31 Ocak 2011 Pazartesi

Yokluğu 12. Yılında


Aramızdan ayrılalı 12 yıl oldu. Unutmak kolay değildi, onu unutmadık ve çok özledik öyle değil mi?

''Barış Manço'nun Evinde Buluşma' adıyla 31 Ocak akşamı düzenlenecek etkinlikte, müzik dinletileri sunulacak. 3 Şubat'ta, Moda'dan kalkacak Barış Manço Vapuru ile boğaz turu yapılacak ve Manço'nun Kanlıca'daki kabri ziyaret edilecek.

Hafta boyunca Barış Manço'nun evinde, 1 Şubat'ta oğlu Doğukan Hazar Manço, kardeşi İnci Manço İlbay, 2 Şubat'ta arkadaşları Ender Önen, Batur Pere, 3 Şubat'ta Eser Taşkıran, Celal Güven, 4 Şubat'ta Cahit Berkay, 5 Şubat'ta Tamer Şahin, 6 Şubat'ta Ahmet Güvenç, Cihangir Akkuzu, 7 Şubat'ta Ayşegül Aldinç ve 8 Şubat'ta da Hasan Uğur Epirden, Hulusi Tunca ve Nurcan Sabur ile çeşitli söyleşi ve dinletiler gerçekleştirilecek.

Belediye, ailesi ve 'Barış Manço 7'den 77'ye Dolu Dizgin Barış ve Sevgi Derneği'nin katkılarıyla düzenlenecek etkinlik haftası boyunca, Barış Manço'nun evi ücretsiz gezilebilecek.

Pazartesi Sendromu


Pinhani’den bir sürpriz var. Öncelikle son yıllarda çok sevdiğim grupların başında geliyor kendileri. Biz onlardan yeni bir albüm beklerken bir şarkı çıkageldiler. Üstelik hiç öyle tek şarkı sunup üç beş para kazanma derdine düşmeden bu şarkıyı kendi web adreslerinden dinleyicileri ile paylaştılar. ‘’Yitirmeden’’ çok güzel bir şarkı olmuş gerçekten ayrıca da anlamlı. İlk albümlerini kaydeden Tanju Duru’nun anısına ithaf yayınladıkları şarkı sözleri ile özellikle bir başka çekiyor insanı içine. ‘’Ömür sanki bir karakutuymuş, gün gelince herkesin açılmış, ama sorarsan hep geç kalınmış’’ derken şarkı dinlemekte de lütfen geç kalmayın. http://pinhani.com/site/index.php Grup ayrıca 11 Şubat’ta Balans Jolly Joker’de bir de konser gerçekleştirecek.

Haftanın bir diğer güzel sürprizi de özellikle caz müziği sevenleri memnun edecek. Caz müziğin ülkemizdeki önemli mekanlarından olan Nardis Jazz Club özel performanslarından oluşan bir kayıt sunuyor. Adı ‘’Live At Nardis Jazz Club’’ olan çalışmada yer alan dokuz şarkı bu tarzın önemli yorumcularından aynı zamanda. Oğuz Büyükberber’den Kamil Erdem’e, Sibel Köse’den Meltem Ege Quartet’e bir saatlik dolu dolu bir yolculuk. Bu tarz mekanların her zaman böylesi güzel alternatifler yaratma şansı hep var zaten olmalı, nice performans öyle orada yaşanıp kalmamalı ve bir şekilde kayıt altına alınarak böylesi dinleyiciye ulaştırılmalı. Nardis’e tebrikler, bu serinin devamının olmasına kimsenin itirazı olmayacak.

Ne yalan söyleyeyim göz göre bir ismi unutmuşum oysa ki ilk albümü ‘’Duy Sesimi’’ ile sesini duymuş ve ayrı saklamıştım bir zamanlar. Ama geçen süre içerisinde kendisi nerelerde diye niye sormamışım acaba? Velhasıl Efsun geri dönüyor. Yarından itibaren Pasaj Müzik etiketi ile yayınlanacak yeni albümünün adı ‘’Sensiz Olmalıyım’’. Tüm sözlerin kendisine müziklerin yine kendisi ile birlikte Özer Dönerkaya’ya ait olduğu albümün çıkış şarkısı olarak ‘’Yavaş Yavaş’’ seçilmiş. Zaten albümün kısa tanıtımı ile karşılaştığımda bir an önce dinlemek adına heyecanlandım. Dileriz bütününde de albümün aynı heyecanı duyarız ve yıllar sonra yeniden karşılaştığımız için çok mutlu olduğumuzun altını çizeriz.

Çarşı - Pazar/tesi:

TRT Arşiv serisi bildiğiniz gibi birçok albümü CD olarak yayınlayarak arşivcileri özellikle memnun etti. Kaldı ki birçoğu gerçekten hazineydi ve başka bir şekilde bunlara ulaşmanın imkanı yoktu. Mephisto mağazası TRT arşivinden birçok CD’yi ve hatta DVD’yi indirime sunmuş. Gördüğümde akın akın alıyordu insanlar bilginiz olsun :)

Haftanın Arızalığı: Alkollü içecek markalarının destek verdiği etkinliklerde yaş sınırı uygulaması başladı. 24 yaşın altındaki gençler artık Babylon’da bir Shantel konseri izleyemeyecek mesela ya da Naim Dilmener’in çalacağı partilerde dans edemeyecek. Bugünlere nasıl geldik hala inanamıyorum.

Okulların yarı yıl tatiline girmesi ile her yeri ördekler, şirinler, cinler, sardı e fırsat fırsattır herkes kazanacak bir yol buluyor kendine. Ama bu süreç içerisinde ilginizi çekeceğini düşündüğüm ve asla kaçırmamamız gereken konserler de var elbette. Haftanın etkinliklerine dokunalım hemen.

‘’Şarkıları bizi kendi aşk hikayelerimizle yüzleştiriyor. Ve öyle bir yere bırakıyor ki, en çok hayal kırıklıklarımız göze çarpıyor. Dahası, onu şarkı söylerken dinledikten sonra herhangi biri aynı hataları yapmak istiyor; çünkü tutku içinde herhangi bir kural, sağduyu, tedbir ya da pişmanlığa yer yok’’ demiş onun için Pedro Almadovar e başka da söze gerek var mı hani. Efendim; Buika bildiğiniz üzere flamenco ile cazı bir araya getirerek sunduğu lezzet ile bizi alıp buralardan götüren Kübalı bir kraliçe. CRR’de 04 Şubat akşamı dinlemek için hiç düşünmemek lazım. Koşalım.


Bir gün sonrası yani 05 Şubat Cumartesi günü ise Bostancı Gösteri Merkezi’nde Kardeş Türküler konseri olacak. Tüm biletler 18 YTL’ye satılıyor. Uzun bir aradan sonra mekan ardı ardına konserlere hazırlıyor kendini. 11 Şubat’ta Zülfü Livaneli, 12 Şubat’ta Ferhat Göçer, 19 Şubat’ta Anadolu Ateşi, 20 Şubat’ta Ceza - RedMan konserleri olacak ay içinde. Bir zamanları düşünüyorum hani, bir konserler olurdu ki hani öyle bir gün değildi hem de. Sezen Aksu gelirdi mesela ve ama bir hafta ama iki hafta aralıksız her gece tekrarlanırdı. Şimdi nerede, hem de bu hayat pahalılığında, hem de o eski renginde mi her şey? Değil.

Müziğin Sustuğu Yerden Alternatifler:

Geçen hafta içinde yeni bir dizim daha oldu. Adı: Chase. Polisiye dizilerine benim gibi tutku ile bağlananları öncelikle tatmin eder mi eder. İlk sezonu geçen sene başlayan dizi şu ana kadar 12 bölüm yayınlanmış. Dizinin as kızı Annie ki bu nasıl bir sarışınlıktır; kendisini daha önce ‘’Damages’’ isimli dizide bir iki bölümde izlemiştim ama burada ne güzel ki daha çok izleyeceğim. Ayrıca Prison Break’in Sucre’si Amaury Nolasco ve Desperate Housewives’ın John’u Jesse Metcalfe ile de yeniden karşılaşmak güzel.
Haftanın asıl sürprizi ‘’Spartacus: Gods Of The Arena’’nın başlaması oldu kesinlikle. Spartacus’ümüz Andy Whitfield malum hastalığına yakalanınca dizinin yapımcılarının aklına gelen aslında başta gereksiz gibi görünen ama izleyince tadını aldığımız enteresan bir proje. ‘’Spartacus: Blood And Sand’’i izleyenler bu dizide geçmişe dönecekler ve başta Batiatus olmak üzere bazı kahramanların önceki hayatlarına tanık olacaklar. Dizi 6 bölüm ile tamamlanacak ve Whitfield bir sahnede seyircilere sürpriz yapacak ki büyük bir ihtimalle final bölümünde olacak. Dizinin ilk bölümünü büyük bir heyecanla izledim ki birçok kahramanı özlediğimi fark ettim. Ayrıca Jaime Murray ile karşılaşmanın da ayrı sevincini duydum. Bu kadın kesinlikle daha çok karşımıza çıkmalı.

Filmlere gelince çok detaylara girmek istemiyorum çünkü çok öyle yazmaya değecek bir yapımla karşılaşamadım bu hafta. İzlediklerimi bu hafta izleyeceklerim ile birlikte önümüzdeki hafta anlatabilirim belki.

Bir ayın son günü; yarın yepyeni bir ay bizimle karşılaşmayı bekliyor. Her ayın ilk günü olduğu gibi sitemiz de en yeni konukları ve en yeni yazıları ile ayrıca sizlerle buluşmaya hazırlanıyor. Hepinizi yarın sayfalarımıza bekliyoruz.

Ayrıca müzik dünyasında OCAK ayının en iyilerini, en kötülerini sizler için seçtim. Bundan böyle her ayın ilk günü bir önceki ayın seçkisini yapacağım sizlere. Yarın yine görüşmek üzere o halde; güzel bir hafta ve güzel bir ay olsun şimdiden.

30 Ocak 2011 Pazar

Pazar'lık - Ankara Şarkıları


'’Pazar’lık’’ geçtiğimiz haftalarda sizi ‘’İstanbul’’ şarkıları ile buluşturmuştu. Şimdi sırada bir diğer ilimiz, başkentimiz ‘’Ankara’’ ve şarkıları var. Oralarda güzel kalplerin attığını biliyorum ve bu şarkıları birlikte dinleyelim istiyorum. Ankara’ya sevgiler olsun.

Ali Can - Ankara'da Yedik Taze Meyvayı
Arif Sağ - Ankara Divanı - Su Sızıyor - Topal Oyun
Gülşen Kutlu - Ankara Misket
Haluk Levent - Ankara
Haramiler - Kar Yağıyor Bugün Ankara'ya
İlhan Şeşen & Zuhal Olcay - Ankaradan Abim Geldi (Live)
Nazan Öncel - Ankaralı Sevgilim
Nesrin Sipahi - Ankara Rüzgarı
Servet Kocakaya - Ankara
Vedat Sakman - Ankara'da Aşık Olmak
Vega - Ankara
Yılmaz Erdoğan - Ankara

24 Ocak 2011 Pazartesi

Pazartesi Sendromu

Kar kapıda diyorlar ama yılmak yok güzel bir hafta da hemen yanıbaşında. Bir ayın son haftasına doğru adeta her gün her yerde dolu dolu bir gün yaşamanız mümkün. Bu hafta sendroma farklı bir sunum getirelim ve önce haftanın önemli etkinlikleri üzerinde şöyle bir göz gezdirelim.

Nerelere Gidelim:

Salı:

Hemen söylüyorum ki günün en önemli etkinliğini geçen sayfalarımızda da ayrıca duyurmuştum. Kot Kumlama İşçileri Dayanışma Komitesi ‘’Sesimiz Nefesimiz’’ isimli bir etkinlik daha düzenliyor. Bu uğurda birçok insan hayatını kaybediyor bu gerçek ki ne güzel bir amaç uğruna bir araya gelinmiş; katılamasanız bile belki destek verebilirsiniz. MKM Attila İlhan Salonu’nda saat 19:00’dan itibaren gerçekleşecek konseri ve diğer bu konu hakkında tüm bilgileri http://www.kotiscileri.org adresinden alabilirsiniz.

Çarşamba:

Uzun zamandır kendisini canlı canlı dinleme şansını bulamamıştık. İlhan Şeşen’i özleyenler o gün soluğu Sakman’da alsın dilerim. Bu arada mekanın güzel sahibi Vedat Sakman cephesinden güzel bir haber geldi ki uzun zamandır beklediğimiz albümü Şubat ayında bizlerle buluşacak. O kadar heyecanlıyım ki :)

Perşembe:

Günün birkaç alternatifi var adıma ki tavsiyelerim aynı zamanda. Alp Bora’yı sitemizde konuk olarak ağırlamıştık. Avusturya’da yaşayan ve grubu Nim Sofyan ile müzik yolculuğuna devam eden müzisyen Nublu’da bir konser verecek. Alp Bora Quartet adı altında ücretsiz olarak dinlenebilecek ve aynı gece ayrıca Sarp Maden’de sahne alacak. İndigo’da ise Hüsnü Arkan ve yeni albümü ‘’Solo’’dan şarkılar dinleyeceğiz. Konsere konuk sanatçı olarak Birsen Tezer’de katılacak ki düşünün artık ziyafeti. İzmir’de olanlar ise Jehan Barbur’u Bios Bar’da dinleyebilirler.


Cuma:

Uzun zamandır dikkatimi çekiyordu. Jolly Joker Balans’ı mekan olarak severim ama bir dinleyici olarak protesto etme zamanı artık kendilerini. Geçenlerde Emre Aydın ve Teoman konserlerinde dikkatimi çekmişti şimdi de o gün gerçekleşecek MFÖ konserine bir göz attım durum aynı. Biletix rakamı ile 56 TL ki bu hayat pahalılığı karşısında, bu alternatifler içinde hani biraz yüksek bir rakam değil mi bu? Aynı gün Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde Suzan Kardeş & Bekriya Band sahne alacak ve 20 TL giriş çok ama çok daha eğlenirim gidecek olsam.

Cumartesi:

Tek bir alternatif sunacağım ki giderseniz deli gibi eğlence garanti. Naim Dilmener ve Sarp Dakni ile 45’likler gecesi bu kez Zeliha Sunal’ın da dahil olması ile ayrı bir keyifli geçecek. Babylon beni kasan bir mekan açıkçası ama bu ekibin daha önceki sahnelerinde bulundum ve çok eğlendim. Yine gideceğim, yine eğleneceğim.

Pazar:

E artık evde oturun :)


Neler Dinleyelim:

Valla günlerdir tek bir albüme kilitlendim. Aslında yeni bir albüm değil ama geç de olsa yakaladığım fırsat adına çok mutluyum ki bunu çifte katladım ve kendisi ile bir söyleşi gerçekleştirdim. Ayın 1’inde sayfamızda sürpriz olmasını diliyorum. Ötesinde beni heyecanlandıran bir albüm yok ama dinlemeye almayı düşündüklerim var. Gerçekten ortalığı toplama albümler ve best of’lar bastı ki sıkıcı bir ay sonu yaşıyoruz.

Rock müzik sevenleri mutlu edecek birkaç alternatif var. ‘’Av Mevsimi’’ isimli filmde yer alan ‘’Benden Adam Olmaz’’ı da seslendiren Ete Kurttekin’in albümü ‘’Suyun Üstüne’’ dikkatleri çekecek gibi. Cenk Eroğlu ile bir ortak bestenin dışında (Bu arada Cenk Eroğlu’da bir albüm yapsa ya hani) tüm sözler ve müzikler kendi imzasında. Ayrıca bugün çıkacak bir albüm ki adı ‘’Bu Işık Ne’’ Arkabahçe’nin ikinci çalışması. Grubun ilk albümleri ‘’Evindesin’’ çok fazla öne çıkmamıştı ve bu albüm adına cephelerinde neler değişecek bekleyip göreceğiz.


Haftanın en büyük sürprizi aslında bir albüm değil DVD oldu. Grup Yorum bildiğiniz üzere geçen sene 25. Yılını İnönü Stadı’nda verdikleri bir konserle kutladı. İşte o DVD nihayetinde raflarda yerini aldı. İki DVD’den oluşan sette ilk DVD konser görüntülerinden oluşuyor. İkinci DVD’de ise konser hazırlığı, röportajlar, tanıtım çalışmaları ve provaları kapsayan bir belgeselden ve iki şarkıdan oluşuyor. Bu hafta içinde mutlaka edinmeli ve daha nice 25 yıl dilemeli.

Çarşı - Pazar/tesi:

Whitney Houston sevenler D&R’a koştursunlar hemen. Sanatçının dünden bugüne bütün önemli hitlerinin videolarının, konser performanslarının ve ayrıca söyleşilerinin yer aldığı ‘’The Ultimate Colection’’ sadece 14.99 TL. Ayrıca son albümü ‘’I Look To You’’ yine aynı fiyatla satışta olurken o unutulmaz film olan ‘’Bodyguard’’ın o unutulmaz soundtrack albümü de 9.90 TL.

Neler İzleyelim:

Öncelikle yayınlandığı günlerde sinemalarda büyük ses getiren ‘’Red’’i ne zamandır izlemek istiyordum. Film çok güçlü bir ekibe sahip ki sırf bu yanı ile bile izlemeyi gerektiriyor. Bruce Willis, Morgan Freeman, John Malkovich, Helen Mirren, Mary - Louise Parker, Karl Urban ki daha ne olsun. Emekli CIA ajanı Frank Moses sakin bir emeklilik yaşadığını düşünürken birdenbire bir saldırı ile karşı karşıya kalır. Bu işten tek başına sıyrılması mümkün değildir ki eski takım arkadaşlarını toplar ve olayı çözmeye başlar. İki saate yakın bir zamana yayılan filmden hiç sıkılmadan ve bir an ekrandan gözümü ayırmadan ayrıldım.


Filmde başarılı bir performans sergileyen Karl Urban’ın yine başrolde olduğu bir başka filmi daha izledim geçen hafta içinde. ‘’Yüzüklerin Efendisi’’ serisi ile yıldızı parlayan oyuncunun şimdi bahsedeceğim filmi belki de rol aldığı filmler içinde en gereksiz olanı. ‘’And Soon The Darkness - Ve Karanlık Yakında’’ yıllar önce çekilmiş olan bir filmin günümüz versiyonu ama tamamen gereksiz bir durum. İki kız arkadaş seyahatlerinin son gününde kaldıkları kasabada çeşitli gariplikler ile karşılaşıyor. Film vasat olmasına rağmen kendini izlettiriyor ama sonunda anlıyorsunuz ki bir hiç uğruna koşturmuşsunuz.

‘’The Dreamers - Düşler, Tutkular ve Suçlar’’ bir Bernardo Bertolucci filmi. Isabelle ve erkek kardeşi Theo, anne babaları tatile gittiğinde Paris’te öğrenim gören Amerikalı öğrenci Matthew''u sevlerine davet ederler. Üçlü, evde kaldıkları süre boyunca kurallarını kendilerinin koydukları akıl oyunlarıyla birbirlerinin duygularını ve cinselliklerini keşfe çıkarlar. 1968 yılı Fransa’sında geçen film konusu kadar bazı cesur sahneleri ile de dikkat çekiyor. Genel olarak sitelerde yazılan yorumlarda öne çıkan şey içeriğinden biraz rahatsız olunduğu ve finalinin beklenileni vermediği.

Çarşı - Pazar/tesi:

Her yerde 19.99 TL ama sizin için yakaladım ki Fatih Akın’ın son filmi ‘’Soul Kitchen’’ Mephisto Kitabevinde 9.99 TL. İzlememiş olanlar için güzel bir fırsat ki daha ucuza düşer mi bilinmez.

Güzel bir hafta olsun hepimize (:

23 Ocak 2011 Pazar

Pazar'lık - Sokak Şarkıları

sokaklar tekin değil, hava soğuk, üşürsün
yün eldiven tak, parmak izin bulaşmasın kente
haydi son kez sevişelim o yanlış evlerde
o trenin vagonuna asalım derimizi
nazlanma; yanlış bir adres daha ver bana
bak bir elmanın tombul kurdu gibiyiz
kırık bir şemsiyenin sapı gibiyiz senle

‘’Sokaklar Tekin Değil’’ Altay Öktem’in en sevdiğim şiirlerindendir. Ne mutlu ki geçtiğimiz günlerde kendisinin sesinden dinleme şansını da buldum bu şiiri. Sonra çıktım sokağa şarkısını mırıldana mırıldana karıştım sokaklara. Ama boş ama çıkmaz ama ara bir sokak ama İstanbul’da ama Ankara’da ama içinden kuş geçen bir sokak; düşündüm de hepsi aynı kapıya çıkıyor. Sokaklar bizim, hepimizin.

Ajda Pekkan - Boş Sokak
Erkin Koray - Ankara Sokakları
Gül Erda - Caddeden Sokaklara
Işıl Yücesoy - Çıkmaz Sokak
Kenan Yılmaz - Çıkmaz Sokaklar
Kızılırmak - Sokaklar Bizim
Kurtuluş - İstanbul Sokakları
Magilum - İçinden Kuş Geçen Sokak
Nazan Öncel - Ben Sokak Kızıyım
Orhan Atasoy - Sokakların Yıldızı
Sezen Aksu - Arka Sokaklar
Vega - Sokaklar Tekin Değil

19 Ocak 2011 Çarşamba

Kot Kumlama İşçileri ile Dayanışma Konseri


Kot Kumlama İşçileri ile dayanışma için düzenlenen "Sesimiz Nefesiniz 2" konseri 25 Ocak Salı günü saat 19.00'da Akatlar'da Mustafa Kemal Kültür Merkezi'nde.

KOT KUMLAMA İŞÇİLERİ İLE DAYANIŞMA KONSERİ

Kot Kumlama İşçileri ile dayanışma için düzenlenen "Sesimiz Nefesiniz 2" konseri 25 Ocak Salı günü saat 19.00'da Akatlar'da Mustafa Kemal Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilecek.

Konsere, İclal Aydın, Rutkay Aziz, Yavuz Bingöl, Leman Sam, Erdal Erzincan, Yasemin Göksu, Pınar Sağ, Şevval Sam, Olgun Şimşek, İlkay Akkaya, Cristiane Azem, Erkan Can, Aynur Doğan, Erdal Bayrakoğlu, Nilüfer Açıkalın, Mercan Erzincan, Veda İpek, Nevzat Karakış, Kardeş Türküler ve Kot işçileri Korosu, Mısırlı Ahmet-Galata Ritimhanesi, Marsis, Mor ve Ötesi, Sırrı Süreyya Önder, Tolga Sağ, Bayar Şahin, Gülçin Santırcıoğlu, Hüseyin Turan, Şebnem Sönmez, Özlem Taner, Ece Temelkuran, Muharem Temiz, Arto Tunçboyacıyan ve Metin Üstündağ katılıyor.

25 Ocak Salı saat 19.00'daki konserin biletleri, Biletix.com'dan da temin edilebilir.

MKM - Mustafa Kemal Kültür Merkezi, Uğur Mumcu Caddesi, No: 8 Akatlar, Beşiktaş - İstanbul

http://www.kotiscileri.org

17 Ocak 2011 Pazartesi

Pazartesi Sendromu


Haftanın ''Solo'’su: Hüsnü Arkan

Aslında çok öncesinden haber vermiştik ama bir ADA Müzik klasiği olsa gerek asla ve asla çıkacak dediği gün çıkmıyor albümleri, biz de üzülmüştük. Netice de kavuştuk geçen hafta içinde ki Ezginin Günlüğü ile yollarını ayırdıktan sonra nefis bir albümle karşımızda Arkan. Beş şarkının sözü ve müziği kendisine ait; müziklerini yaptığı diğer beş şarkının sözleri ise beş usta şairin dizeleri. Ötesi nefis bir albüm, nefis bir yolculuk ile karşı karşıyayız.

Haftanın Sanatçısı: Birsen Tezer

Arkan’ın bu albümünde bir düetleri var kendisinin ki çıktığı gün tüm İstiklal o şarkıyı ezberine aldı bile. ‘’Hoş Geldin’’ isimli şarkıda yine başarılı vokalini, kanununu konuşturdu Tezer ki sevenlerini bu sürpriz çok mutlu edecek gibi. Ötesinde Ankara ve İstanbul’daki Arkan konserlerinde konuk sanatçı olarak yer almıştı Tezer ki bu ayın sonuna doğru İstanbul tekrarı olacak ama öncesi yarın Ankaralı dinleyicilerini mutlu edecek ve Nefes Bar’da ortalığı eminiz büyük bir kavuşma izleyecek.

Cihan Güçlü ilk albümü ‘’Ama’’ için iki yıldır çalışıyormuş. 13 yaşında akordion 14 yaşında gitar ile tanıştıktan sonra Candan Erçetin’in öğrencisi olarak müzik aşkı ile yanıp tutuşmaya yıllar yılı devam ettikten sonra artık hazırmış. Pasaj Müzik etiketi ile yayınlanan albüm kuşkusuz ki Güçlü’yü bir yerlere taşıyacak. Biraz Gökhan Türkmen biraz Murat Başaran gibi bir yerde geldi sesinin rengi bana ve çok fazla çekemedi beni içine şarkılar ama bir tanesini özellikle çok beğendim. ‘’Seni Çok Özledim’’ haftamın en iyi şarkılarından biri oldu diyebilirim ki sırf bu sebepten bu albüme şans vereceğim ve daha sakin bir zamanımda detaylı olarak dinleyeceğim.

‘’Eyvah Eyvah’’ı izlemiştim ama ikincisini bugün yarın seyredeceğim. Çok keyif almıştım ve başta tüm oyuncuları beraberinde müzikleri ayrı alkışlamıştım. Şimdi devam filmi ile birlikte her iki filmde de yer alan şarkılar tek bir albümde Kalan Müzik etiketi ile dinleyicisini bekliyor. 15 şarkının yer aldığı albümde özellikle ilk filme damgasını vuran ‘’Fasülye’’ ki burada remixi ile de yer alıyor ve ikinci filme damgasını vuran ‘’Karaçalı’’ nasıl doğru bir seçimdirler ki başlı başına yetiyor. Bol bol replikli ve klarnet nameli bu soundtrack filmlerin sevenlerine keyifli anlar yaşatacaktır.


Shakespeare’ın 66. Sone’si Can Yücel’in çevirisi ile bestelendi ve son albümüne aynı zamanda adını verdi Efkan Şeşen’in. Şeşen’in ‘’Vazgeçtim’’ isimli 12. albüm çalışmasında 10 şarkı yer alıyor ve tüm besteler kendisine ait. İnsanın kendine ve topluma karşı yabancılaşması karşısında şarkılarıyla önermelerde bulunan sanatçının bu albümünde bir de Lazca türkü yer alıyor. Çok özel albümleri ve şarkıları hep oldu kendisinin ama en son yayınladığı ‘’Renkler ve Islıklar’’ serisini beğenmemiştim.

Bu haftanın konser alternatiflerine bakalım hemen. Geçen hafta da bir sahnesi oldu ki kaçıranlar olduysa eğer Jülide Özçelik Salı günü Beyoğlu Hayal Kahvesi’nde yine bir konser verecek. Aynı mekanda Cuma günü ise Aylin Aslım olacak. Çarşamba günü bir büyük ustayı Alt.da dinleme şansını bulacaksınız. Erkan Oğur Telvin projesi ile sahnede olacak o gece. Yine Cuma günü Şehnaz Sam Mask’ta sahne alacak. İlk albümü geçtiğimiz yıl yayınlanmıştı, bu ay içinde yeniden başka bir firmanın etiketi ile yeniden dinleyicisi ile buluştu. Sam’ın sahne performansını kaçırmak istemiyorum zira aldığım duyumlara inanıyorum.

Atilla Atasoy, Asya, Ayla Algan, Coşkun Demir, Ersan Erdura, Esin Afşar, Ferdi Özbeğen, Gökhan Abur, İskender Doğan, Nil Burak, Özdemir Erdoğan ve Yeliz’den şarkıları; Ahmet Güvenç, Ali Kocatepe, Ali Rıza Binboğa, Atilla Dorsay, Ara Güler, Bülent Özveren, Bedri Baykam, Erdal, Erkan Özarman, Erkan Yolaç, Figen Çakmak, Gülen Andak, Halit Kıvanç, İzzet Öz, Nebil Özgentürk, Nejat Çetinok, Sebla Özveren, Suna Keskin, Ülkü Tamer ve Yıldız Kenter, Zeliha Sunal’dan anları, anıları hani özetinde bir çınara dair tüm her şey. Ustalara Saygı buluşması kaldığı yerden Selmi Andak ile devam ediyor. Saat 20:00 itibari ile yolunuz Akatlar Kültür Merkezi’ne düşerse muhteşem bir geceye tanıklık edeceğiniz kesin.

Müziğin Sustuğu Yerden Alternatifler:

Çarşı Pazar/tesi:

D&R’da nicedir denk geliyordum. Ferzan Özpetek’in 6 filminin yer aldığı (ki piyasaya çıkmış olmasına rağmen bu seri içinde neden yer almadı bilmiyorum, ‘’Hamam’’ burada yok) box set bir kere kesinlikle evimizde olmalı. Filmlere ayrıca benim yaptığım gibi tek tek de ulaşabilirsiniz. İki filmi hariç benim arşivimde yoktu artık var. Tanesini 5 TL’den seti 30 TL’den satın alabilirsiniz. Çok güzel bir fırsat ve kısa sürede tükenebilir.

İzleme şansını bulmadığım iki filmi vardı Özpetek’in. Bunlardan bir tanesini ‘’Cuero Sacro - Kutsal Yürek’’i hafta içinde bu vesile ile izledim. Küçük yaşta annesini kaybeden ve teyzesi tarafından büyütülen İrene’nin hikayesi. Başarılı bir iş kadınıyken yolu bir gün kendisine miras kalan bir ev ile kesişen İrene o duvarlar arasında kendisi ile yüzleşmeye başlıyor. Bu yolculuk tüm hayatının alt üst olmasına yol açtığı gibi aklının sınırlarını zorlama noktasına bile geliyor. Başrolde oynayan Barbora Bobulova öylesi muhteşemlikte bir performans sergiliyor ki filmi adeta tek başına götürüyor. Ayrıca Camille Dugay Comencini isimli genç oyuncuyu da atlamamak lazım. Filmin bütününden ayrı ama finalinden daha bir ayrı etkilendiğimi söylemeden geçemem ve bugüne kadar izlememiş olmamı affedemem.

30 Aralık 99, dünyanın sonu mu yoksa yeni bir dünyanın başlangıcı mı? James Cameron’un yapımcılığında hazırlanan bu bilim - kurgu filmini seveceğinizi düşünüyorum ki tarzın bana pek yakın olmamasına rağmen tadını alabildim. Milenyuma dakikalar kala Los Angeles sokaklarında yaşanan kontrolsüzlük içinde Lenny’nin kız arkadaşını korumaya çalışması ve bir yandan da hayatta kalma çabası anlatılmış. ‘’Strange Days - Tuhaf günler’’ gerçeğin olağanüstü tadı ki sağlam da bir oyuncu kadrosu var. Ralph Fiennes, Angela Basset, Juliette Lewis, Tom Sizemore başlıca rollerde. Müziklerine ayrıca dikkat.


‘’İnto The Blue - Maviliklere Doğru’’ daha sonra ikincisi de çekilen bir film ki onu da bu hafta içinde ayrıca izlerim. Böyle denizin içinde geçen filmlere oldum olası bir hayranlığım vardır ki burada da bunu fazlası ile tatmin ettim. Bahamalar’ın o maviliklerin güzelliğini görmek için bile bu film izlenir. Uzatmayalım Paul Walker karizmasına Jessica Alba güzeli ekleniyor ve dört gencin serüveni başlıyor. Denizin dibinde yatan gizem ne ve karşılaştıkları manzara başlarına ne gibi işler açacak. Filmin oyuncularından Scoot Caan’da ayrıca çok sempatik adam en son ‘’Havai-00’’ isimli dizide izliyordum kendisini.

Hadi dizilerden devam edelim o halde. Öncelikle ‘’24’’ün ikinci sezonunu bitirdim. Dizinin bu sezonunu daha bir hızla izlediğim kesin. Karakterlere çok alıştım mesela. Jack Baurer geç de olsa bir süre kahramanımdır artık :) Velhasıl üçüncü sezonuna da başladığım dizi daha da önce dediğim gibi benim için iyi bir zamanlamaya denk geldi ki belki de bu akışın en büyük sebebi bu. Dizilerim ya bitti ya da kendimi yeni bir diziye adapte edemedim. Olanlar ise zaten haftalık akışında tek bölüm falan. Bu esnada ara vermiş olan ‘’Desperate Houseviwes’’ ve ‘’The Mentalist’’te benim için iyi bir ilaçtı.

Yelda Karataş’ın sunumunda Nar-ı Mekan’da her hafta ‘’Şiir Aşkına’’ isimli etkinlikte buluşmaya devam ediyoruz. Her hafta bir konuk şairin şiir yolculuğu ile devam eden geceler Akın Vardar’ın müzikleri ile de ayrı renkleniyor. Belli bir saatten sonra da sahne herkesin ki sabaha kadar sürüyoruz. Bu hafta Altay Öktem konuk olacak mekanda ve ayrıca kendisinin doğum gününü kutlayacağız. Her Perşembe yolu düşeni şiiri ile şarkısı - türküsü ile bekliyoruz.

Güzel bir hafta olsun hepimize.

16 Ocak 2011 Pazar

Pazar'lık - Yulduz Usmanova


Özbek yıldız Yulduz Usmanova bildiğiniz üzere artık ülkemizde yaşıyor ve Türkçe albümler yapıyor. Aslında Usmanova bizden hiçbir zaman uzak olmadı öyle ki biz daha o ülkemize gelmeden onun şarkılarına Türkçe sözler yazdık, söyledik. Uzun bir albüm yolculuğu var sanatçının ki hazine nice şarkısı ayrı bir yerde hafızamızda. Ben içlerinde en sevdiklerimi seçtim; içinde sürpriz şarkılar ile karşılaşacağınızı biliyorum ve güzel bir Pazar günü diliyorum.

Bahor
Daleko
Dunya
Duo Qılaylık
I Wish You Were Here
Jannona
Kizil Alma
Kormasam Bolmas
Maida
Ozbekiston
Vatan
Yolgon

11 Ocak 2011 Salı

Gidenlerin Ardından - Kıvırcık Ali


Ağrı'lı günlerimde duydum ilk kez sesini. Sesini, türkülerini dinlemenin hazzı işte orada bir başkaydı. Ne ilginçtir ki birkaç gün önce bir albümde rastladım adına ve acaba nerede, ne yapıyor, uzun zamandır karşılaşamadım kendisi ile diyordum ki bugün o kötü haber düştü sayfalara. Artık buralarda yaşamıyor ve bir tarfik kazası sonrası o da çekip gidiyor. Kıvırcık Ali şu kısacık hayatı umarım istediğin gibi yaşamışsındır; sevenlerinin başı sağolsun.


Sanatçının resmi web sitesinde yer alan biyografisinden:

Gazino ve düğün salonlarında çalışmaya başladıktan sonra saçlarının uzun ve kıvırcık olmasından dolayı Kıvırcık Ali olarak anılmaya başlar ve 1988 de Şadıman Hanımla evlenir. Oğlu Eren ve kızı Ecemgül hayatına kocaman bir mutluluk getirirler. Bugün Eren 15, Ecemgül, 10 yasında. Hayat iste! Bugün bu evlilik sürüyor olmasa da Kıvırcık Ali'nin çocuklarına düşkünlüğü biliniyor. Ayrıca yokluğunu aratmayan Şadıman Hanımla da saygın bir ilişkisi var... 1990-91 yıllarında vatani görevini yapar. Askerden sonra artık kendi duygularını müzikal anlamda dile getirmeye başlayan sanatçı, besteleri kendisine ait olan ve zor koşullarda çalışıp kazandığı birikimi ile 1994-1998 yılları arasında 3 albüm yapar ama maddi imkansızlıklardan dolayı bu albümler piyasaya sürülemez.

1995’de İbrahim AKKAYA ve Mustafa YILMAZ ile birlikte Grup Turnalar’ı kurarlar. 1996’da ilk albümleri olan “Türkülerden Türkülere Yol Eyledik“ adlı albümle profesyonelliğe adım atar. 1998’de ikinci albümleri olan “Türküler Kimliğimiz” i çıkartırlar. Bu albümde müziği Kıvırcık Ali’ye ait olan “Turnalar” adlı eser de yer alır. 1983’ten bu yana maddi manevi desteğini esirgemeyen, hala prodüktörü olan, kirvesi ve can yoldaşım dediği İbrahim YILMAZ’ın desteğiyle 1999 yılında ilk solo albümü olan “Gül Tükendi Ben Tükendim” piyasaya çıkar. Kıvırcık Ali müzik ile iç içe büyüdü, emek verdi. Albümlerine gelince, her defasında ayrı bir tat ve renk alınıyor, dinledikçe dinlenesi gelen türküler ile dilini çözüyor gecelerin.

Müzik hayatına ilk adımını attığında yol göstericileri ve manevi destekçileri; Musa EROĞLU, Güler DUMAN, Edip AKBAYRAM olur. Kıvırcık Ali ise onların rehberlikleri doğrultunda kendini her daim geliştirerek, Türkiye’yi en ücra köşesine kadar dolaşıp konserler verdi. Almanya’ya o kadar çok gidip geldi ki, bir gün vizesinde problem çıkıp Almanya’ya giremeyince oradaki Türkler Alman Konsolosluğu’nu telefon yağmuruna tutar ve vizesindeki sorun giderilir. Müzik piyasası geleneksel kalıplarıyla başarısına akıl sır erdirememişse de aslında O’nun sırrı basit: Yüreğinin hüznünü, sevincini, burukluğunu, coşkusunu türküleri aracılığıyla dünyaya haykırmak.

O her kesime hitap ediyor; Solcusu, sağcısı, rockçısı, popçusu her kesimden dinleyeni var. İlk zamanlar ismi biliniyor ama kendisi bilinmiyordu. Şimdi ise tüm kitlelere hitabından dolayı herkes tarafından tanınıyor. Geniş bir dinleyici kitlesine sahip. Albümlerinde en az on eserin müziği kendisine ait. Bestelerini Edip AKBAYRAM ve Sibel CAN’ başta olmak üzere bir çok sanatçı seslendirmiştir. Kısa zaman içerisinde yurt dışındaki gurbetçilerimize konserler vererek, özellikle ozanlık geleneğini, Anadolu türkülerini içinde barındıran besteleri ve kendi tarzını ortaya koyan yorumuyla, ünü Avustralya ve Kanada’ya kadar ulaştı.

Kıvırcık Ali’nin serüveni “GÜL TÜKENDİ BEN TÜKENDİM”, “ISIRGAN OTU”, “ÜÇÜNCÜ GURBET” adlı albümleri ile başladı ve bu serüven, daha nice türkü üreteceğe benzer. Bilindiği üzere, özellikle Halk Sanatçısı, kendisine ve topluma yabancılaşmayan, öznel hayat tecrübesini sanatının gücüyle halkıyla bütünleştirebilen ve bu süreçte halkının duygularına da tercüman olabilmeyi başaran kişidir. Bu bağlamda Kıvırcık Ali, öznel dramlarını Türkülerimizin o inanılmaz deryası içinden gelen bir çoşkuyla “GERİYE DÖNÜN SENELER” isimli son albümüyle adeta bu mevsimde gönlümüze düşen, dördüncü bir cemre misali sürdürmektedir.

Zaten parlak yıldızlar, kendi mütavazi gölgelerinde, kendileri gibi olmaya çalışırlarken doğarlar. Nice duygu ve nağme tezatlarıyla gelen ve nice bir o kadar hayat kokan albümlere, Kıvırcık Ali…..

10 Ocak 2011 Pazartesi

Pazartesi Sendromu

Nereden nereye bir yolculuk ve hayatımıza eklenen nice şarkı bu süre içerisinde. Bir albüm kapağıydı ki çok beğenmiştim; isme aşinalık bir yana ‘’Sevgiliye’’ isimli kaseti bir çırpıda düşünmeden almıştım lise yıllarımda. O günden bugüne birçok albüm yayınladı Aşkın Nur Yengi. ‘’Hesap Ver’’ ve ‘’Sıramı Bekliyorum’’da benim için özel olmuştu ama sonrasında yayınladığı albümleri bütünü itibari ile beğenmemiştim. Sanırım Sezen Aksu’lu süreçten sonra bir boşluk yaşıyor insanlar ki diğerlerinde de oldu bu, dönemin popüler bestecilerine sarılıyorlar ama yeterince tamamlanmıyorlar, tam anlanmıyorlar; kim bilir belki de bir ah tarihi yaralıyordur olamaz mı :) Yeni albümümün kapağı yine nefis Aşkın’ın ama az önce bahsettiğim albümlerin kıyısından bile geçmiyor ne yazık ki daha doğrusu bırakın geçmesini en azından beni eskisi gibi heyecanlandırmıyor bazı isimler ki Yengi de onlardan biri. Yine de pop için bir renktir, güzelliktir, harekettir. Sezen Aksu, Bülent Özdemir, Günay Çoban, Sude Bilge Demir, Hakkı Yalçın, Serkan İzzet Özdoğan ve Yusuf Kaya albümde emeği geçen isimler arasında. Emre Müzik etiketi ile müzik marketlerde.

Odeon Müzik arşivlerimiz için yine çok özel bir albüm yayınladı. Türk pop müziğinin önemli mihenk taşlarından Fecri Ebcioğlu’nu bir kere daha anacağız bu vesile ile. Dünden bugüne bu şarkılar hayatımızın mutlaka bir yerinde karşımıza çıkmıştı; içlerinden bazılarını belki çok özel saklamıştık İlham Gencer’in yorumu ile ‘’Bak Bir Varmış Bir Yokmuş’’ nasıl unutulur. Ya da Alpay’ın ‘’Hayalimdeki Resim’’, ‘’Cennet Yolu’’. Gönül Akkor ile hayat bulan ve dünden bugüne nice sesle yorumlanan ‘’Böyle Gelmiş Böyle Geçer’’ bir başka Gönül (Yazar) ile ‘’Arkadaşımın Aşkısın’’, Güneri Tecer ile ‘’Boşvermişim Dünyaya’’. Bu şarkıları o olmasa belki yine duyacaktık, biliyor olacaktık ama böylesi ayrı saklamayacaktık. Beraberinde kendi yorumlarının da yer aldığı bu özel toplama albümde Nilüfer’den, Semiramis Pekkan’a, Rüçhan Çamay’dan Tanju Okan’a dolu dolu 35 şarkı dinleyeceğiz. Bu arada Ebcioğlu’nun Marc Aryan, Juanito, Luigi gibi bir dönemin Türkiye’de yaşamış, Türkçe şarkılar söylemiş önemli dünya starlarına da sözler yazdığını ve o şarkıların da bu albümde yer aldığını ayrıca hatırlayalım. Kuşkusuz ki bu kadar ile sınırlı değil bu şarkılar, serinin devamını da bekleyelim.


Haftanın Yağmuru: İspanyol Yağmuru

Aralık 2007’de sitemizin konuğu olmuştu ve ilk albümünü bizlere anlatmıştı. Ayhan Günyıl ikinci albümü ‘’İspanyol Yağmuru’’ ile kaldığı yerden müzik yolculuğuna devam ediyor. İlk albümde Deniz Seki ve Tarkan sürprizi vardı. Bu albümde de bir Kenan Doğulu sürprizi var. Enstrümantal müzik sevenlere özellikle duyurulur.

Lounge, Chill-Out vb. tarzın takipçileri Yeni Dünya Müzik’i ve yayınladıkları albümleri bilirler. Gayet itina ile seçilmiş, kaliteli şarkılardan oluşan bir özel albüm daha sundu firma ki ‘’360 İstanbul’’ şehre yakışır bir renklilikte. Bu albümdeki birçok müzisyenin adını ilk kez duydum ama kuşkusuz takipçileri olacağım. Beraberinde Mercan Dede, Alihan Samedov, Orient Expressions gibi yaptıkları her iş ayrı saklanacak müzisyenlerde şarkılarını adamış İstanbul’a. Ama albümün en büyük sürprizi Jehan Barbur vokalli Barbarous Erköse & Tan Tunçağ çalışması ‘’Aşkın Yolu’’. Albümün kapak çalışması ayrıca çok başarılı. Bu şarkılar ile bu şehir ayrı yaşanası. Yine 15 şarkılık bir diğer albüm ise İstanbul’u başka tarzın müziği ile sizlere yaşatıyor ki daha önce kısaca bahsetmiştim yeniden anımsatabilirim. Emel Sayın & Modern Folk Üçlüsü yorumları ile dinleyeceğimiz bu şarkılar Yapı Kredi Kültür Sanat Yayınları tarafından yeniden yayınlanıyor. İlkini bulmak imkansızdı ki bu vesile ile ‘’İstanbul Şarkıları’’nı bir CD üzerinden dinlemek ayrıca keyifli.

Yeni yılı güzel güzel karşıladık karşılamasına ama ertesi biraz içim burkulmadı değil zira gecesi TRT bu yıl Eurovision’da ülkemizi kimin temsil edeceğini açıklamış açıklamasına ama herkesi bir şaşkınlık almış. Küçük bir twit fikrimi geçtim ve olacakları - bitecekleri izlemeye başladım sonrasında. Bu kez biraz isyan sesi duymadım değil karşılaştığım noktalarda ama daha çok grubun katılmasına değil bunun nasıl bir süreçten - süzgeçten geçtiğine; yani TRT neden bu durumda katı davranıyor kaldı ki dünyanın birçok ülkesinde bu iş eskiden bizde de olduğu gibi çeşitli akışlardan geçiyor. Ama biz burada söz söyleme hakkını bulamıyoruz maalesef çünkü sonuçsuz kalacağımıza inanıyoruz. Yüksek Sadakat’in çizgisini ayrı tutuyorum; aman aman bir hayranlığım olmasa da dinleyebildiğim gruplardan ama yarışma ile ilgilenen yanım adına biliyorum ki çok ama çok uzağından. Nasılsa ilk 5’e gireceğiz her şekilde deyip rahatlıkla katılmak olmaz ki dinleyici bir susar iki susar üçüncü de kesilir oylar. Ama işte bu da TRT’nin umursadığımı allah aşkına değil; geçen sene Manga adına da pek sıcak bakışmamıştı ama her şey yolunda gitmişti belki de biraz şansımıza; şarkımız gelsin hele bir konuşuruz yine.


Haftanın Sürprizi: Roxette Türkiye’ye geliyor.

Ne yalan söyleyeyim deli sevindim bu haberi alınca. Bir dönem onları az sevmedim az sevmedik hani. Dolmabahçe küçükçiftlik Park’ta 25 Mayıs’ta olacak üstelik ve doğumgünümde. Şimdiden o gün nerede yapayım derdinden kurtuldum :)

Şimdi gelelim haftanın konserlerine. Geçtiğimiz günlerde ilk albümünü yayınladı Züleyha. Ve çeşitli dillerde Zülfü Livaneli şarkıları dinliyoruz bu çalışmasında. Bir hayli renkli ve keyifli bir albüm. Şimdi ilk konseri yarın akşam Jolly Joker Balans’ta olacak. Balans bu hafta Toygar Işıklı, Karmate, Emre Aydın, Yaşar konserlerini sunacak ayrıca dinleyicisine. Son dönemin ilgi çeken mekanlarından alt.’da ise bu hafta yine çok özel performanslar ile karşılaşacaksınız. Öyleki 13’ünde Jülide Özçelik konseri olacak. Konuk sanatçı olarak Akın Eldes’in de sahnede olacağı Birsen Tezer konseri ayın 14’ünde, Selen Beytekin’in konseri ise 15’inde gerçekleştirilecek. Üç gece üst üste bu muhteşem kadınlara kulak vermekte fayda var.

Çarşı Pazar/tesi:

D&R yine ucuz ucuz müzik DVD’leri koymuş. Barbara Streisand, Sade gibi isimler düşmüş şimdi de reyonlara; hem de öyle böyle düşmemiş (12 YTL) ikişer üçüşer tane alın.


Müziğin Sustuğu Yerden Alternatifler:

Dizilerimin çoğu tatile girdi (Dexter, Nikita, Desperate Housewives, The Event, The Mentalist, Castle) ama ben bu durumdan memnunum. Bu süre içerisinde ‘’24’’e yükleniyorum ve büyük bir ihtimal ile ikinci sezonu da bu hafta tamamlıyorum. Yine de önerebileceğiniz bir dizi varsa paylaşmadan geçmeyin lütfen.

Film adreslerime gelince tavsiye etmek istediğim ilk film: Hachiko: A Dog’s Story - Hachiko: Bir Köpeğin Hikayesi). 1987 yılında ilk kez japonlar tarafından çekilen film 2009 yılında ABD & İngiltere ortak yapımı olarak yeniden beyazperdeye aktarılıyor. Adından da anlaşılacağı üzere bir köpeğin hikayesi bu; kaybolduğu esnada karşısına çıkan bir profesör ile başlayan dostlukları öyle bir yere götürüyor ki sizi itiraf ediyorum filmin sonunda gözyaşlarımı tutamıyorum. Richard Gere’in ve Joan Allen’ın performansları da ayrıca alkışı hak ediyor.


‘’Black Swan’’ ise adeta bir başyapıt. Son yıllarda izlediğim en çarpıcı filmlerden. Darren Aronofsky’ın bu son filminde Natalie Portman, Mila Kunis, Vincent Cassel ve Winona Ryder başlıca rollerde. Nina yetenekli, genç bir balerin. Eski bir balerin olan annesi ile yaşıyor ve bir gün çok büyük bir balerin olmak istiyor. Sergilenecek olan Kuğu Gölü balesinin başrolüne seçilmeyi başarıyor ama onu bekleyen bir rakip daha var ki siyah kuğuyu oynayacak olan Lilly. Film ile ilgili Muhammed Tiryaki’nin blog sayfasında kendisine ve sevgili Özgür Şahin’e ait iki ayrı kritik okuyacaksınız ki harfi harfine katılıyorum yazdıklarına.

Bir diğer izlediğim filmse ‘’Takers’’ oldu. 2010 yapımı film özellikle oyuncu kadrosu ile heyecan verici gözüktü gözüme. Matt Dillon, Hayden Christensen, Paul Walker, Chris Brown vs. gibi oyunculara lafım yok. Aslında hepsi rolünün hakkını veriyor ama film bir kere uzadıkça uzuyor. Bir grup soyguncu ile onları takip eden bir dedektifin hikayesi aslında ama işin içine dram durumları falan da yerleştirilmiş ki tamamen gereksiz bir durum. Tarzı sevenleri evet iyi bir koşu bekliyor ama dizilerde bile çok daha iyi işler yapılıyor.

‘’The Punisher - İnfazcı’’. Hung’un Ray’i Thomas Jane ve John Travolta’nın başrollerini paylaştığı film aslında başarılı bir aksiyon. Özel bir ajan olan Castle son işini tamamladıktan sonra ailesinin yanına dönecektir ve mutlu bir hayat sürmek isteyecektir. Ama işler beklediği gibi de gitmeyecektir. Zira son işinde ölen genç adamın ailesi onu bulmaya ve öldürmeye and içecektir. Film abartılı sahnelerle dolu ve Jane filme sanki yakışmamış ki çok daha iyi bir oyuncu ile film çok daha fazla iş yapabilirdi. Travolta her zamanki gibi muhteşem.

Ve son bahsetmek istediğim filmse ‘’88 Minutes - 88 Dakika’’. Hürriyet’in hafta sonu promosyonu olan filmi bekletmedim ve seyrettim. 2007 yapımı filmi Al Pacino başlı başına sürüklüyor ayrı ama filmin yerden yere vurulmasını da anlayamadım izledikten sonra okuduğum yorumlarda. Bir seri katil ile psikiyatrist ya da adli doktor arasında süren bir dava var ortada. Katilimiz bu kez dışarıda değil ama içeride ve hatta idam cezası verilmiş, tam da o gündeyiz. Derken bir bakıyoruz yeni bir cinayet haberi geliyor, aynı tarzda hem de nasıl olabilir :) Cevabını arayan Pacino abimize bir de o an bir telefon gelmez mi ve 88 dakika sonra sen de öleceksin denmez mi :) Valla onu bunu dinlemeyin, izleyin; gayet sürüklüyeci bir film.

Çarşı Pazar/tesi:

D Smart dergisi güzel DVD’ler hediye ediyor. 3 YTL gibi bir rakama netice de güzel bir fırsat; görebildiğim filmler çok ahım şahım olmasa da izlemeye değer bulduklarımdı. Bakınıverin bayiinize bir. Ayrıca Aktüel dergisi de kitap vermeye devam adadı her hafta kendini; raflarda yer açın ve alabildiğinizi alın :)

Yeni yılın ikinci Pazartesi günü ama ilk sendromu; güzelliklerle dolu bir hafta olsun hepimize.

9 Ocak 2011 Pazar

Pazar'lık - Live (Diva's)



Bir hafta ara verdi ‘’Pazar’lık’’ ama kaldığı yerden tüm hızı ile devam ediyor. Bu hafta sizlerle dünyaca ünlü kadın sanatçıların canlı performanslarından oluşan bir seçki hazırladım. Öyle ki elbette izlemenin keyfi bir başka ama dinlemenin keyfi de başka bir aşkla. Haydi bir çığlık, bir alkış da siz katın bu şarkılara.


Anastacia - Heavy On My Heart
Celine Dion - My Heart Will Go On
Cher - Just Like Jesse James
Diana Ross - When You Tell Me That You Love Me
Gloria Estefan - Anything For You
Lara Fabian - Je T'aime
Madonna - Paradise
Mariah Carey - Vision Of Love
Pink - What's Up
Sade - Smooth Operator
Tina Turner - The Best
Toni Braxton - Unbreak My Heart
Whitney Houston - I Will Always Love You

5 Ocak 2011 Çarşamba

Kitap Bağışı


Bir tane iki tane demeyelim sayıdan çok düşünebilmenin ve katılabilmenin güzelliği önemli çünkü. Kitap bağışında bulunmak isteyen arkadaşlar benimle irtibata geçerlerse sevinirim.

3 Ocak 2011 Pazartesi

OCAK 2011



Javier Ruibal
Deniz Durukan
Cenk Erdoğan
Sibil
100 Derece
Naim Dilmener
F.Gül Yanık
Kadri Karahan
Akın Vardar
Asya Gülgün Özkan
Muhammed Tiryaki
Zeki Çelik
yayındayız ...