayınlanan başka bir arabesk albümden bahsedeceğim şimdi de. Emel ile birlikte yıllardır başarılı bir ikili olarak çalıştıktan sonra üç tane severek dinlediğimiz albüme imza atan ve bir süredir ortalıkta yeni bir çalışma ile olmayan Erdal’ın da zamanında bir arabesk albüm yaptığını biliyor musunuz diyeceğim çünkü size :) Evet 1983 yılında yayınladığı ‘’Aşk Değil’’ isimli bu çalışmada Erdal ‘’Huzurum Kalmadı’’, ‘’Senin Olmaya Geldim’’, ‘’Beddua’’, ‘’Hayat Sen Ne Çabuk Harcadın’ Beni’’ gibi eserlerin yanında ‘’Beni İsyankar Ettin’’, ‘’Yarabbim’’ gibi isimlere kaldı ki bırakın sözlerini - bestelerini şarkılar yorumlamış. Acaba daha nelerle karşılaşacağız müzik dünyasında, deşmeye devam ama :)

Haftanın Sayfası: 90’lar ÖZEL
90’lı yıllar ki hayatımın vazgeçilmezi. O yılları bugün hâlâ aynı saflığında, aynı coşkusunda, aynı mutluluğunda yaşıyorum. Önümüzdeki günlerde 90’lı yıllara ait bir başka sürpriz haberim olacak sizlere ama burada bahsetmek istediğim başka bir şey. Tüm kasetlerimi, CD’lerimi oturdum ve digital ortama aktardım. Facebook sitesinde bir sayfa hazırladım. Özellikle ve özellikle tarıyorum ki daha önce nette herhangi bir şekilde yayınlanmamış olanlara öncelik veriyorum ve onlar için birer video hazırlıyorum, bu sayfada yayınlıyorum. Burada sizi güzel sürprizler bekleyecek ve hatta yazın bana aradığınız şarkıyı vs. yardımcı da olmaya çalışırım mesela. Netice de sırasını bekleyen o kadar sürpriz şarkılar var ki belki çok az kişi bunu önemseyecek ama olsun özünde güzel olmaya devam edeceğiz. Pelin, Aslı Omağ, Barlas, Gül Erda, Burhan Şeşen, Melike Demirağ, Sevingül Bahadır, Saadet Sun, Cenk Eroğlu, Barış Aryay, Yeliz, Nisan şimdiden paylaşılan, şarkıları olan isimler arasında.
Ve yeni albümlere dokunacak olursak. Öncelikle Ada Müzik iki albüm yayınladı. Bunlardan bir tanesi caz müziğinin önemli müzisyenlerinden Baki Duyarlar’a ait olan ‘’Overseas’’. Kai Eckhardt ve Stanislav Mitrovic, Sean Rickman gibi önemli müzisyenlerin katılımları ile bu çalışma tarzının sevenlerine apayrı bir heyecan verecek. Sanatçının Hollanda’da yaşadığı dönemde kurduğu OnQ isimli grupla kaydettiği albümde beş şarkı yer alıyor. Diğer bahsetmek istediğim albüm ise Erdal Güney’e ait. Güney’i müzik dünyasını takip edenler bilir, dizi müziklerinin vazgeçilmeyen isimlerindendir. ‘’Hatırla Sevgili’’, ‘’Yemin’’, ‘’Elveda Rumeli’’ gibi dizilere kattığı tadın yanı sıra beş yıl gibi bir aradan sonra kendisini yeniden dinleyecek olmak adına heyecanlandım. Eylem Aktaş, Sıla Erol, Kemal Sahir Gürel, Hüseyin Yıldız, Aytekin Ataş, Erdem Doğan gibi müzisyenlerin vokalleri ile daha da zengin bir hâl alan albümde ‘’Zor Yıllar’’ isimli şarkı da yer alıyor ki ‘’Hatırla Sevgili’’ dizisinden aşinayız ve son yılların en iyi şarkılarından biridir bana göre; yeniden, yepyeni bir düzenleme - düet bir yorum olarak dinlemenin tadına varacağız.

Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi gören hastaların yazdıkları şiirler bestelendi ve çeşitli müzisyenler tarafından yorumlandı. Tansel Doğanay’ın müzik yönetmenliğini yaptığı albüm OSSİ Müzik etiketi ile yayınlandı ki Hakan Eren yine ayrı saklanacak bir çalışmaya da imza atmış oldu böylece. Elde edilecek gelir hastaların rehabilitasyonunda kullanılacak ki bu da cabası. Teoman, Rashit & Mercan, Betül Demir, Demet Sağıroğlu, Ahmet Özhan, Soner Arıca gibi isimlerin yanında üç tane de doktor bu projenin içinde yer aldı ve şarkılara, şiirlere hayat verdi. Böylesi enteresan projelere her zaman ihtiyacımız var, her zaman destek olmalıyız ki çok şey beklenmiyor bizden, sadece gidip satın almalıyız; lütfen bunu yapalım ve manevi hazzını yaşayalım.
Haftanın DJ’i: Hüsnü Karadayı
DMC nefis bir işe imza atmış ve son yılların başarılı DJ’lerinden olan Hüseyin Karadayı’nın yayınlamış olduğu altı tane CD’yi ‘’Collection’’ başlığı ile yan yana getirmiş. Tüm bu çalışmalara üstelik 16 TL gibi de uygun bir fiyat vermiş. Hani tek bir CD’si fiyatına altı tane CD sahibi olmanın keyifli yanında bildiğiniz üzere bu çalışmaları bugüne kadar birçok önemli ismi de ağırlamış. Melis Sökmen’den tutun da Işın Karaca’ya kimler kimler yok ki burada. Zamanında tek tek bu albümleri alanların tüh dediğini duyar gibiyim ama nereden bilecekler ki bir gün karşılarına böyle bir şekilde sunulacak. Ama DMC bunu hep yapıyor zaten hani Ferhat Göçer ya da Nilüfer albümlerinden mesela tanığız bu duruma.
Ve bir güzel sürprize gelelim hemen. Sitemiz adına kendisi ile bir söyleşi yapmıştım ki Gülbahar Kültür çok özel bir dostumuzdur bizim, bir başka severiz hani. Bir gün kendisine tüm arşivini çalmak istediğimi de açık açık söylemiştim hani katılmış olduğum bir etkinliğinde, belki bu fikrimi hayata geçiririm bu kez :) Velhasıl hayatını Almanya’da sürdüren Gülbahar sık sık sürpriz ziyaretler yapıyor ve yine Türkiye’ye geliyor. Hem de öyle bir gece falan değil bu kez. Öncelikle 26’sı ve 27’si gecesi Eski Cambaz’da çalacak şarkılarını ardından 31’inde OFF Pera’da ve ayın 01’inde Haymatlos’ta olacak. Ve oraya gelenleri müthiş bir müzik ziyafeti bekleyecek. Şu program içinde bana en yakını Haymatlos görünüyor ki oranın havasını seviyorum ama bir şekilde denk getirin de nerede olursa olsun mutlaka toplayın ekibinizi ve gidin eğlenin. Gülbahar’dan bu arada yayınlanacak yeni bir seçki müjdesini de aldım, detaylarını paylaşacağım.
Müziğin Sustuğu Yerden Alternatifler:
Taksim’de yeni bir mekan açıldı. Aznavur Sanat Evi. Sevgili dostum Neslihan Yazıcılar ve değerli eşi bu mekan için gayet güzel bir çaba içine girmişler ki geçtiğimiz günlerde kendilerini ziyarete gittim. Zaten Aznavur Pasajı sevdiğim mekanlardan biridir şimdi kendileri ile çok daha renklenmiş. Velhasıl burada sanat adına güzel etkinlikler gerçekleşmeye başladı ki benim ziyaretimde Ülkü Erakalın oradaydı. Usta yönetmen ile tanışmaktan ve sohbet etmekten çok memnun oldum zira hayatının çeşitli karelerinden oluşan sergiyi gezerken iç geçirmemek mümkün değildi. Bu arada yönetmenin ‘’Fotoğraflar Siyah - Beyaz Anılar Renkli’’ isimli kitabını da imzalatma şansını buldum adıma ve okumak için hiç vakit kaybetmedim. Anılarını yazmış yönetmen ve her bir anısını bir kare fotoğraf ile tamamlamış. Öyle ki ara bile vermek istemiyorsunuz; öyle ki yaşıyormuş gibi kapılıyorsunuz. Geçtiğimiz günlerde Zeki Müren’in hayatını anlattığı ‘’Çığlık Çığlığa Bir Sevda’’ isimli filmi ne yazık ki salon bulamadı kendine, seyircisine ulaşması için; bunu da sormadan edemiyorum kendisine ve buruk bir şekilde ‘’maalesef öyle’’ yanıtını alıyorum sadece. Biz nasıl bir dünyada yaşıyoruz sahiden düşünmek bile istemiyorum üstüne.
Günün Anlam ve Önemi: Bugün Dünya Şiir Günü ama şiir hayatınızın her gününde olsun olur mu? Tüm şiir sevenlerin ve şair dostlarımın bugününü kutlarım.
Bu arada bir sürü film izledim sendromu en son bıraktığımız yerden bugüne. Oscarlı ‘’The Kings Speech - Zoraki Kral’’, ‘’Body Of Evidence - Kanıt Vücutlar’’, ‘’Funny People - Matrak Adamlar’’, ‘’Yahşi Batı’’, ‘’Revolutionary Road - Hayallerin Peşinde’’, ‘’ Certified Copy’’, ‘’Sexy Beast’’ ilk anda aklıma gelenler. Yine dizilerim de devam etti elbette. ‘’24’’ün beşinci sezonuna başladım, ötesinde ‘’The Event’’ verdiği aradan sonra yeni bölümleri ile yeniden başlamış ki onu takibe aldım. Daha önce de söylemiştim ki bu sezonun en iyi dizilerinden biri bu bence ama ‘’Nikita’’yı da unutmayalım; son bölümlerinde özellikle ayrı bir büyülüyor dizi. ‘’Prison Break’’in yapımcıları yeni bir diziye başlamış ki adı ‘’Breakout Kings’’. Yine hapishane temalı bu dizi de zira her hafta bir firar eden var ortada ve onu yakalamaya çalışan bir ekip; her şey ekipte bitiyor zira bu kaçanların bulunması için bazı mahkumlar seçiliyor ve her bölüm böyle bir şekilde akıp gidiyor.
Bir yazı daha bana ayrılan sendromun sonuna geldim :) Keyifli bir hafta geçirmenizi umuyorum.
20 Mart 2011 Pazar
Pazar'lık - Kedili Şarkılar

Geçtiğimiz günlerde Animal Planet’te kediler ile ilgili bir belgesel izlerken aklıma düşüverdi bu haftanın seçkisi. Hemen şöyle bir göz attım arşivime ve kedilere yazılan, söylenen şarkıları seçiverdim sizlere. Miyav miyav dinleyelim hep birlikte :) …
Bülent Ortaçgil - Kediler
İbrahim Tatlıses - Nankör Kedi
Karakedi - Sokak Kedisi
Kayahan - Sokak Kedisi
Kırmızı Balon - Ben Kediler
Mehmet Güreli - Kedi
Melih Ünen - Kedi Gibi
Nezih Ünen - Yaban Kedisi
Selda Bağcan - Kedili Şarkı
Şebnem Paker - Mırmır Kedi
Şehnaz Sam - Senin Kedin Olmak
Tüzmen - Damdaki Kedi
14 Mart 2011 Pazartesi
90'lar ÖZEL

Her yerde dinleyebileceğimiz birçoğu elbette burada da olsun ama önceliği biraz daha öteki şarkılara verelim; belki birçoğu ile yeniden tanışabiliriz hani güzel keşifler olabilir birlikte; belki birçoğunu anımsamaktan bile ürkebiliriz; malum o yıllar neler neler doğurmuştur beraberinde :) Her şekilde eğleneceğimize eminim.
Velhasıl iyi ki 90’larız; bu şekilde hiç ama hiç büyümeyeceğiz. Facebook grubumuza bekleriz.
13 Mart 2011 Pazar
Pazar'lık - The Wind Beneath My Wings

Bette Midler
George T. Hickerson
Gerald & Eddie Levert
Gunther Neefs
Israel Kamakawiwo'ole
Lara Fabian
Marcus Reynolds
Merry and Pippin
Nana Mouskouri
Sheena Easton
Shirley Bassey
Sonata Arctica
9 Mart 2011 Çarşamba
Söz - Müzik: Ümit Sayın

Tarkan düeti: Gitme
1994 yılında yayınlanan Tarkan’ın ikinci albümünün önemli şarkılarından. Şarkıyı aynı zamanda Emel’de gayet güzel yorumlamıştı. Albümün açılış ve klip şarkısı olarak gayet doğru bir seçim zira bu şarkı - şarkıcı ile olan birliktelik dururken diğer herhangi biri ile çıkışı çok kabul edilemezdi.
Bendeniz düeti: Gönül Yareler İçinde
Bendeniz’in en sevdiğim şarkılarından biridir. Sözleri ile olsun müziği ile olsun, yorumu ve o dönem çekilmiş olan klibi ile olsun çok ayrı saklanması gereken bir şarkı. Albümdeki en güzel uyumlardan biri olmuş ki düzenlemesini de çok beğendim.
İzel düeti: Tutun Ellerimden
İzel’i her zaman dinlemeyi çok severim ayrı ama ilk albümlerindeki heyecanı çok fazla alamadığım gerçek. İzel’in ilk albümünün en gizli ama en özel kalmış şarkılarından biridir ‘’Tutun Ellerimden’’ki az önceki şarkıdaki o güzel uyum burada da yakalanmış.
Levent Yüksel düeti: Hayat Dediğin
Yüksel’in 2000 yılında yayınladığı ‘’Aşkla’’ isimli albümün şarkılarından biridir ‘’Hayat Dediğin’’. Yüksel gibi usta bir yorumcu okuduğunda bu şarkı da hakkını bulmuştu zamanında. Belki başka birisi yorumlamış olsa o etkiyi vermezdi ayrı ama albümün en sürpriz şarkılarından diye düşünüyorum.
Pınar Aylin düeti: Ya Sen Gidip de
Pınar Aylin’in ilk albümünün hatta bana göre gelmiş geçmiş tüm albümlerinin en güzel şarkısı. Hani bu şarkı olmamış olsaydı Pınar Aylin müzik dünyamda bana bir şey katmamış olacaktı. Düet versiyonu pek çekici gelmedi bana ama şarkıyı sevmem bir yana çok etkilemedi.
Erdal Çelik düeti: Gülendam
Nasıl nefis bir şarkıdır, nasıl bir şahaneliktir ‘’Gülendam’’. Erdal’ın yorumu ile adeta klasikleşmiş ve ne mutlu ki daha sonra başkasının kapısını çalmamıştır da şarkı. Albümde beni en heyecanlandıran düetlerden biri oldu ki Erdal’ın sesini de özlemişim ne yalan söyleyeyim.
Leman Sam düeti: Aşkımdan Vazgeçme
Öylesi güzel bir diğer şarkıdır ki zaten zamanında çok güzel aranje edilmiş, Leman Sam gibi bir ustanın sesinden klasikleşmiş vs ama belki de bu yüzden biraz tehlikesi var bu şarkının. Zira düzenlemesi ya da yorumlanması dört dörtlük olabilir ama diğerleri kadar heyecan vermedi.
Suavi düeti: Hasret Türküsü
Albüm için doğru seçimlerden bir tanesi kesinlikle. Zira Levent Yüksel’de olan benzer durum burada da söz konusu. Zamanında güçlü bir ses çok iyi bir şekilde yorumlamış bu şarkıyı ama ne yazık ki çok öne çıkmamış, çıkması adına sarf edilen çaba değmiş ki büyük bir tatla dinledim.
Emel Müftüoğlu düeti: Çal Beni
Bir dönem söylediği her şarkı ile ayrı kalbimize işleyen Emel bu şarkıyı da nefis bir düzenleme ile hakkını vererek okumuştu. Düet olayına en yakın şarkılardan biri hatta zamanında bile düşünülebilirmiş.
Işın Karaca düeti: Kalbimin Sokağı
Karaca’nın 2004 yılında yayınladığı ‘’İçinde Aşk Var’’ albümünün son şarkısı burada da bize son şarkı olarak yansıyor. Özellikle sözleri ile çok ayrı bir yerde saklanması gereken şarkılardan biridir ki burada da doğru bir seçim yapılmış olabilir ama çok daha öne çıkan şarkılar varken bu düşündürebilir.
Evet bu albümde bu şarkılar da olmalıydı noktasına gelelim.
Zeynep Dizdar - Vazgeç Gönül: Kaldı ki Dizdar’ın ilk albümü, ilk çıkış şarkısı, birbirleri üzerinde onca emekleri geçmişken bu albümde olamamalarının kendilerinde elbette bir açıklaması vardır.
Yeşim Salkım - Günlerim Soluyor: ‘’Ferman‘’ albümünün önemli şarkılarından ki klip de çekmişti Salkım bu şarkıya kaldı ki nefis bir düet olabilirmiş.
Harun Kolçak - Dudağım Yangın Orman: Sözü ile müziği ile ve Kolçak’ın muhteşem yorumu ile çok ayrı saklanması gereken bir şarkıydı.
Deniz Arcak - Vurur: Sayın çalışması olan ve Deniz Arcak’ın diskografisinin önemli şarkılarından olan ‘’Zehir Ettin’’ bu albümün temposu içinde tamam hızlı kaçabilirdi ama ‘’Vurur’’ düşünülebilirdi.
Örnekler çoğaltılabilir belki; netice de karşımızda Türk popüler müziğinin yorumcu olarak belki çok fazla bekleneni veremese de söz yazarı ve besteci olarak başarılı bir ismi var ki belki bildikleri bir şey vardır, bu şarkılar hani bir ikinci albüme saklanmaktadır; olamaz mı? Olabilir.
Bu arada kar yağmaya devam ediyor. İyi ki şarkılar var, üşütmüyor.
8 Mart 2011 Salı
Vedat Sakman ile Yaşamın Gözleri


Albümünün gecikmiş olduğunun farkında olduğunu vurgulayan Sakman önümüzdeki yıla iki albüm daha sığdırmayı planlıyor ki onu sevenlerin buna hiç itirazı olmayacak. Çok özel dostları var kendisinin ki her sanatçıya nasip olamayacak kadar özel sevenleri; her Cuma ve Cumartesi mekanında onu yalnız bırakmadıklarından belli, gittiği her yeri öylesi itina ile doldurmalarından belli bu; Sakman gibi bir ustaya bu yakışmasın da kime yakışsın hani. Ortalık hele hele böyle dağınıkken, kimlerin kimlerin egoları tavan yapmışken, sözler ve besteler bu kadar basitleşmişken, sıradanlaşmıken. Bu dönüşü ayakta alkışlamalı.
7 Mart 2011 Pazartesi
Pazartesi Sendromu
Gülay’ın yeni albümü ‘’Aşkhane’’ ile ilgili bir şeyler söylemek istiyorum ama inanır mısınız günlerdir bu albümü tam olarak kafamı verip dinleyemiyorum. Kafamızı karıştıran belki de Gülay. Çünkü o ilk albümlerine - ki ne güzeldir onlar - yani o albümdeki tarzına bir süre ara verdi ve türkü formlarında albümler ile devam etti yoluna. Özellikle ‘’Damlalar’’ın ilk serisi nefisti ki bu kez kendisini böyle tanımaya başladık yeniden, sevdik de hatta. Sonra en son yayınladığı albümü ‘’Dalgalar’’ ile bir şeylerin değiştiği - değişeceği belliydi ki ama çok ısınamadık o albümdeki şarkılara. Şimdi bu albüm biraz üzerinde düşündürmeyi gerektiriyor. Yaşar Kurt, Redd coverları var mesela Tuluyhan Uğurlu bestesi Astor Piazzola, Marc Heeg şarkılarına yazılan sözler var. Hani bir şeyler var olumlu anlamda ama sanırım zamanla etki bulacak.
Haftanın Nostaljisi: Gülay’ın ilk albümünü hep ‘’Cesaretin Var mı’’ biliriz değil mi? Ama öyle değil işte; kendisinin çok daha öncesinde yapmış olduğu bir de arabesk albümü var, bulalım ve ayrı saklayalım beraberinde :)

Dört yıl aradan sonra kapımızı çalan isim Bertuğ Cemil. Ben ilk albümünü çok fazla içime sindirememiştim ama Nilgül ile bir düet yaptı ki bakın o nefisti. ‘’Geldim Gördüm Sevdim’’ ismini verdiği bu yeni albümünde yer alan tüm şarkılar kendi imzasını taşıyor. Aykut Gürel’in yapımcılığını üstlendiği bu albüm için modern rock - blues ve funk etkileşimli yeni Türkçe rock soundu ile bizlerle birlikte olduğu söylenmiş ki nedir bu durum ya da yeni derken nasıl bir şeyler olmuş diye merak edebilirsiniz. Beraberinde iç dünyasının kapılarını açmış gelmiş ve belli ki vermiş olduğu bu aradan sonra onu sevenleri özletmiş e o zaman ilaç gibi bir durum var ortada. Albüm İrem Recors etiketi ile raflarda ki firma da bayağıdır yeni bir yapım ile yoktu piyasa ki aynı zamanda Yakup Güner’in ilk albümünü de yayınladı benzer zamanlarda. Yakup Güner’i dinlemedim ama Diler’in çok sevdiğim ‘’Al Baharları’’ coverı albümün ilk şarkısı olmuş, yakışmış sadece ondan haberdarım.
Haftanın Sözü - Müziği: Ümit Sayın
Tek şarkı ile yıllar sonra kapımızı çalması işe yaramadı ama bu projesi heyecanlandırıcı. Albüm bugün raflarda yerini alacak ve on şarkılık bu çalışmasında unutulmayan şarkılarını yorumlayan sanatçılar ile düet halinde dinleyeceğiz kendisinden. Tarkan’dan Leman Sam’a isimlerin varlığında Zeynep Dizdar gibi olması gereken birinin yokluğunda. Bugün raflarda olacak albümü dinleyelim, detaylarım umuyorum.
Yanlış hatırlamıyorsam okuduğu okulun sınıfında bir şarkı söyledi ve derken çekilen kayıt net ortamına düştü ve Beyaz Şov’a kadar uzandı da ortalık yıkıldı öyle değil mi? Derken DMC kendisi ile anlaşma imzaladı ve ilk albümünün hikayesi kısaca böyle gelişti Sefa Topsakal’ın. Artık albümlerin hikayeleri ne kadar farklılaştı öyle değil mi? Yani hemen hemen herkesin enteresandır da artık hiçbirinin şaşırtıcı gelmiyor nedense. Öte yanda albümünü dünyanın parasını kendi ceplerinden ortaya dökerek yapan nice kaliteli müzisyenler satmadıkları için raflarda bile yerlerini kısa bir süre sonra kaybediyorlar. Topsakal’ın durumuna itirazım yok ama benzeri örnekler oldu ve dinleyici bunu kısa süre sonra fark etti. Yani alkış tutulan, bilmem kaç kere tıklanan bir şeyin samimiyeti albüm sürecinde yeterli olamayabiliyor. Durumu şöyle anlatayım ya da ben giderim bu arkadaşın o amatör kayıtını dinlerim ama gidip de bu albümü alır mıyım hani? Sesi güzel olabilir ama belli ki ticari mantık devreye girmiştir öyle ki ‘’Unut Gitsin’’, ‘’Haram Geceler’’ gibi canım Nilüfer şarkıları da dahil edilmiştir, burada bir şeyler kanımca eksiktir ya da aceleye gelmiştir.
Haftanın Konseri: Neslihan Engin
İkinci klibi ‘’Git Burdan’’ı kaç kere izledim bilemiyorum ki uzun süredir bir klibi bu kadar sık seyretmemiştim. Bu ay sitemizin de konuğu olan Engin ‘’Ruhum Su Aldı’’ albümüne sürpriz şarkılar ekleyecek ve Çarşamba günü 21:30’da Hayal Kahvesi Bistro’da olacak. Kaçırmayalım.
Ayrıca biletleri tükendi, kapan kaptı :) Aynı gün Nilüfer’in bir konseri olacak ki gidenler eminim unutulmayacak bu lezzeti. ‘’12 Düet’’ albümü konseri bir daha tekrarlanır mı bilinmez ama bu denli bir ekibi bir daha yan yana getirmek kolay olmayacaktır.
Müziğin Sustuğu Yerden Alternatifler:

‘’24’’e başlamamış olsam eksik kalmazdım bir şekilde elimdeki dizi bolluğundan ama başka anlamda eksik kalırmışım kesinlikle onu anladım. Dizinin dördüncü sezonuna tam gaz devam ederken sonlara yaklaşmama az kaldı. Elimde dört sezon artı bir de film versiyonu daha olacak diye hızlı gittiğimi düşünmüyorum ve Bauer ile oradan oradan sürüklenemeye devam ediyorum.
Geçen hafta ‘’Spartacus Gods Of The Arena’’ yolculuğunun sonuna geldik ki biliyorsunuz 6 bölüm halinde yayınlandı dizi. Cnbc-e’de bu ay yayına başlayacak olsun biz Spartacus delileri onları bekler mi :) Netice de bir oyuncu değişikliğine gidildi biliyorsunuz ve önümüzdeki günlerde bu yolculuk kaldığı yerden devam edecek asıl. Merakla bekliyor olacağız.
Geçtiğimiz haftalarda ülkemizde de vizyona girdi ki izlemenizi isterim. ‘’The Next Three Days - Kaçış Planı’’ mutlu bir evlilik sürdüren John ve Laura’nın bir anda hayatlarının değişmesi üzerine kurulu. Öyle böyle bir şey değil ki bir gün kapınız çalınıyor ve eşiniz cinayetten suçlu olarak hapse atılıyor. John’un planı burada devreye giriyor ve artık tek bir amacı oluyor, onu oradan kaçırmak. Russell Crowe ve Elizabeth Banks’ın başlıca rollerini paylaştığı film süre olarak biraz sizi yoruyor ama sürükleyiciliğine yine de karşı koyamıyorsunuz.
Bir gazetenin promosyonu olarak arşivime eklediğim 1991 yapımı ‘’Cape Fear - Korku Burnu’’ ise bir başka kaçışı ele alıyor. Bu kez de hapisten çıkan biri var ki intikam duygusunu bir an olsun kaybetmemiş. İntikam almak istediği kişi ise 14 yıl önce avukatlığını üstlenen Sam Bowden. Evet bu suçlu yani Max Candy artık serbest ve her an her şeyi yapmaya hazır, bunun için pes etmek gibi de bir niyeti yok. Nick Nolte, Robert De Niro, Jessica Lange, Gregory Peck, Juliette Lewis gibi bir kadroya Martin Scorsese gibi bir yönetmen eklenirse peki ben neden geç kalırım bu kadar izlemeye :)

Ve haftamın filmine gelince karşınızda ‘’Burlesque’’. Yedi yıl aradan sonra Cher bu film ile yeniden bizlerle. Beraberinde senaryonun onun üzerine kurulu olduğu söyleniyor ki ilk oyunculuğu olmasına rağmen müthiş bir performans sergiliyor ki Christina Aguilera da burada. Beraberinde ben kendisini izlemeyi çok seviyorum; Kristen Bell’de burada ve diğer oyuncuları ile de zengin bir kadroda. Tess bir eğlence mekanı olan Burlesque’nin sahibi ama maddi problemler yaşıyor. Ali ise kasabasını terk ederek büyük hayallerle Los Angeles’e gelmiş bir genç kız. Derken yolları kesişiyor ve işin içine müzik giriyor, dans giriyor, aşk giriyor vs. Özetinde müziklerine yani Aguilere yorumlarına - ki Cher’de iki şarkı yorumluyor - hayran kalmamak mümkün değil gerçekten. Film ülkemizde Ocak ayında gösterime girecekti ama Nisan ayına ertelendi bunu da eklemeden geçmeyelim.
Hepinize iyi bir hafta diliyorum.
6 Mart 2011 Pazar
Pazar'lık - Hasret Şarkıları

Göksel - Hasretinle Yandı Gönlüm
Gül Erda - Hasreti Arıyorum
Gülden Gökşen - Hasrete Ağıt - Ode To Longing
İzel - Hasretim
Kızılırmak - Hasret
Özer Atik - Hasretim Sana
Pamela - Ölüme Hasret
Sema - Hasret
Sezen Aksu - Hasret
Tanju Okan - Hasret
Yaşar - Hasret Ayazları
2 Mart 2011 Çarşamba
MART 2011
28 Şubat 2011 Pazartesi
Şarkılarla Şubat
En İyi Albüm:
01 - Efsun - Sessiz Olmalıyım (Pasaj)
02 - Nilüfer - 12 Düet (DMC)
03 - Deniz Seki - Söz Yaşlarım (Seyhan)
04 - Yıldız İbrahimova - Back To My Love (Türküola)
05 - Tolga Burkay - Rahatsız (3 Adım Müzik)
En Kötü Albüm:
01 - Kayahan - 365 Gün (K Majör)
02 - Ersen ve Dadaşlar - Alüvyon (Kotracı Müzik)
03 - Zeynep - Kutlama (Musicom)
04 - Demet Akalın & Fettah Can - Yanan Ateşi Biz Söndürdük (Seyhan)
05 - Asena - Çatır Çatır (Fa Müzik)
En İyi Şarkı: Efsun - Yavaş Yavaş
En Kötü Şarkı: Kayahan - 365 Gün
En İyi Şarkı (Cover): Nilüfer & Şebnem Ferah - Erkekler Ağlamaz (Nilüfer)
En Kötü Şarkı (Cover): Mehmet Güngür - Eylül Akşamı (Bülent Ortaçgil) & Zakkum - Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun (Birçok isim tarafından yorumlandı)
En iyi Şarkı (Düet): Nilüfer & Şebnem Ferah - Erkekler Ağlamaz
En Kötü Şarkı (Düet): Demet Akalın & Fettah Can - Yanan Ateşi Biz Söndürdük
En İyi Çıkış (Erkek) : ---
En İyi Çıkış (Kadın) : ---
En İyi Çıkış (Grup) : Koz
En Sürpriz Şarkı: Yüksek Sadakat - Live İt Up (Eurovision’da ülkemizi temsil edecek şarkı nihayet açıklandı, direk o gün yarışmada da dinleyebilirdik, sorun değildi :))
En İyi Klip: Nilüfer & Şebnem Ferah - Erkekler Ağlamaz (Nilüfer) & Neslihan Engin - Git Burdan
27 Şubat 2011 Pazar
Pazar'lık - Tren Şarkılar

Barlas - Ayrılık Trenleri
Brothers Of Baladi - Tren Gelir (Train Song)
Deniz Arcak - Sonsuzluk Trenleri
Ezginin Günlüğü - Ayrılık Treni
Gülcan Opel - Gurbet Treni
İstanbul Superband Plays Ömer Göksel - Tren
Kesmeşeker - Ne Zaman Gitti Tren
Kızılırmak - Kara Tren
Nazan Öncel - Geceler Kara Tren
Sibel Can - Yalnızlar Treni
Tarık - Tren
Yavuz Bingöl - Kara Tren
21 Şubat 2011 Pazartesi
Pazartesi Sendromu
İlk albümü ‘’Küçük Şarkı Evreni’’ benim ilgimi çekmişti ki hatta albüm ile ilgili yazmış olduğum bir yazı o dönem web sitesinde yayınlandığında yalnız olmadığımı anlamıştım. Kendine iyi bir dinleyici yakaladı Aydilge ama aynı hassasiyeti maalesef ikinci albümünde göremedim ve beni hayal kırıklığına uğrattı. Kalemi çok sağlam Aydilge’nin ki sözler şarkılardan daha önde gidiyor o kesin ama bakalım üçüncü albümü ‘’Kilit’’te neler yapmış; onun da yanıtını bu hafta içinde alacağız. Sözlerin bütünü kendisine müziklerin ise kendisi ile birlikte Cem Sarıoğlu’na ait olduğu albüm Dokuz Sekiz Müzik etiketi ile yayınlandı. İlk albümünde düzenlemelerde ismine denk geldiğimiz ki daha sonra kendisinin de solo albümünü büyük bir keyifle dinlediğimiz Atakan Ilgazdağ ile yeniden çalışmış olması heyecan veriyor.

Haftanın Düeti: ‘’Beklemeye Devam’’ adını verdikleri albümleri ile Koz karşımızda. Koz bir grup adı olarak ne kadar yanlış bir seçim. Nette aramaya ve kendileri adına bir şey bulmaya kalktım ama bir sürü şey çıktı, kafam karıştı vazgeçtim. Velhasıl Yaşar ile birlikte onun şarkısı olan ‘’Kör Bıçak’’ı cover yapmışlar ki ilgimi o çekti, bulup dinledim, sevdim. Albümleri bu hafta piyasada olacak. Bol şans.
Artık Fatih Erkoç adına kafamız iyiden iyiye karışmış durumda. Tamam çok başarılı olabilir ayrı ama sürekli ve sürekli de bir şeyler denemek ne kadar doğru acaba. Bu kez karşımızda yeniden pop şarkıları ile bizleri bekleyen bir Erkoç var. Maalesef kötü bir albüm kapağı ve ‘’Yanında Her Kimse’’ gibi akıllarda zor kalacak bir albüm adı ile yeniden dinleyicisi ile buluşacak olan sanatçının albümünde bir tanesi enstrümantal olmak üzere 16 şarkı var, yani bir hayli bereketli. Kendi söz ve beste çalışmalarının yanında Adnan Ergil, Ayhan Çakar, Mahmut Oğul, Gökhan Şahin ve Burcu Tatlıses söz ve müzikleri yer almakta. Albümde aşk ve sevgi teması işlenmiş ki hadi ya ciddi olamazsın basın bülteni :) Velhasıl olumsuz yaklaşacağım bu albüme nedense ama dilerim yanılırım çünkü gerçekten çok ama çok iyi bir müzisyen olduğunu biliyorum kendisinin.
İlk albümü fevkalade bir şekilde dikkatimi çekmişti Tolga Burkay’ın ki ‘’340 m/sn’’ isimli bu çalışmasını daha sonra ‘’Renk Körü’’ izlemişti. Aman aman bir dinleyicisi olmadı belki ya da çok öne çıkmadı hani ama olabilir çok iyi şarkılar ile sadık bir dinleyici yakaladı diye düşünüyorum. Belki bu yeni albümü ‘’Rahatsız’’ ile daha da öne çıkar bir şeyler belli mi olur zira şöyle bir tanıtımını dinlediğimde gayet iyi görünüyor her şey, aslında rahatsız olan bir tek sistem belki de :) Müzik Prodüktörlüğünü Can Alper’in üstlendiği albümde Tolga Burkay elektrik ve akustik gitar, Can Alper elektrik, akustik ve bas gitar, Can Güngör davul, Koray Erkan bas gitar çalmış, Korhan Kodaman ve Berna Keser geri vokalde yer almış. Hadi hayırlısı
Haftanın Kutlama’sı: Zeynep
İlk albümü ‘’İnadı Bırak’’ ve ikinci albümü ‘’Dudaklarımda Sevdan’’dan sonra bence iyi bir şey yapmadı Zeynep ama süreli ve sürekli şansını denedi, eyvallah. Bu çalışması 4 şarkıdan oluşuyor ki bir tanesi Ahmet Akkaya iki tanesi Faruk K. imzalı hani eski yol arkadaşlarından. Eşi, dostları, sevenleri mutlu ise ne mutlu ya da kutlu olsun falan filan işte.

23 Şubat Çarşamba günü Haymatlos’ta sitemizde de iki aydır gerçekleştirdiği söyleşileri okuma şansını bulduğunuz sevgili Akın Vardar’ın bir konseri olacak. 22:00’de başlayacak olan konser sürprizler ile dolu. Vardar’a albümüne enstrümanlarını katan ve şarkıların düzenlemelerini yapan Cenk Erdoğan başta olmak üzere yakın müzisyen dostları Serap Yenici ve Handan Aydın’da eşlik edecek. Sadece bu kadar değil; birlikte şiir akşamları sunuyorlar her Perşembe kendisi ile ki Yelda Karataş yine beraberinde Altay Öktem ve Deniz Durukan’da geceye şiirlerini katacaklar. Ben de bir sürpriz düet ile sahnede olacağım ve bakalım bizi, dinleyicileri nasıl bir renklilik bekleyecek.
Haftanın Alt’ernatifi: Son günlerin öne çıkan mekanlarından Alt.’da 22’sinde Jülide Özçelik’, 23’nde Birsen Tezer’i dinlemenin yanı sıra haftanın diğer günlerinde Cenk Erdoğan Trio, Kürşat Başar Quartet, Erkan Oğur & İsmail Hakkı Demircioğlu sahnede olacak. Âlâ mı âlâ.
Haftanın İmza Günü: Jehan Barbur sevenleri bir sürpriz bekliyor. Beyoğlu Mephisto’da Cumartesi günü 15 - 17 arasında albümlerini imzalayacak kendisi; hani güzel bir fırsat bu.
Müziğin Sustuğu Yerden Alternatifler:
Öncelikle hastalık halleri ile boğuşuyorum. Önemli ya da önemsiz biliyorum ki bir takım dengesiz durumlar mevcut üzerimde ve kafamı diziler ve filmler ile dağıtmaya çalışıyorum. Bu hafta o kadar çok film izledim ki kısaca üç tanesinden bahsedebilirim.
‘’Der Untengarg - Çöküş’’ elimde nicedir duruyordu ve izlemem için uygun bir zamanı bekliyordu. Baktım ki önümüzdeki günlerde bloğuna ekleyeceği yazıları arasında yer alıyor Muhammed’in :) hemen izleyiverdim ki ona eşlik edeyim diye. Evet bir millet çöküşünü bekliyor ve gizli kalmış bir dönem daha aydınlatılıyor. Berlin’deyiz yıl 1945; Berlin düşmüş bir kale artık ama Hitler bildiğiniz Hitler işte. Onun ve yakın çevresinin son günlerini sekreteri Traudl Junge’ın gözlerinden anlatan bu film bir Oliver Hirschbiegel imzalı. Aday olmasına rağmen yabancı film kategorisinde Oscar’ı kucaklayamamış olsa da ortada 2,5 saate yakın bir dram var, gerçekten her soluğunu hissedecek kadar yakınsınız o savaşın içinde. Filmin tüm oyuncu kadrosu çok başarılı ama özelikle Hitler’i ve Junge’u oynayan oyuncular kesinlikle çok doğru seçim. Oscar demişken çok ama çok az bir zaman kaldı biliyorsunuz. Bu hafta merak ettiğim sadece bir aday film daha var onu izleyecek diğerlerini es geçeceğim ne yazık ki ama geçen hafta yabancı film kategorisinde yer alan bir filme izleme şansını buldum.
‘’DogTooth’’ gerçekten çok garip bir filmdi. Filmin konusunu şöyle copy paste yapabilirim. Üç genç kardeş, baskıcı anne babalarıyla, sanki paralel bir evrende, farklı bir gezegende yaşar gibidir. Farkında olmadıkları bir tutsaklıkta yaşadıkları bu evde, günlerini hep aynı kaseti dinleyerek geçirirler. Sürekli yeni kelimeler öğrenen bu gençler için anlam bilindik sınırların çok dışındadır. İzole yaşamlarını erkek kardeşleri fark etmeye başlayınca, ailedeki dengeler alt üst olur. 2009 Yunanistan yapımı film kuşkusuz ki birçok seyirciyi gerek konusu gerek sunumu itibari ile kasabilir, etkisinde kalabilirsiniz ve dağılabilirsiniz. Yani ortada kalma gibi bir durum söz konusu değil adeta ya seveceksiniz ya da izlediğiniz için bin pişman olacaksınız. Netice de cesur bir film ile karşı karşıyasınız ve dengeleri bıraktığınızda bir kenara oturup birçok şeyi sorgulayacaksınız belki ama kahramanları adına ama hayatın gerçekleri adına.
Bir diğer film ise ‘’Fair Game - Dürüst Oyun’’. Politik filmleri sevenleri fazlası ile tatmin ettiği gibi Naomi Watts ve Sean Penn ile coştukça coşuyor film. ABD'deki Valeri Plame skandalı çevresinde gelişen olayları anlatan film, Joseph Wilson'ın Irak'ta nükleer silah olmadığını yazması üzerine ABD hükümetinin üzerine oynadığı komplo üzerine kurulu. Yedi tane yapımcının bir arada olduğu filmin yönetmeni Doug Liman. Ve bir de vaktiniz varsa eğer ben keyifli buldum ‘’Labor Pains - Doğum Sancısı’’. Film; patronunun işine son vereceğinden korkan bir asistanın bir anda hamile olduğunu uydurması çerçevesinde gelişiyor. Başrol oyuncusu Lindsay Lohan; çok güzel bir kadın ama çok sabıkalı hatırlatalım; üç kere ayrı suçtan hapse yollanmış, kefaletle falan yırtmış :)
Bana ayrılan sürenin sonuna geldim :) İyi haftalar herkese.
14 Şubat 2011 Pazartesi
Sevgililer Günü Sendromu
Aslında planlar çoktan çizilmiştir güne dair ama yine de paylaşmakta sakınca görmüyorum. Bugünün İstanbul mekanlarına ve programlarına hep birlikte göz gezdirelim, sevgilimizin olması şart değil yahu.
Öncelikle Beyoğlu’ndayız ve ilk durağımız İndigo. 22:00 itibari ile Birsen Tezer sahne alacak ki bu mekanda ilk solo konserini gerçekleştirmiş olacak sanatçı. Tezer’in sahnesini bilen bilir, daha önce seyretmiş bile olsanız hatta bunu kaç kere kaç kere tekrarlamış bile olsanız fark etmez her daim dinlenir. Yine Tezer gibi vazgeçilmesi mümkün olmayan bir diğer özel müzisyen Vedat Sakman ise kendi mekanı Sakman’da sevgililere söyleyecek şarkılarını.
Jolly Joker Balans’ın bugüne dair alternatifi MFÖ olurken Babylon’da da o gün bir diva sahne alacak. Bugüne kadar beş kere Grammy adayı olan Macy Gray sahne alacak ki bu konserin ertesi günü de tekrarı olacak. Gray’in beşinci ve son albümü ‘’The Sollout’’ geçen yaz piyasaya çıkmıştı. Ayrıca kendisinin ‘’Training Day’’, ‘’Scary Movie’’ ve ‘’Spider-Man’’ gibi Hollywood filmlerinde de rol alarak oyunculuk kariyerine de devam ettiğini de hatırlatalım ve bir başka sahneye uçalım.

Yeni albümü ‘’Hayat’’ ile ikinci kez dinleyicisi ile buluşan Jehan Barbur konserlerine tüm hızı ile devam ediyor. Bu özel günde onu dinlemek isteyenlerin adresi Caddebostan Kültür Merkezi olacak. Sevgililer Günü’ne özel akustik olarak gerçekleştirilecek olan bu konser de şiddetli bir şekilde tavsiyelerim arasındadır. Yine aşka özel şarkıların okunacağı bir diğer mekan da Beyoğlu Hayal Kahvesi. Bu gece mikrofonda Özge Fışkın ve ‘’Aşklı Şarkılar’’ı olacak.
Günün en enteresan etkinliği ise CRR’de gerçekleşecek. Kolektifistanbul geleneksel düğün müziklerine dayalı repertuarını funk ve jazz altyapılarıyla yeniden yorumlayan bir grup, Türk düğünlerinin vazgeçilmezi Anadolu Köçek’ten Karadeniz tulumu ile Bulgar gaydasını buluşturan Laz Horonu’na kadar birbirinden güzel parçaları müzikseverler için çalacak o gece. Sinan Çelik (Kaval), Şenol Filiz (Ney), Birol Topaloğlu (Tulum), Selim Sesler (Klarnet), İzzet Kızıl (Perküsyon), Elena Hristova (Vokal) ve Ahmet Özden (Kaba zurna) gibi birbirinden değerli isimler müzisyenler de programın artısı.
Neler Alalım:
Kuşkusuz alternatifler çok ama ben tercihini müzikten yana yapanlardan kullanacağım.
Geçen hafta içinde üç önemli ismin albümleri ile karşılaştık ki hepsi adına heyecan duymamak elde değildi. Yeni albümü ‘’Beyaz’’ ile Ebru Gündeş’ten başlayalım. Aslında albümü uzun uzun yazmıştım ama bir şekilde teknik arızaya kurban gitti ve sizlerle buluşturamadım, bir daha da kaleme alamadım. Gündeş’in 12.albümü 12 şarkıdan oluşuyor. Albümün içinde beni bir şarkı dışında diğerleri çok ilgilendirmedi ilk dinlemem sonucunda. ‘’Vatan’’ isimli şarkıya bayıldım diyebilirim. Bu arada sözü müziği Serdar Ortaç’a ait olan ‘’Ferman’’ Bengü’nün yorumladığı ‘’İki Melek’’ ile bu kadar mı kardeş olur, sanki farklı bir söz yazılmış şarkı yeniden yorumlanmış gibi :)

‘’Aşkın Masum Çocukları’’ Funda Arar’ın yeni albümü. Son bir iki albümde Gündeş’te olduğu gibi yavaş yavaş bir ivme göstermişti Arar ki bu albümde bir çıkış gösterebilir. Öncelikle Mehmet Turgut imzalı fotoğraflarına bayıldım albümün, sade ve yakışır olmuş. İki tane şarkının sözleri Aysel Gürel’e ait ki ne yazık bu şarkılarını dinleyemedi. Febyo Taşel, Günay Çoban, Saro, Burcu Tatlıses, Hülya Şenkul gibi isimlerin çalışmalarını yorumlayan Arar’ın bir de Cem Karaca sürprizi var ki ‘’Herkes Gibisin’’in yorumunu bakalım sevecek misiniz?
Ama beni asıl heyecanlandıran albüm Deniz Seki’den geldi. ‘’Sahici’’ gibi nefis bir albümden sonra yaşadığı onca koşturmacadan sonra bakalım neler yapacak derken ‘’Söz Yaşlarım’’ beni hemen etkisi altına alıverdi. Albümün ilk şarkısı ‘’Suya Hapsettim’’i dinler dinlemez daha tamam dedim, böyle bir şarkı ile açılan bir albüm kötü olamaz. Deniz Seki. İlk albümünden bugüne sevenleri hayal kırıklığına uğratmadı Seki; bu albümününde de kesinlikle boş şarkı yok. Özel bir yazı yazmaya çalışacağım albüm hakkında o yüzden şimdilik bu kadar şey söyleyebilirim.
DMC Müzik 6 CD ve 75 şarkıdan oluşan bir albüm hazırlamış: Aşkın Son Şarkıları. Normal CD fiyatına yakın satılan bu çalışma DMC kadrosunu bir araya getirmiş. Çok rahat bir şekilde yan yana getirmeniz mümkün olan bu şarkıları üşeniyorum derseniz gidip alırsınız ve sevgilinize armağan edebilirsiniz.
Neler İzleyelim:
Valla rahatsızlığımdan dolayı bu hafta filmlere veremedim kendimi ki izlediğim bir tek film vardı ki …
Oscar’a Doğru: 127 Hours - 127 Saat
Yönetmen: Danny Boyle
Oyuncular: James Franco gerisi fasa fiso
6 dalda Oscar’a aday olan bu filmi izledikten sonra Ekşi Sözlük’te yapılan yorumları okuyordum ki bir tanesi çok hoşuma gitti. ‘’Filmi 17 dakikada indirdim izlemem 15 dakika sürmedi’’ demiş biri. Bu yazıya neden katıldığımı anlatmadan önce filmin konusuna bir göz atalım. Genç bir dağcı ve bir kaya yüzünden düştüğü yerde sıkışıp kalması ve kurtulmak için verdiği mücadele. Hani başlarda neden düştüğünü görün, birkaç dakika oyalanın ve direk sona atlayın desem az önceki arkadaşla yakın bir söylem içinde olduğum çıkar sanırım ortaya. Gerçek hayattan alınmasının ve Franco’nun başarı ile sıkışıp kalmasının dışında yerlere göklere sığdıramayanlar hayatta olmalarına şükrettikleri için mi sevdiler bu filmi bilemem ama içim sıkıldı resmen. Kaldı ki canım filmler çekile dursun bu filmler mi Oscar’a aday oluyor. Sonra bana neden ucuz filmler seyrediyorsun diyorsunuz :)
Dizilere de dokunalım kısaca. Geçen hafta içinde ‘’24’’ün üçüncü sezonunu bitirdim ve yeni sezona başladım. Sevgili Muhammed’i de yanıma aldım ki ilk üç sezona yorumlarını keyifle okumuştum; bakalım neler olacak bu sezonda? Bu hafta hangi dizide neredeyim vs. onları paylaşayım sizlerle. (S:Sezon B:Bölüm) Brothers & Sisters S3 B12, Castle: S3 B13, Chase: S1 B5, Desperate Housewives: S8 B13, Human Target: S:2 B:6, Nikita: S01 B:14, Scoundrles B:3, Spartacus Gods Of The Arena B:3, The Cape S1 B3, The Mentalist S3 B13. Önerilerinizi bekliyorum.
Ve Sürprizler:
Sitemiz olarak ara ara Sevgililer Günü’ne özel sürprizlerimiz oluyor sizlere. Bugün yayına yine özel bir dosya daha açıyoruz. Sevgili Zeki Çelik hazırladı ve tam 100 kişinin kapısını çaldı, onlardan sizler için bir kısa şiir - dörtlük istedi ki gelen cevaplar yan yana geldiğinde ortaya nefis bir tablo çıktı. Kahvenizi alın ve aşkla yudumlayın.

Ve dün de kısaca bahsetmiştim. Gelmiş geçmiş unutamadığım aşk şarkılarından birini seçtim ve farklı versiyonlarından bir ‘’Pazar’lık’’ konseptimiz sizlerle paylaşmak istedim. Bazılarını arşivinizde olacağı için onların yanına eklemeniz adına konser kayıtlarından seçtim. ‘’I Will Always Love You’’ bugün dinleyeceğiniz tek şarkı olmasın yine de. Daha çok şarkı çalsın yüreğinizde ve daha çok sığmayın kendinize, dolun taşın işte.
Dolly Parton
Hande
Jennifer Hudson
Julie Drouin
Katherina Jenkins
Kenny G.
Lara Fabian
Leaan Rimes
Linda Ronstand
Sarah Washington
Vanessa Mae
Whitney Houston
Sevgililer Günü kutlu olsun arkadaşlar. Aynı zamanda bugün Mevlit Kandili. Kandiliniz kutlu olsun arkadaşlar. İyi haftalar.
13 Şubat 2011 Pazar
Pazar'lık - B/Aşka Düetler

Elbette bir gün değil her gün sevgiye - sevgiliye ait olmalı, onun renginde yaşamalı - yaşanmalı ama madem böyle bir şey var ki uzağında değiliz, biraz daha yakınında olalım. Öncelikle yarın sitemizde çok özel bir dosya sizleri bekleyecek ve aşka bakalım bu kez nasıl dokunacağız. Sonrasında yine blog sayfamızda Sevgililer Günü Sendromu ÖZEL sizlerle olacak ki bakalım nasıl bir seçki sunacağım sizlere. Ayrıca yarın yine blog sayfamızda çok özel bir şarkının farklı farklı yorumlarına kulak vereceğiz ki kabul ediyorum. Bence gelmiş geçmiş en güzel aşk şarkısı budur ve soluğu tarafımda ayrı durur. Hangisi olduğuna yine yarın yanıt bulacaksınız.
Ama öncesi sizi bir ‘’Pazar’lık’’ bekliyor ki yine çok özel bir seçki sunacağım sizlere. Öncelikle 12 tane düet şarkı seçtim sizin için ki bu şarkıların çok temiz kayıtlar olduğunu söyleyemem. TV programlarından ya da konser kayıtlarından yan yana getirdim ki pek de önemi yok zaten bunun, öyle şarkılar ve öyle yorumlar ki eminim bir başka çevreleyecek gününüzü. O halde haydi biraz ısınalım.
Deniz Seki & Hüsnü Şenlendirici - Adaletsiz Seçim
Emre Altuğ & Funda Arar - Aşk-ı Kıyamet
Feridun Düzağaç & Yıldız Tilbe - Beni Bırakma
Gökhan Kırdar & Burcu Güneş - Yerine Sevemem
Gülay - Özcan Deniz - Cesaretin Var mı
Hüsnü Arkan & Birsen Tezer - Hoş Geldin
İlhan Şeşen & Candan Erçetin - Sensiz Olmaz
Levent Yüksel & Jehan Barbur - Sensiz Olmaz
Mustafa Ceceli & Sıla - Bekle
Sezen Aksu & Levent Yüksel - Vazgeçtim
Vedat Sakman & Zuhal Olcay - Sarılsam Üşürmüsünüz
7 Şubat 2011 Pazartesi
Pazartesi Sendromu
Dün vizyona girdi ‘’Aşk Tesadüfleri Sever’’. Ömer Faruk Sorak’ın yönettiği film daha vizyona girmeden izleyiciyi merak içinde bırakmıştı ki bu birkaç günde izleyen insanlar tarafından da olumlu tepkiler aldı. Gözyaşları içinde ayrılacağımız söylenen film sevgililer günü öncesinde reva mı hani :) Aşk güzel bir şey tabi ki neleri sever neleri sevmez bilinmez ama inandığınız sürece var hep. Filmi izlemedim ve de izlemeyi düşünmüyorum, DVD’sini bekleyebilirim ama şarkıları ile ilgileniyorum. Güzel bir seçki yapılmış burada. Filme adını da veren şarkı zaten tanıdık biliyorsunuz ki Murathan Mungan sözler, Müslüm Gürses yorum. Beraberinde Şebnem Ferah, Teoman, Demir Demirkan, Redd, TNK, Ozan Ünlü, Mert Çetinkaya ve bir usta Tanju Okan şarkılarından bir seçki sunuluyor. Sürpriz şarkı ise bir Bülent Ortaçgil çalışması olan ‘’Eylül Akşamı’’ ki filmin başrol oyuncusu Mehmet Günsür yorumluyor. Pasaj Müzik etiketi ile yayında.

Albümü ‘’Harikalar Ülkesi’’ yayınlandığında sahibi Zehra Belevi ile tanışma şansını bulmuştum. Dinlediğimde ve bir söyleşi gerçekleştirme şansını bulduğumda anladım ki artık kendisini yakından takip edecektim. Geçen yıllar içerisinde sahne çalışmaları dışında bir projenin içinde yer almadı Belevi ama geçenlerde karşılaştığım bir albüm beni açıkçası şaşkınlığa uğrattı. Asena daha öncesi şarkılar söyledi biliyorsunuz, çeşitli denemeleri oldu ama yorumcu kimliği hiçbir zaman bir ön safha geçemedi. Yeni bir albüm çıkarttığı haberini alınca aynı önyargı ile yaklaştım ama bir baktım ki tam beş şarkıda - ki aralarında Asena, Erman Tazegül ortaklıkları var - imzası var. Eğer işin içinde Belevi varsa bence orada dinlenilebilir, kayda değer bir şeyler olmalı. Çok merak ediyorum şarkıların tamamı ile tanışmayı ve bu albümde Asena’nın ortaya koyduğu tavrı. ‘’Çatır Çatır’’ Fa Müzik etiketi ile raflarda.
Haftanın Rakamları:
Bir iddia olduğu söyleniyor ki doğru ise bile şaka derim ben buna. Tarkan’ın Eurovision’a katılmak için istediği rakamın 5 milyon dolar olması. Kaldı ki bu isteğine TRT’nin 3 milyon dolarda anlaşalım dediği yine yazılan çizilen arasında. Bu sene katılacak olan Yüksek Sadakat’in 300 bin dolar aldığı düşünülürse varsın Tarkan katılmasın zaten bu yarışmaya. Bu kadar da yüksekten uçulmasın lütfen.
‘’Hayat bir yol gibi. Bazen öyle zor gelir ki hızla koşup hemen bir sonraki durağa varmak isteriz. Bazen öyle mutlu oluruz ki zaman dursun, hiç ilerlemeyelim diye düşünürüz. Bazen tek bir anda donup kalırız. O an zihnimizde donar, ruhumuzda donar. Bir fotoğraf gibi. Gelenler, gidenler her şey donar. Bizimle birlikte doğanların, terk edip gidenlerin, sonsuza yelken açanların her şeyin donup kaldığı o anda fonda bir müzik olacaksa eğer, Ogün bu albümde her biri için şarkılar yazmış. Çünkü yaşamış, donup kalmış ve ancak içinden geçen müzikle birlikte bir sonraki adımı atmış gibi. Sanki müzikle bir kez daha yola çıkmış gibi. Sen gibi. Ben gibi.’’ Böylesi güzel bir sunumla tanıtılıyor Ogün Sanlısoy’un yeni albümü; kesemedim - kırpamadım; harika bir tanıtım metni olmuş her kim kaleme almış ise tebrik ederim. 12 sözü ve müziği kendisine ait olan bir tanesi o unutulmayan ‘’Anma Arkadaş’’ coverı ile müzisyenin yeni albümü ‘’Ben’’ bugünden itibaren raflarda.
Son albümü ‘’Kayıp Çocuk Masalları’’nı dinledikten sonra ilk albümünden bu yana kendisini yeniden bir performansla dinlemek için yanıp tutuşmaktayım. Cem Adrian’ın ben de sağlam bir etki bırakan bu şarkılarını bu Çarşamba günü dinlemek adına Hayal Kahvesi Beyoğlu’nun yolunu tutabilirim. Hem sonrasında da Özge Fışkın sahne alacak ki nefis bir gece - geçit olur. Mekan bu sene çok sağlam bir kadro ile yola devam ediyor. Ay içinde Suzan Kardeş, Jülide Özçelik, Aylin Aslım, Bulutsuzluk Özlemi, Aslı Gökyokuş, Erdem Yener, Ceylan Ertem gibi müzisyenlerin konserleri olacak.
Ve bildiğiniz üzere 14 Şubat’a az kaldı. 14 Şubat günü kim nerede sahnede olacak haftaya bugün Sevgililer Günü Sendromu ÖZEL’de sizlerle birlikte olacağız. Bir gün öncesi ‘’Pazar’lık’ta özel bir seçki yapacağız ki o gün sizi yalnız bırakmaması gereken şarkıları sunacağız. Ayrıca kk.net adresimizde özel bir dosya ve seçki yine sizleri bekleyecek. Velhasıl bizi izlemeye - dinlemeye takip edin efendim.
Ve geçen hafta hepimizin bildiği üzere Defne Joy Foster’ı kaybettik. Her ölüm kalpte bir yara ama genç ölümler bir başka acı gerçekten, üstelik böylesi hayat doluyken. Müzik dünyasını yakından takip edenler de bilirler ki onlar da acı bir kayıp yaşadı geçen hafta içinde. Müzisyen Tarık Öcal’ı da kaybettik. ‘’Gitar Alaturka 1 - 2 - 3’’ başta olmak üzere çeşitli enstrümantal albümlere imza atan sanatçı bugüne kadar Esin Afşar, Alpay gibi müzisyenler ile de çalıştı. ‘’Düttürü Dünya’’, ‘’Ses’’, ‘’Bir Avuç Cennet’’, ‘’Pehlivan’’ filmlerinin müziklerini yaptı.
Yıllar öncesine gittim dün gece, o eski yazlara. Bir şarkıydı, bir senfoniydi ki ‘’Still Got The Blues’’ nasıl bir aşkla çalardı akşamlarımızda. Ve sonrası yıllarımızda nerede çalarsa çalsın, karşılaşırsak karşılaşalım bizi öyle bir avucuna almıştı ki hiç bırakmamıştı. Dün gece, evet; Gary Moore’da hayata gözlerini yumanlardandı ki bu kez onun anılara değil onun anısına dinledim bu haberi almamla. Hepsi huzur içinde uyusun.

Müziğin Sustuğu Yerden Alternatifler:
Öncelikle iki yeni diziye daha başladım. Geçen hafta da bir diziye başlamıştım ki bu yenilik iyi geldi. İlk tavsiye edeceğim dizi ‘’The Cape’’. Suç oranının arttığı bir şehirdeyiz ve bir şirket polis teşkilatı da başta olmak üzere her yeri kendi tekeline alarak dünyaya hükmetmeye hazırlanıyor. Ailesi ile mutlu bir yaşam süren Vince Faraday isimli bir polis memuru bu komplonun kurbanı oluyor ve tek başına bir mücadelenin içine giriyor. Yani yeni bir kahraman ile karşı karşıyayız ki sağlam oyuncular ile uzun bir serüvene çıkıyor gibiyiz. Bugün 6’ncı bölümü yayınlanacak olan dizide en son ‘’The Tudors’’ ve ‘’Flashforward’’ isimli dizilerde de başarılı oyunculuğu ile izlediğim James Frain büyük bir renk. Kahramanımız Pelerin’i canlandıran oyuncu ise David Lyons; ben ilk kez karşılaşıyorum kendisi ile zaten uzun bir kariyeri yok.
‘’Scoundrels’’ bir diğer yeni dizim. Dizi yaz sezonunda 8 bölüm yayınlanmış ve daha sonra yayından kaldırılmış. İlk iki bölümü izledim ve bu nasıl olur dedim, diğer bölümlerde tamam lezzet düşmüş olabilir ama keyif almaya devam edeceksem de üzülürüm hani. West ailesi pek de normal bir aile değil. Sıradışı bir hayatları var ki her üyesi kendi içinde suç potansiyeli; bundan vazgeçmeye çalışma çabaları ise ayrı trajedi. Dizinin oyunculu kadrosu da bir hayli başarılı. Özellikle evin annesini oynayan Virginia Madsen bugüne kadar birçok yapımda rol almış ama çok fazla öne çıkmamış bir oyuncu. Bu arada artık bir ‘’24’’ fanatiği olarak oradaki her karakterle başka bir dizide - filmde karşılaşınca çok heyecanlı olacağımı biliyordum. Bu dizide karşıma Carlos Bernard çıktı yani Tony Almeda’mız; büyük sürpriz oldu.
Ötesinde yayınına kısa bir ara verilen ‘’Nikita’’ nefis bir bölümle yeniden merhaba dedi. Bu da geçen haftamı renklendirdi. Tempom diziler adına çok iyi, bu koşuşturmayı özlemişim.
Oscar’a Doğru: The Kids Are All Right
Yönetmen: Lisa Chodelenko
Oyuncular: Annette Bening, Julianne Moore, Mark Ruffalo, Mia Wasikowska, Josh Hutcherson
Nic ve Jules, yapay döllenme ile üstelik iki kere çocuk sahibi olan bir lezbiyen çift. Çocuklar bir gün geliyor ve büyüyorlar. Paul ise donör babaları ve bir gün onunla tanışmak istiyorlar. Paul’ün hayatlarına girmeleri ile aile düzenleri tamamı ile değişiyor ve yepyeni bir süreç başlıyor kahramanlar için.
Film 68. Düzenlenen Altın Küre ödüllerinde en iyi komedi filmi ödülünü kazanırken Bening’e de en iyi Komedi - Müzikal oyuncusu ödülünü getirmişti. Film şimdi dört dalda Oscar’a aday. En iyi film, kadın oyuncu (Bening), yardımcı erkek oyuncu (Ruffalo), orijinal senaryo olmak üzere. Bening’in ödülü almasını isterim ama Portman gibi bir rakip ile karşı karşıya. Portman’ın ödül almasına kesin gözü ile bakılıyor ama Bening’de alırsa şaşırmayacağım. Ruffalo için aynı şeyleri söyleyebilmem için diğer oyuncuları da izlemem gerekiyor. Sıkılmadan izlediğim, gayet güzel bir akışı olan bu filmin geceden sadece senaryo dalında ödül alarak ayrılacağını düşünüyorum. Julianne Moore ile nerede olursa olsun karşılaşmak öyle güzel ki; bu notu da eklemeden geçmek istemiyorum. Bening oyunculuğunun öne çıkan yanına hiçbir itirazım yok ama Moore yine her zamanki gibi büyüleyici.
Haftanın diğer izlediğim filmlerine gelince ki burada karşımda bir lezbiyen çift vardı. ‘’Release’’ isimli izlediğim bir diğer filmde de gay bir çift ile karşı karşıya kaldım. 2010 İngiltere yapımı olan filmde bir mahkum ile gardiyanın ilişkisi anlatılıyor ki bir kere oyunculuk çok kötü ve ilerleyen dakikalarda başlardaki tempo iyice dağılıyor ve psikolojiniz fazla zorlanıyor. Kesinlikle uzak durulmalı.
Aslında iyi bir temposu ve oyuncu kadrosu olan ‘’Cleaner - Temizlikçi’’ içinde aynı şeyleri söyleyeceğim. Samuel L.Jackson her zamankinden farklı değil, Eva Mendes yine çok güzel, Ed Harris ayrı usta ama filmin ilginç bir konu üzerine kurulu, sürpriz de bir finali var ama çok ağır yol alıyor ve kısa sürede anlatılıp çözülebilecek bir durumu uzattıkça uzatıyor. Emekli bir polisin karşılaşmış olduğu suçlamalar karşısında hakkını arama mücadelesi kaosu.
‘’Tournament - Turnuva’’ ise yine merakla izlediğim bir film oldu ayrı. Son yıllarda bu tarzda filmler bir hayli çekilmeye başlandı ki gerçekle alakası uzaktan yakından olmasa da sürüklüyor mu sürüklüyor. Bir kasaba var ve kasabaya otuz tane azılı suisktçı salınıyor. Oyunun amacı öldürmek ve birinci olabilmek. Ama bu işi organize edenleri de çeşitli sürprizler beklemiyor değil. Oyuna istemeden de olsa dahil olan bir alkolik rahip bütün dengeleri alt üst ediyor. Muhteşem bir şey beklemeyin ama şöyle bir süreliğine bu kasabaya bir uğrayalım da demeden geçmeyin karşılaşırsanız bir yerde.
Perşembe günü Yelda Karataş’ın sunduğu Akın Vardar’ın müzikleri ve katılan şairlerin şiirleri - şarkıları ile devam ediyoruz ‘’Şiir Aşkına’’ gecelerine. Nar-ı Mekan’da gerçekleştirilen etkinliklerin bu haftaki konuğu Ertan Mısırlı olacak. Yolu düşenleri bekliyoruz.
Güzel bir hafta dileklerimle.
6 Şubat 2011 Pazar
Güneş Şarkılar

Aylin Urgal - Güneş de Doğar
Çiğdem Gürdal - Bir Güneş Ki Doğmayacak
Ersen - Güneşe Dön Çiçeğim
Gülcan Altan - Güneş Bir Kere Doğdu
Haluk Levent - Güneşin Battığı Sahilde
İdil Üner – Güneşim
Kızılırmak - Güneşin Olsun
Mustafa Keçeli - Güneş Işığı
Sarp Maden - Güneş ve Bulut
Serap Yağız & Suların Uğultusu - Güneş Olmalı İnsanlar
Zülfü Livaneli - Güneş Topla Benim İçin
4 Şubat 2011 Cuma
Son Rocker: Nilüfer

Böyle bir albüm gerekli miydi? Belki evet zira uzun zamandır Nilüfer’den kayda değer şarkılar dinleyemiyorduk ve bir konsept albüm durumu kurtarabilirdi. Aslında hayır demem için de sebeplerim var ama bunları albümü dinledikten sonra pek de önemsemiyorum sanki. Çünkü karşımızda belli ki özenle hazırlanmış bir çalışma var ve muhalif durmak istemiyorum karşısında.
Öncelikle albümde yer alan şarkılar içinde kuşkusuz en öne çıkanı ya da çıkacak olanı Şebnem Ferah ile yorumladığı ‘’Erkekler Ağlamaz’’. Zaten çok güzel olan bir şarkı düzenlemesi ve Şebnem Ferah’ın güçlü sesi ile çok ayrı bir lezzet bulmuş. Daha öncesi ıvız zıvır birçok şarkıyı cover yapan solistler, gruplar acaba bu şarkı için neredeymiş?
Albümde ikinci şarkıyı bu yıl ki Eurovision temsilcimiz Yüksek Sadakat ile yorumlamış Nilüfer. ‘’Göreceksin Kendini’’ de en az ‘’Erkekler Ağlamaz’’ kadar nefis bir şarkı ama bayan bir vokalle bana daha iyi bütünlenirmiş, etki yaratırmış gibi geldi ama yorumu ve düzenlemeyi beğenmedim anlamında değil bu.
Üçüncü şarkı olarak ‘’Ara Sıra Bazı Bazı’’ seçilmiş ki sanatçının ilk 45’liklerinden. Adıma çok öne çıkan bir Nilüfer şarkısı olamadı hiçbir zaman ama bu albümde Malt grubu ile öyle bir yorumlanmış ki bu kadar heyecanlanacağımı bilemezdim. Malt grubuna özellikle büyük bir artı kazandıracağı kesin. Albümde en beğendiğim yorumlardan.
Albümün düzenlemeleri sanatçıların ya da grupların kendilerine ait olması tercih edilirken bir istisna Teoman ile seslendirdikleri şarkı olan ‘’Sensiz Olmaz’’a Atilla Özdemiroğlu imza atmış. Diğer şarkılara göre tempo biraz daha düşük ama Teoman ile Nilüfer’in bu düeti birkaç dinlemede sizi kesinlikle sarmaya yetiyor. İkilinin yan yana gelmesi ve beraberinde doğru bir şarkı seçmesi durumu söz konusu.
Sıradaki şarkı ise ‘’Haram Geceler’’. Nilüfer bu şarkıyı Gece Yolcuları ile birlikte yorumlamış ki Adnan Ergil’in bu şarkısı doğası ile çok naiftir. Ben o bildik sakinliğinde dinlemeyi tercih ederim her zaman bu şarkıyı. Bu düeti şarkı seçiminden dolayı pek doğru bulmadım. Başka bir şarkı ile çok daha rock sularında gezilebilirdi bu yolculukta.
Yine sanatçıya ait önemli bir şarkı da ‘’Hey Gidi Günler’’dir ki bu şarkı albümde Ogün Sanlısoy ile birlikte seslendirilmiş. Bugünlerde yeni albümü ile dinlemeye hazırlandığımız Sanlısoy varlığı ile albüme çok önemli bir katkı elbette ama şarkı tartışmaya açık. Kötü değil ama albümün içinde çok fazla öne çıkabilir mi sanki zaman gösterecek.
Badem grubu hakkında çok fazla bilgim yok ve aklımda tek bir şarkıları var sadece. O şarkıdaki yorumu düşününce ve birlikte yorumladıkları ‘’İntizar’’ı dinleyince kafamda bir kopukluk olmuyor. ‘’İntizar’’ şarkısı birçoğumuzun zaten ezberindedir ki birçok sanatçı da yeniden yeniden yorumlamıştır geçen yıllar içinde ama rock versiyonu biraz olmamış gibi.
Albümün en enteresan düetlerinden bir tanesi de Hayko Cepkin ile gerçekleşmiş. ‘’Aşk Kitabı’’ özünde sözünde yakıp yıkan şarkılardandır en başta ve her versiyonu düşünülebilir de bir gün rock bir şekilde karşımıza çıkacağına inanamayabilirdik. Belki başkası yapmış olsa kesinlikle burun kıvırabilirdik. Ama albümde başka bir yerde bu şarkı kesinlikle ve özellikle finaline yakın çok daha başka bir yerde.
‘’Unut Gitsin’’i eminim hepimiz yıllardır büyük bir keyifle dinlemişizdir ama alıp da şarkıyı çok öte bir yere götürmemişizdir. Hani saklı hitlerdendir adeta ki bu albüme dahil olmasına sevindiğim şarkılardandır. Şarkıyı Cingi ile yorumlamış Nilüfer ve sesler birbirine çok güzel uymuş, küçücük de olsa rahatsız edici bir şey yok şarkıda.
Aynı bu şarkı gibi adeta patlaması için bu albüme saklanmış olan ‘’Uzak Dur Ateşimden’’i dinliyoruz sırada ve kendisine Rashit grubu eşlik ediyor bu kez. Kendilerini en son Gönül Yazar ile bir enteresan düette de dinlemiştik ama bu kesinlikle çok daha başarılı, çok daha güzel bir uyum olmuş. Mesela bu şarkının stüdyo sürecinde orada olmayı çok isterdim.
Son iki şarkıda ise Nilüfer’e TNK ve 4X4 eşlik eşlik ediyor. TNK ile yorumladığı ‘’Selam Söyle’’, 4X4 ile yorumladığı ‘’Kim Arar’’ oluyor. Öncelikle grupların albümde olmalarına sevindim; genç soluklar ve sağlam çizgiler ki önümüzdeki günlerde adlarını daha sık duyacağıma eminim. Şarkılara gelince albümün çizgisinden uzak değil. Mesela bu albümde değil de kendi albümlerinde bu coverlar olsaydı daha çok öne çıkarlardı ayrı.
Albümün kapak fotoğraflarını Mehmet Turgut çekmiş. Turgut’un imza attığı hangi iş kötü ki bu olsun. DMC Müzik etiketi ile raflarda yerini alan albümün kayıtları Ozan Çolakoğlu’nun süpervizörlüğünde gerçekleşmiş.
Yine, yeni, yeniden Nilüfer ile buluşmanın tadı uzun zaman üzerimizden gitmeyecek.