31 Temmuz 2010 Cumartesi

MFÖ ile Sallandık


Kartal Festivali çerçevesinde izledim son konser MFÖ’nün oldu. Bugüne kadar müzik dünyasına çok önemli şarkılar kazandıran gruba gösterilen ilgi gerçekten görülmeye değerdi. Konserin açılışını grubun orkestrası yaptı ve ‘’Hatasız Kul Olmaz’’ ile başladı gece. Derken grup sahnede yerini ‘’Ele Güne Karşı’’ ile aldı ve hemen ardından ‘’Mazeretim Var Asabiyim Ben’’ isimli şarkılarını seslendirdiler. Gecenin final şarkıları ise ‘’Sarı Laleler’’, ‘’Ali Desidero’’ ve ‘’Sude’’ olurken özellikle ‘’Yandım Yandım’’, ‘’Güllerin İçinden’’ ve ‘’Yalnızlık Ömür Boyu’’ isimli şarkılarına performansları görülmeye değerdi. Kesinlikle çok büyükler, kesinlikle. Onlardan da yeni şarkılar dinlemek hakkımız. Sizler için paylaşacağım şarkıları ise ‘’Sakın Gelme’’.

MFÖ - Sakın Gelme

30 Temmuz 2010 Cuma

Bir Leman Sam Rüzgarı


Kartal Belediyesi’ne teşekkür etmek lazım zira bir geldiler pir geldiler. Geçen yaz bir aydan fazla uzun sürmüştü festivalleri bu sene on gün ile sınırlı ama her şey öyle güzel, öyle içten ve öyle nezih ki; Perşembe akşamı sahnede Leman Sam’ı ağırladı Kartallılar ve yıllar sonra sanatçıyı yeniden dinleyecek olmanın heyecanında ben de yerimi aldım meydanda ki; Samsara grubu ön sahneydi ve bakın onlar da müthişti.

Aynı heyecanı Sam adına açıkçası duyamadım. Son derece sıcak, samimi bir şekilde sahnede yerini aldığında gerçekten tüm sahneyi kapladı ve bir anda bir enerjisi tüm herkesin üzerine de geçti, bunu o gözlerde görebildim. ‘’İlla’’ ile yaptığı açılışı ‘’Rüzgar’’ ve ‘’Gül Güzeli’’ izledi ama biraz tutuktu Sam; bu şarkıları istediğim gibi duyamadım açıkçası. Derken üçüncü şarkı sonrası sahneye vokalini de yapan Şehnaz Sam’ı aldı ki biliyorsunuz bir albüm yayınlamıştı kendisi de ve ‘’Gemiler’’, ‘’Anlıyorsun Değil mi’’, ‘’Resimdeki Gözyaşları’’ Şehnaz’ın sesinden dinleyiciye ulaştı. Henüz çok konserin başıydı ve bir şarkı yeterli olabilecekken üç şarkı biraz fazla mıydı; belki de değildi ama gerçekten Leman Sam’ı dinlemek istiyordum ben.

Derken o unutulmayan şarkılar ve özellikle ‘’Kavak Yelleri’’nde ‘’Yol Ver’’de yaşanan coşku görülmeye değer ki; bir o kadar ‘’Anladım ki’’de yaşanan içtenlik de. Bu şarkıda sahneden aşağıya indi Sam ve onu izleyen fiziksel engelli gençlerin yanında söyledi bu şarkıyı. Derken sanatçının hayvansever olduğunu bilen bir izleyici köpeğini getirmişti meydana ve onun da yanına gitti Sam kendini alamayıp; derken kalabalığa karışmıştı bir kere tüm sahneyi gezdi de peşinden gelen ‘’Gönül’’ ile. ‘’Aşkımdan Vazgeçme’’ ve ‘’Kıyamam Sana’’ yine kendisinden beklenendi ve onları da yorumladı ardından. Şarkı aralarında orkestrası ile bir sorun yaşamış görünmemesine rağmen şarkı aralarında sürekli onlarla konuşması, sebebini bilmediğimiz bekleme sürelerinin yaşanması konserden koptuğumuz anlardı.

‘’Biraz türkü söyleyelim mi’’ sorusuna dinleyicinin yanıtı evet olunca ‘’Ahirim Sensin’’i çıplak sesle yorumladı Sam ve hemen ardından sesinden ilk kez dinlediğim bir Ahmet Kaya şarkısı geldi ki ‘’Ağladıkça’’ performansını sizler için aşağıda paylaşacağım. Derken ‘’şarkılar kardeştir’’ dedi sanatçı ve ‘’Telli Telli’’yi Rumca yorumladıktan sonra onu ‘’Hüdayda’’ya bağladı ki bu yorumdan sonra onu tutan olmadı ve zira beni de; çünkü bir anda ortalık bir Leman Sam konseri olmaktan ciddi anlamda uzaklaştı ki ‘’eyvah dimme dimme nazlı yar dimme’’ türküsüne kadar ulaşıldı düşünün. Sonradan söyledi mi bilemiyorum ama Livaneli şarkıları en azından bir ‘’Yiğidim Aslanım’’ bir ‘’Sürgün’’ sonra sevilen şarkılarından ‘’Hey Yıllar’’, ‘’İçime Sinmiyor’’, ‘’Ayrılığa Dayanamam’’ yine Azeri türküleri olan ve sesinden bir başka dinlenen ‘’Ayrılık’’, ‘’Alagöz’’ falan olmadı bu konserde.

Sahnede yıllardır albüm yapmayan bir kadın vardı, onu özlemiştik ve sesinden yeni şarkılar dinlememek onun gerçek dinleyicileri için ne kadar kötü bir kayıptı. Öyle güzel izler bırakılmış ki ama kuşkusuz haklı sebeplerden uzak durulmuştu artık. Birçok özel müzisyenin geldiği nokta bu değil mi ki? Yine de üzücü, dinleyicileri için gerçekten büyük bir boşluk. Yepyeni şarkılarını bir gün dinleyebilmek temennisi ile bu konseri saymadım nedense bir kere daha bekleyeceğim bir başka yerde karşılaşmayı.

Bu arada festival çerçevesinde Edip Akbayram’dan Suzan Kardeş’e, MFÖ’den Emre Aydın’a, Neşet Ertaş’tan Emre Saltık’a, Ege'den İstanbul Gelişim Orkestrası'na (Festivaller Demet Akalın'dan, Serdar Ortaç'tan ibaret değil ne güzel ki) büyük bir zenginlik yaşandı ya da yaşanacak. ‘’Kartal’ı Seviyorum’’ sloganı ile gerçekleştirilen bu festival sadece konserlerden ibaret değil birçok atölye çalışmasından imza günlerine, açılan kitap standlarında çeşitli etkinliklere her şey çok özel hazırlanmış. Dinleyici muhteşem; bir konser alanında polis yok düşünün zira en küçük bir taşkınlık yaşanacak gibi durmuyor, tüm herkes orada gerçekten ailesi ile bir coşku içinde yaşıyor bu festivali, kimse bir tatsızlığın yaşanmasına izin verecek gibi durmuyor. Başta komşu belediyesi olmak üzere birçok belediyeye ciddi anlamda da ders olması dileklerimle.

Leman Sam - Ağladıkça

22 Temmuz 2010 Perşembe

40.Yılında Bir Ortaçgil


Bülent Ortaçgil müzik dünyasında 40’ncı yılını muhteşem bir konserle Açıkhava Tiyatrosu’nda kutladı. Kolay kolay hafızalarımızdan kazınmayacak bir lezzetle, sanatçının müzisyen dostları ile ve bir o kadar da yakışır dinleyicisi ile.

Öncesi kulisteyiz. Bülent Ortaçgil son derece rahat hatta diğer müzisyen arkadaşlarının kendisinden daha fazla olan heyecanına tanığım. Herkes içerde orada olmanın ve birbirileri ile yeniden karşılaşmanın mutluluğunda. Bildiğiniz üzere bu konserler serisinin (Avea Müzik) müzik editörü Candan Erçetin (Konserde şarkı söylemedi ama finalde yerini aldı). Sanatçı kuliste dostları ile bizzat yakından ilgileniyor. Oturduğumuz masada Birsen Tezer, Gündoğarken ve Gülcan Altan var daha sonra Jehan Barbur’da dahil oluyor. Bir iki saat öncesi alınan provalara rağmen herkes yine de şaşkın, kendilerine dağıtılan sahne sırasını inceliyor. Özel olarak bastırılan ve sanatçının şarkı sözlerinden alıntıların yazılı olduğu tşirtler ise herkese ayrı bir renk katıyor. Ben bana sunulanlar içinde ‘’Beni Kategorize Etme’’yi tercih ediyorum ve hatta hemen üzerime geçiriyorum.

Yerimizi tam olarak bulamamanın ya da nerede oturacağımızın bir türlü netleştirememenin telaşında kendimizi arkadaşlarımızın yanına merdivenlere atıyoruz. Merdivenler bile ücretli olmasına rağmen feci dolu öyle ki sürekli birileri iniyor ve birileri çıkıyor konserin başlamasından önce ve elbette konser arasında. Küçük kazalar yaşanmıyor değil bu arada.

Konserin finaline doğru sahne alacak olan Zuhal Olcay’ın küçük bir sunum için hemen konserin başında sahne alması biraz büyüyü bozmuş aslında hemen direk çocuk korosu gelebilirdi ve böyle başlayabilirdi konser. Evet müthiş bir koro, sevimli mi sevimli hepsi, iki şarkı boyunca sahnede kalıyorlar ve yerini Ezginin Günlüğü’nden Hüsnü Arkan’a bırakıyorlar. ‘’Yağmur’’ şarkısında Arkan ne yazık ki kendisinin alışık olduğumuz yorumu sunamıyor dinleyiciye.

Sıralar karışmasın diye bundan sonrasındaki durumu alfabetik şekilde özetlemem gerekirse. Akın Eldes ve Serhat Ersöz ‘’Dalyan’’ isimli şarkıda sahnede oluyor. Eldes daha sonra Pinhani’ye (Değirmenler) ve Bulutsuzluk Özlemi’’ne (Normal) de gitarı ile eşlik ediyor.

Aylin Aslım gecenin ortalarına doğru pembe ve çok sık bir kostümle sahnede yerini alırken ‘’Mavi Kuş’’u kendisinden dinlemek seyirciye büyük bir keyif veriyor. Aslım aslında birçok kişiye sürpriz oldu çünkü sonradan dahil oldu projeye ve dinleyicinin duyurulardaki değişikliği sonradan görememeleri normal. Aslım şarkısının sonunda Yaşar’ın hastalığından dolayı geceye katılamadığının altını çiziyor ama başka bir sürprizin ilk sinyalini veriyor. O sürpriz ne mi?

Birsen Tezer sahnede en büyük alkışı alanlardan. Beyaz kıyafeti ile son derece şık olan dostumun da heyecanına gün boyu tanıktım. Kaç kere canlı dinledim sayamam kuşkusuz ama inanın bu kez de bambaşkaydı ‘’Çığlık Çığlığa’’ öyle ki şarkı bitmeden alkışlar almıştı ortalığı ve hatta ‘’bir daha bir daha ‘’ diye sesler duyar gibi oldum. ‘’Kimseye Anlatmadım’’ şarkısında düet yapmıştı daha önce Tezer ve Ortaçgil e birlikte bir kere daha dinlenebilirdi sonrasında. Kaldı ki bu şarkıyı çok kişinin istediği söyledi Ortaçgil ama vermediğini, vermeyeceğini de ekledi.

Erkan Oğur usta da gecenin sonlarına doğru sahne alan isimlerden. ‘’Pencere Önü Çiçeği’’ni iki ustadan bir kere daha dinlemek öyle bir keyif ki birkaç şarkı daha birlikte kalsınlar istiyorsunuz ama nafile aynısı Fuat Güner için de geçerli. Güner ile sahnede ilk kez birlikte buluşuyor Ortaçgil ve ‘’bu Su Hiç Durmaz’’ı birlikte seslendiriyorlar. Gönül isterdi ki bu şarkıyı Leman Sam orada olsaydı da söyleseydi hani, ne güzel olurdu ama güzel bir düet oluyor her şekilde ve Güner itiraf ediyor şarkının sonrasında: Bu piyasada üç kişiye çok özel hayranımdır, biri Bülent Ortaçgil’dir.

Feridun Düzağaç tribute albümünde yorumladığı ‘’Sevgi’’ ile sahnede yerini alıyor. Yine aynı albümdeki yorumlardan bir diğeri de Gündoğarken’in ‘’Bahar Türküsü’’. Tahmin edebileceğiniz gibi her ikisi de fevkalade. Burhan Şeşen önemli bir durumun altını çiziyor şarkı sonrasında. Bu ülkede bağırmadan da müzik yapabildiği için kutluyorum kendisini diye tamamlıyor kendisine ayrılan vakti.

Jehan Barbur her zaman ki gibi çok naifti. ‘’Aşk Var’’ şarkısını hemen konserin başında yorumlamıştı ama daha sonra bir sürpriz Levent Yüksel’e vokal yaptı ‘’Sensiz Olmaz’’da. Barbur’un müzik hayatında çok önemli bir isimdir Ortaçgil bu sebep belki heyecanı bir hayli yansıdı sahneye kendisinin de. Levent Yüksel’e gelince her zamanki gibi doğal ve özel bir ses, başka ne denir ki?

Sahnenin bence en büyük sürprizi Mirkelam. ‘’Bütün Çiçekler Su İster’’ zaten onunla bambaşka olmuştu ama sahnede canlı dinlemek ne büyük bir keyifmiş. Şarkısını söylerken hopladı zıpladı Mirkelam ve genel havanın dışına çıktı ama bambaşka bir renk olmayı başardı yine. Aynı enerji mesela Mor ve Ötesi’nde yoktu. Kaldı ki ‘’Sen Varsın’’ı yine de dinlemek güzeldi onlardan da.

Bir ara sahneye gelen Ortaçgil aslında sürprizlerden hoşlanmadığını itiraf etti ama bu sürprize çok şaşırdığını da eklemeden geçemedi. Evet hepimiz şaşırdık ve kopan alkış fırtınasını düşünün artık. Sezen Aksu çıkıp gelmişti ve ne ilginçtir bu yaz nerelerde diye konuşurken aramızda işte tam da karşımızdaydı. ‘’Yüzünü Dökme Küçük Kız’’ düeti kesmemişti kraliçeyi öyle ki bunu itiraf da etti; seyirci için de aynısı geçerliydi ama yapacak başka bir şey yoktu sanırım. Ve toplu final (Kulis listesinde bu durumun adı ‘’Tutti Frutti’’ diye geçiyordu ve çok güldüm bu duruma) öncesi Zuhal Olcay sahnedeydi. ‘’Oyuna Devam’’ düetini ‘’Beni Kategorize Etme’’ izledi. Gayet ama gayet başarılıydı. Finalde tüm katılımcılar sahnede yerini aldı ve ‘’Benimle Oynar mısın’’ ile ‘’Olmalı mı Olmamalı mı’’ ile başta Ortaçgil ve tüm katılımcılar ayakta alkışlandı. Daha sonra bir bis durumu olabilir hatta oldu da sanırım ama kalabalığa kalmamak için ben kendimi bir an önce dışarı attım ve eve dönmeden önce bir süre tek başına yürüyerek tüm gece söylenen şarkılardan bazılarını kendi kendime mırıldandım.

Vtr’leri de unutmayalım zira başta Naim Dilmener, Orhan Kahyaoğlu, Ali Kocatepe, Selçuk Yöntem gibi birçok değerli isimden görüşleri alınmıştı ve şarkı aralarında sahneye yansıdı bu görüntüler. Ama ufak tefek sorunlar oldu mu oldu. Ses konusunda da bazı aksaklıklar vardı ki bu duruma adapte olmak için başta zorlandık hani derken kaptırdık da pek hissetmedik durumun anormalliğini. Bir de küçük duyum aldım ki bu konserin DVD’sinin yayınlanacağı yönünde, çok yakışacak eminim arşivimize. Finalde ekrana yansıyan yazı gibi ‘’50’nci Yılında Görüşmek Üzere’’ Bülent abi.

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Haftanın Konserleri


Bu hafta İstanbul'da iki etkinliğe katılacağım. Bunlardan birisi müzik hayatının 40.yılını 21 Temmuz tarihinde Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sanatçı dostları ile birlikte muhteşem bir konserle kutlamaya hazırlananan Bülent Ortaçgil'e ait. Akın Eldes/Serhat Ersöz, Birsen Tezer, Bulutsuzluk Özlemi, Candan Erçetin, Erkan Oğur, Ezginin Günlüğü, Feridun Düzağaç, Fuat Güner, Gürol Ağırbaş, Grup Gündoğarken, Jehan Barbur, Levent Yüksel, Mirkelam, Mor ve Ötesi, Pinhani, Yaşar, Zuhal Olcay gibi konuk sanatçılarla bir hayli keyifli geçeceğe benzeyen konsere dair notlarımı ertesinde sizinle ayrıca paylaşacağım. Kaçırmamanızı tavsiye ediyorum.


Ve bir gün sonra Sakman Bar'da olacağım. Akın Vardar ilk albümü ''Yalnızsın'' ile bu yıl başarılı bir çıkış yapmıştı. Belçika'da yaşayan müzisyen sık sık dinleyicisi ile buluşmak üzere Türkiye'ye gelmiş ve çeşitli mekanlarda da sahne almıştı. Vardar 22 Temmuz tarihinde saat 22:30 itibari ile Sakman Bar'da bir akustik performans gerçekleştirecek ve gerek albümünden gerek seçtiği özel şarkılardan bir repertuar sunacak dinleyicisine. Akın Vardar ile gerçekleştirdiğim söyleşiyi bir kere okumak isteyenler için linkimiz.

6 Temmuz 2010 Salı

Tatil Zamanı


Ve yaz kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı artık. Adımıza biraz izin isteme ve tatile çıkma vakti öyleyse. Yaza dair sizler için seçtiğim sımsıcak şarkılarla ayrılıyorum kısa bir süreliğine ve en yakın zamanda görüşmek üzere diyorum. Kendinize iyi bakın, harika bir yaz diliyorum hepinize.


Ayten Alpman - Yaz Yağmuru
Bengü - Bu Yazı Bir Kenara Yaz
Betül Demir - Yaz Geliyor (Remix)
Ceyhun Çelikten - Yaz Akşamı
Eda Karaytuğ - Bir Yaz Akşamı Çamlıca Mehtabına Geldin
Grup Gündoğarken - Bir Yaz Daha Bitiyor
Herdaim Yonca - Yüreğim Yaz Yorgunu
Hümeyra - Yaz Bitti
Işın Karaca - Yaz
Melike Demirağ - Yaz
Sezen Aksu - Geçen Yaz
Teoman - O Yaz
Yaşar - Yaz Bitti
Zerrin Özer - Bu Yaz
+
Ege - Yaz Aşkım
Antonis Remos - Ma Den Ginete (Ege - Yaz Aşkım / Grek Versiyon)

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Pazartesi Sendromu

Müzik dünyasının en renkli isimlerinden Kibariye ve onu gerçekten sevmeyen yoktur diye düşünüyorum. ‘’Dört Mevsim’’ adını verdiği yeni albümü ile karşımıza bambaşka bir Kibariye çıkmıyor ama kimse de ondan değişmesini zaten istemiyor. Biraz eski biraz yeni şarkılar bir araya gelmiş bu albümde. Tarkan şarkısı ‘’Arada Bir’’de kendisine vokal yapmış. Tarkan’ın Kibariye’ye olan sevgisi önceden de aşikar ve de uyum renginde. Haricinde Soner Sarıkabadayı şarkısı ‘’Buz’’u yeniden yorumlamış ki Sarıkabadayı’nın yorumcu kimliği haricinde bu şarkısı çok sevilmişti, bakalım bu kez nasıl karşılanacak. Geçen yılın hit şarkılarından ‘’Yanayım’’ yine bu albümde yer almış ve de şık yakışmış. Fakat Sezen Aksu şarkısı ‘’İkinci Bahar’’ ile Zülfü Livaneli bestesi ‘’Yiğidim Aslanım’’ albümde sırıtmış ve iyi yorumlamış olsa da daha başka alternatif yorumlara gidilebilirmiş. Haricinde beş yeni şarkı var ki bunlardan öne çıkacak olanlardan biri olan ‘’Aşk Zeki Kadını Sevmiyor’’ yavaş yavaş söz yazarı - besteci olarak da öne çıkmaya başlayan Tan’a ait. Bu arada aynı tarihlerde aynı firmadan Tan’ın da yeni albümü ‘’Taş Yürek’’ yayınlandı, ilgilenenler için duyurulur.
90’lı yılların sonuna doğru ilk albümü ‘’Yolun Açık Ola’’ bir hayli dikkat çekmişti. Zeynep Dizdar’ı bugün bile ‘’Vazgeç Gönül’’ ile ayrı bir dinlerim. Uzunca bir süre kendisinden haber alınamadıktan sonra karşımıza ‘’İlle de Sen’’ isimli bir albüm ile çıktı önce. O da gayet keyifli bir albümdü ama iki sene önce yayınladığı ‘’Sana Güvenmiyorum’’ için aynı şeyleri söyleyemeyebiliriz. Geçen sene bir single yayınladı ki ‘’Aşkın Büyüsü’’ bu yeni albümünde de var. Dizdar ve yeni albümü ‘’Hayat Benim Elimde’’ on şarkıdan oluşuyor. Sezen Aksu’nun bence çok önemli şarkılarından biri olan Onno Tunç bestesi ‘’Bir Çocuk Sevdim’’de albümde akustik ve karaoke olarak yerini alıyor. Albüme adını veren şarkının da karaoke versiyonu ekleniyor üstüne ve albüm elimizde. Yanlış bir cover seçimi yaptığını düşünüyorum Dizdar’ın zira ‘’Bir Çocuk Sevdim’’ her iki hali ile sesinden heyecan vermedi. Ama diğer şarkılar için olumlu konuşabilirim. Özellikle Dizdar söz yazarı ve besteci kimliğini biraz daha öne çıkarmalı, albümde yer alan dört imzası da diğer şarkılara göre daha sıcak, daha samimi. Bir de eklemeden geçemeyeceğim albüm için çekilen fotoğrafları beğenmedim.

Son yılların öne çıkan DJ’lerinden Hüseyin Karadayı her ne kadar son aylarda DJ patlaması yaşansa ve bu cümleyi herkes için kuruyor olsak bile bir şekilde durum böyle; tutuyorlar çünkü ve ciddi bir patlama var bu anlamda. Herneyse ‘’Fashion-U’’ isimli bu albüm yine yaz aylarının rengi düşünülmüş ve neler yapabiliriz diyerek çıkışmış yola; örneğin aklınıza kırk yıl düşünseniz gelmeyecek şarkılar Karadayı tarafından bu albüme dahil edilmiş. ‘’Böyle Ayrılık Olmaz’’ ile kim dans edebilir örneğin ya da ‘’Biz Ayrılamayız’’ kaldı ki bu iki şarkıyı bilin bakalım kim yorumlamış? Ferhat Göçer elbette. Göçer’in dünyasını çok merak etmeye başladım artık nöbetçi şarkıcı gibi olmuş. Bir de Ajda Pekkan’ın ‘’Eğlen Güzelim’’i dahil edilmiş ki bu ilginç bir şarkıdır ve ‘’Oyalama Beni’’den sonra hadi canım dedirten ikinci remixe bu şarkı ile imza atılmıştır. Şarkıyı Işın Karaca tüm haşmeti ile yorumlamış, sıkıysa eğlenmesin sevgili :) Buzuki Orhan, Giorio Sopidi, Nekk, Mc Syco, Alex Roque, Pink Noisy, Consoul Training, Gio Di Leva ve DJ Tekin albüme diğer katkısı olanlar. Karadayı’nın çekimlerde saç ve makyajını ise Justin Timberlake ile çalışan ünlü saç ve makyaj uzmanı Georgina Billington yapmış, bakın bu çok önemli bir detaydı neyse ki atlamadım :)

Haftanın Sözü: Kayahan, benim yaptıklarına bir nokta koyacağımı hiç düşünmedi. Artık öyle bir noktaya geldik ki, onunla barışırsam ben, ben olmam. (Helal olsun Nilüfer’e)

Mustafa Ceceli ve Soner Sarıkabadayı. Yani durdular durdular da turnayı gözünden mi vurdular? Belki. Her ikisi de son günlerin aranılan ismi ya da aranılan demeyelim netice de yerleri yurtları belli ki bir şekilde her albümün içinde kendileri ile karşılaşıyor olmak şaşırtıcı gelmiyor gibi. Yalnız her iki müzisyeni de cidden taktir ediyorum o ayrı ama bu denli adlarına hızlı koşulsun istemiyorum. Kaldı ki genel olarak baktığımda bu popülerliğin onlardan çok bazı kişilerin başını döndürdüğünü görebiliyorum. Ferhat Göçer’e yaptığının benzerini yapıyor DMC Ceceli için. Bir albümü sunuyor da sunuyor şekil şekil üzerimize, e tamam ama, anladık, dinledik, güzel şeyler yazdık çizdik neden abartıyorsunuz. Ceceli’nin albümü yanına bir CD daha eklenmiş ve ‘’Remixex’’ adı altında sunulmuş dinleyicilere. Ne var içinde farklı olarak 8 şarkı 10 mix. Yok club mix yok pop mix yok summer mix ne kadar gerekli ya da ne kadar gereksiz. Bir şarkıyı bırakın da dinlediğimiz şekilde sevelim dinleyelim değil mi ya da bırakın bir sesi biraz özleyelim ve yeni bir şeyler yapana kadar bekleyelim.

Single modasına uyanlardan Levent Yüksel. Demiş ki kendisi Sezen Aksu ile yeni albümüme hazırlanıyorum ama heyecanlandım ve dinleyicilerim ile bu iki şarkıyı paylaşmadan edemedim. ‘’Aşk Mümkün müdür Hala’’ Murathan Mungan’ın sözleri ile dikkat çekiyor beste Taner Ayan’a ait. Habil Ceylan sözü ve Levent Yüksel müziği bir şarkı daha var hemen sonrasında ki ‘’Hangimiz’’. 2006 yılından beri solo albüm yapmamıştı Yüksel ama en son geçen sene 0 KM. isimli grubun bir üyesi olarak karşılaşmıştık kendisiyle. Albümün Kasım ayında dinleyicisi ile buluşacağını belirtelim ve bir dinleyin bu iki şarkıyı bakalım derim, doğrusu ben birkaç kere dinledim ve herhangi bir etkilenme içine girmedim, yanılıyor olabilir miyim? Bir diğer isim de Burcu Güneş. Geçen sene ‘’Sihirbaz’’ isimli bir albümü yayınlanmıştı Güneş’in ve içimize pek eskisi gibi doğmadığı bir gerçekti. ‘’Tamamdır”ın sözleri Burcu Güneş, Gülşah Tütüncü ve Gözde Hatiboğlu’ya ait bestesi Burcu Güneş ile Volga Tamöz’ ün ortak çalışması. Altı çeşit sunum ile tamam mıdır acaba? Bu arada Volga Tamöz demişken Miss N. İle feat yapmış kendisi ve ‘’Forget’’ yine Burcu Güneş ile aynı firmadan 11 versiyonu ile dinleyicinin karşısına çıkmış. Başarılı bir çalışma ‘’Forget’’ sevdim diyebilirim.

Biletix’i şöyle bir turladım ve enteresan konserlerle karşılaştım. Örneğin 29 Temmuz Pazartesi günü Turkcell Kuruçeşme Arena’da Yüksel Uzel’in konseri varmış. Bahsedilen mekanda Uzel çok ilginç geldi hakikaten, tamam yıllar sonra kendisini dinlemek isteyenler için bir güzellik olabilir bir konser ama orayı doldurabilecek mi, bugün birçok isim yan yana gelerek burada ancak bir konser verme imkanına sahip oluyorlar çünkü örneğin Yaşar - Yulduz Usmanova ile Meyra - Burak Kut olarak takibinde sahne alacaklar, merak ediyor olacağım. 01 Ağustos tarihinde ise İlhan İrem konseri olacakmış, buna gerçekten gidilir işte. İrem bir süre önce kurallarını bozmuş ve bir dizi konser yapmıştı zaten ama ara yine açılmıştı. Bu arada işi gücü her şeyi bırakıp 21 Temmuz akşamına sakın bir program yapmayın. Bülent Ortaçgil sahnede olacak ve 40’ncı yıl özel konserinde Açıkhava’da kendisine Birsen Tezer’den Candan Erçetin’e, Zuhal Olcay’dan Jehan Barbur’a, Ezginin Günlüğü’nden Bulutsuzluk Özlemi’ne, Yaşar’dan Levent Yüksel’e ve daha fazlasına birçok isim eşlik edecek.

Müziğin Sustuğu Yerden Alternatifler:

‘’Persons Unknown’’ isimli bir diziye başladığımı söylemiştim sizlere. Dizinin üçüncü bölümü de yayınlandı ve mutlu ayrıldım yeni bölümünden de. Dizi oyuncuların performansları ile öne çıkmasa da yaz sezonuma kesinlikle damga vuracak gibi. Bir de polisiye dizilerimde yavaş yavaş sona geldiğim için yeni arayışlar içine girmeye başladım. Bu anlamda ‘’Dark Blue’’ ile tanıştım. Örneğin ‘’The Forgoten’’e devam edemedim, dahil olamadım çizgisine ama bu diziyi izleyebilirim diye düşünüyorum. Yine gizli polisler var burada da devrede ve kimse onların gerçek hayatta kim olduklarını bilmiyor ve yine oyunlar üzerinden suçluların üzerine gidiliyor. İzlediğim ilk iki bölümü ile nereye kadar devam ederim bilmiyorum ama on bölümden iki ayrı sezon var elimde. Bu hafta da inşallah ‘’Flashforward’’a ve ‘’Life’’a son noktayı koyacağım.

Haftamın bir – iki filmine gelince ilk olarak ‘’Bernard and Doris - Bernard & Doris’’ ile başlayabilirim. 2006 yapımı filmde iki önemli başrol oyuncusu var. Susan Sarandon ve Ralph Fiennes ki bütün bir film ikisinin başarılı oyunculukları ve diyalogları ile su gibi akıyor diyebilirim. Doris Duke bir tütün milyarderi ve de yalnız ve de tüm varlığı ile özünde mutsuz. Bernard ise rehabilitasyon eğitiminden çıkmış bir eşcinsel. Bernard’ın bir gün evinin uşağı olması için Doris’in kapısını çalması ile başlayan hikayesi nereye varacak dersiniz? Fiennes’in oyunculuğu çok başarılı, Sarandon ise zaten ayrı kraliçe ama bu filmde çok ama çok güzel. Filmi tavsiyem asla Türkçe dublajlı izlemeyin ben ömrümde böyle kötü bir seslendirme görmedim.

Yine Türkçe dublajlı izlemek zorunda kaldım ve yine hata yaptım biliyorum ama en azından kaçırmadım bu şansı. Tim Burton ve Mike Johnson yönetmenliğinde stop-motion tekniğinde çekilen bir animasyon ‘’Corpse Bride - Ölü Gelin’’. Victor’ın hikayesi enteresandır. Bir ölü gelin’in parmağına taktığı yüzükle kendisini ölülerin diyarında bulan Victor peki asıl gelin adayı Victoria’ya kavuşacak mıdır? Gotik ve de karanlık ama klasik olmayan bir animasyon olan bu çalışmayı nicedir merak ediyordum. Sonuçtan memnun ayrıldım ama başta da dediğim gibi orijinal dilinde izlemediğim için pişman oldum zira Johnny Deep, Emily Watson, Helena Bonham Carter filmi seslendirenler arasında.

Temmuz ayının ilk Pazartesi günündeyiz. O zaman güzel bir hafta olsun hepimize :) ...

4 Temmuz 2010 Pazar

Merhaba Endonezya

Endonezya Kültür ve Tanıtım Fuarı 29 Haziran - 3 Temmuz günleri arasında İstanbul'da gerçekleşti. Bu fuar çerçevesinde yer alan etkinliklerden birine İstiklal'de yürürken denk geldim. Bir grup Endonezyalı müzisyen bir tramvayın içinde halka müziklerini buluşturdu ki gerçekten izlenmeye değerdi. Kamerama yansıyanlar ile o soluğu gelin bir kere de birlikte tadalım.

3 Temmuz 2010 Cumartesi

Cumartesi Şarkısı Ateşi - Ankaralı Turgut

Ankaralı Turgut - Kaymak Lazım


Afyon'dan vekilime taze taze kaymak lazım

1 Temmuz 2010 Perşembe

TEMMUZ 2010


TEMMUZ 2010
İstanbul ÖZEL
yayındayız ...

30 Haziran 2010 Çarşamba

Çarşamba Matinesi - Asya Gülgün Özkan


- Doğumgünün kutlu olsun Asyacığım, öncelikle yeni yaşını kutlar ve güzellikler dilerim.

- Öncelikle neredeyse on yıla duran dostluğumuzda beni hiçbir doğumgünümde yalnız bırakmadığın ve sonrasında da bu yaşam denen yolda yanımdan eksik olmadığın için teşekkür ediyorum ben de :)

- Biraz senden biraz müzikten konuşacağız malum. Öncelikle birlikte nice şarkı dinleyelim istiyorum daha ve hemen başında sana hangi şarkıyı armağan edelim sormak istiyorum :) Şu an hangi şarkı çalsa sana iyi gelirdi?

- Benim için klasikleşmiş bir şarkı, '' Bir kızıl goncaya benzer dudağın ''

- Neden bu şarkı diye sorayım mı :)

- Daha bu şarkının adını yazarken, içimden bu sorunun geleceği nasıl oldu da geçti dersin Sanırım şarkıyı dinleyen herkes bunu anlayacaktır, benim fazladan açıklamama gerek yok diye düşündüm birden.

- Genel olarak müzikteki tarzını, çizgini sormak istiyorum. Senin bir şarkıda kendini bulabilmen için o şarkının hangi özellikleri taşıması gerekir?

- Müzikte bir tarzım yok. Sanırım ruhumun o an ihtiyacı olan tarz o demlerde bana iyi geliyor. Bazen caz bazen türkü bir bakmışsın arabesk, pop, soft metal. Ama çok ağdalı sözleri olan şarkıları sevmiyorum. Mesela Budhaa Bar dinlemeyi çok seviyorum. İlla sözleri olması gerekmiyor dinlediğim müziğin, enstürmantal parçalar da beni benden alıp bir yerlere götürebiliyor. Son dönem Efkan Şeşen'e takmış bulunuyorum. Onun albümünde ıslığa bayılıyorum. Sanırım biraz aşka da bağlıyorum bunu. Mesela sevgilinin dudağının arasına sıkışmış bir ıslık olduğumu düşündürüyor bu bana. Ne güzel bir şeydir aslında sözleri olmayan bir ezgide insanın kendini bulabilmesi. Belki burada söz olmaması kişiyi kendinle baş başa bırakıyor, sizi sözlerle bir yere sürüklemiyor. Ruhunuz bile sizden bağımsız bir şekilde uzaklaşıyor. Sanırım benim için bir tür ruh yolculuğu oluyor bu.

- Şimdi şunu merak ediyorum, şiir yazıyorsun ve o yazma halinde herhangi bir müzik çalıyor mu, dolaşıyor mu kafanda; şiirin içinde müziği, müziğin içinde şiiri nasıl duyuyor Asya, birbirini tamamladığına inanıyor mu?

- Evet. Bir ara şiir yazarken Yanni dinliyordum. Evet, şiirinde kendine has bir müziği var ama bunu herkesin duyabildiğini sanmıyorum ben. Ve müzik de başlı başına bir şiir zaten. Müzikteki şiiri sözleri yoksa eğer siz kendinize göre yazıyorsunuz.

- Diyelim ki bir şiirin bestelenecek, bu hangi şiirin olsun ve kim bestelesin isterdin?

- Tek kişi düşünürüm, biraz uçmuş olacağım tabi ki Dediğim gibi Yanni. Şiirlerimin bestelenmeye yakın durduğunu düşünmüyorum. Ama ilk yazdığım zamanlarda tarzımın Haluk Levent'e uygun düşeceğini düşünürdüm hep. Lakin o tarz da kalmadı ben de Haluk Levent düşüncesi de.

Hangi şiirin diyorsun ya, seçemem ki hiçbirini diğerinden.

- Asya sitemizde ''Adım Kadın'' başlığı altında söyleşiler gerçekleştirdin uzun bir süre. ''Adım Kadın'' bir Hümeyra şarkısıdır bildiğimiz üzere ve sanırım köşen ile çok ayrı anlam kazanmıştı sende de öyle değil mi?

Evet bir süre '' Adım Kadın '' ile adım adım yol aldım. Biliyorsun ki bu köşede tüm konuklarım bugüne değin hiçbir söyleşide olmadığı kadar samimi ve dürüsttüler bana karşı. Eğer ‘’Adım Kadın’’ şarkısı dışında kadın adına bir şeyler katabildiysem kadın anlamına ne mutlu bana.

- Hayatının kadın şarkıcıları kimler; uzun uzun bir liste beklemiyorum ama :) Birkaç isim sadece.

- Zuhal Olcay, Birsen Tezer, Leman Sam

- Ya erkek şarkıcıları?

- Kim ne derse desin Tarkan'ı beğendim hep. Mazhar Fuat Özkan ve Fatih Erkoç bir de.

- Bu arada site seni özledi yalnız, çıkıp gelmeyi düşünmüyor musun :)

- Ben hep çıkıp çıkıp gelirim biliyorsun. Ne zaman çıkacağım ne zaman geleceğim hep belirsizdir. S
Siteyi ben de özledim açıkçası :)

- Peki bekleyelim bakalım :) Asya müzik dünyası her geçen gün hayatımıza birilerini katıyor sen yetişebiliyor musun bu duruma, eskiden her şey daha mı güzeldi bu anlamda? Özlüyor musun o eskileri?

- Evet özlüyorum. Mesela İlhan İrem'i çok özlüyorum. Şimdikilere yetişemiyorum, isimleri bile aklımda kalmıyor. Hatta ne şarkıcıların ne de söyledikleri şarkıların isimleri. Yahu onlar mı çok kalabalıklar yoksa ben mi yaşlandım da aklımda tutamıyorum bilemiyorum :) Eskiden her şarkıcının her şarkısının ismini bilir, şarkının sözlerini sonuna kadar duraksamadan söylerdik. Evet, çok kalabalıklar, ve çok tıkıştepişler. Aralarında iyiler de yok demiyorum ama sanırım onlar karambole geliyor bu arada.

- Bir keresinde mesela bir 45'likler gecesine gitmiştik beraber, çalan her şarkıda ne kadar çocukça bir sevinç yaşamıştık öyle değil mi? Yanıtını aslında biliyorum ama ne tarz yerlerde müzik dinlemeyi seviyorsun?

- Evet, o gece ne kadar şendik :) Çünkü hemen hemen her şarkının sözlerini biliyorduk ve bizim dışımızdaki herkes de eşlik ediyor eğleniyordu. Eee bunda belki de 45'lik olmamın da bir payı vardır kendi adıma ne dersin?:) Değişkenim ben bilirsin. Bir bakarsın bir mekanda caz dinliyorum, bir bakmışsın türkü barda türkü. Şaşırır kalırsın Son dönem bir fasl-ı meyhane çeker gönlüm mesela :)

- Gidelim valla ben de özledim :) Bir de aklıma şey geldi mesela. Kadınlar matinesi durumları, hiç iştirak ettin mi, gönlün böylesi bir rengi zamanında yaşadı mı? :)

- Evet gidelim canım en kısa vakitte :) Kanınlar matinesi mi? İmdatttttt o kadar kadını aynı yerde hep birlikte çekemem asla. Ama şöyle olur en sevdiğim kadınlarla hep birlikte şarap içebilirim müzik dinlerken ya da rakı içip sohbetin belini kırabilirim fonda '' huysuz ve tatlı kadın '' çalarken.

- En zor soruya geliyorum şimdi :)

- Aşk deme bana sakın :)

- Hahahaha diyeceğim :)

- Deme ne olursun, bir sohbetimde de aşk olmasın lütfen aşk olsun :)

- Ama şöyle bir çevir kazı yanmasın durumu yapabiliriz; aşk nasıl bir şarkıdır sende, aşk hangi tarz yaşadıklarınla, yaşattıklarınla :)

- Aşk denilen ateşe yanalım mı, el ele göz göze öylece kalalım mı? Hahaha.

Aşk, zor sordun be Kadri'm, aşk denilince böylece tıkanıp kalacağım hiç aklıma gelmezdi. Başlarda tirilaylalyliiii trilaylaylii trilaylaylitrilaylaylom tabii herkes gibi. Sona yaklaşır gibi hissedince, neden geldimmm İstanbul'a adıma hahahah :)

Bendeki Aşk her tür müziği barındırıyor canım benim. Aslında aşkı her müzikten dinler benim ruhum. Neden mi? Tek seçenek sıkıcı ve monoton olmaz mı? Müziği, ezgisi, sözleri hep değişmeli bendeki aşkın. Seçemem aşk içi bir tarz. Aşka da müziğe de saygısızlık yapmam asla. Yaşarım aşkı aşkla. Ay çevirebildim mi kazı bilmiyorum :)

- Hahahahah deli :) Aşağıda şarkı isimleri vereceğim, birini seçmen gerekirse hangisi olurdu bu onu öğrenmek isteyeceğim, bu kez neden diye sormayacağım :)

a) Yalnızlar Rıhtımında b) Bandıra Bandıra c) Hayat Bayram Olsa d) Bas Gaza

- Hahahaha koptum şu an :)

Seçeneğimin ne olduğunu sen çok iyi biliyorsun ve sebebini. Herkesin bilmesine gerek var mı bilmem :).Seçiyorum, seçtim. d) Bas gaza Asya bas gaza :)

- Valla tamamen bir anda aklıma geldi seçenekler kastım yok yani :)

a) Her Yaşın Ayrı Bir Güzelliği Var b) Biz Ayrılamayız c) Su Gelir Güldür Güldür d) Yeter ki Onursuz Olmasın Aşk


- c) Su gelir güldür güldür gel de yar beni bir güldür :) a diyeceğim sandın ve elbette yanılmadın. a diyorum tabi ki.

- Sayın deli; o zaman diyorum ki ben daha nice yaş da güldür güldür gelsin ve bir ömür yüreğinin şarkıları hiç susmasın canım benim, şimdi pastan gelecek ve bir dilek dileyeceksin, ne tuttuğunu söylemezsen bu söyleşiyi bitirmeyeceğim :)

- Pastam çikolatalı ve dondurmalı olsun lütfen, mutluluk açısından yani. Hahaha sorma sorma kalsın dileğim bana :)

- Bir de aslında gönlümden geçen hep şudur ki; birkaç dostum var bana hayat yolculuğumda hayat arkadaşlığı eden, istiyorum ki onlar yanımdan hiç ayrılmasın ve bencilce de olsa istiyorum ki beni hep sevsinler.

- Bitti mi? :)

- Bizim şarkılarımız burada biter mi? :)


28 Haziran 2010 Pazartesi

Pazartesi Sendromu

Uzun zamandır bir albüm hazırlığında olduğunu biliyorduk. Müzik kariyerinin dördüncü albümü ‘Çok Daha Fazla’’ ile Metin Arolat’ı peki özledik mi? Evet diyebiliriz gönül rahatlığı ile. Yayınladığı tüm albümlerde kendimize hit şarkılar bulduk ve bulmaya bu albüm ile birlikte yola çıkıyoruz. 10 yeni şarkı 2 versiyon ile DSM etiketi ile yayınlanan albüm son günlerin en dolu dolu albümü kesinlikle. Albümde kendi şarkılarına ağırlık veren Arolat’a söz ve bestelerde Barlas, R.Aytaç Özgümüş aranjelerde yine R.Aytaç Özgümüş, Sertaç Özgümüş, Alper Erinç ve Özgür Buldum eşlik ediyor. ‘’Lütfen Yaz Gelsin’’, ‘’İzmir’’ ve ‘’Sarı Saçların’’ isimli şarkıları özellikle çok sevdim. Hatta ‘’Sarı Saçların’’ çekilecek klipler içinde mutlaka olmalı. Şarkının sahibi Barlas ise daha çok söz yazmalı ve daha çok beste yapmalı ayrıca.

Bugüne kadar onu kitapları ile tanıdık. Yasemin Pulat ayrıca birçok şarkıda da söz yazarı olarak karşımıza çıktı. Işın Karaca’dan ‘’Kalp Tanrıya Emanet’’, Ziynet Sali’den ‘’Yürek Yaralı Büyüyor’’, Nez ‘’Büyütür Kendini’’ ilk aklımıza gelen sözleri arasında. Uzun zamandır üzerinde çalıştığı bir proje olduğunu biliyordum ve geçtiğimiz hafta bunun haberini aldım. ‘’Sana Yazdım’’ bu Çarşamba günü DMC etiketi ile yayınlanıyor. Bu bir single (İki versiyonu ile de ayrıca karşılaşacağız) ama kuşkusuz ki devamında da görüşeceğiz. Sözleri kendisine ait olan bu çalışmayı Yıldıray Gürgen bestelemiş. Bir de başarılı klip çeken Pulat bu ‘’Sana Yazdım’’ ile ayrı bir soluk yaşatacak sizlere. Ben dinlerken hazzını aldım, sizlerin de beğeneceğine eminim.


Haftanın Albüm Kapağı: Fatih Ürek - Alırım Aklını

Biz onu sitece çok seviyoruz :) Hepimiz aynı fikirdeyiz değil mi :) O zaman size güzel bir haber. Şekilden de anlaşılacağı üzere aklımızı almaya geliyor kendisi. Biz o aklı ‘’Bakiremsin’’ şarkısını dinlediğimiz gün kaybetmiştik ayrı ama. Yine Çarşamba günü yine DMC etiketi ile yayınlanıyor. ‘’Hadi Hadi’’ ve ‘’Sus’’ isimli şarkıları ile yıllar sonra ikinci baharını yaşayan Fatih Ürek üç şarkı ile sevenlerinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Albüm için kral da bir imaj yapmış kendisi ve fotoğrafları son zamanların aranılan ismi Mehmet Turgut’a çektirmiş. Şarkılar hakkında henüz bir yorumda bulunamıyorum ama o söyler de dinlemez miyiz diyorum :)

Bu hafta yine dikkatlerimizi çeken bir durum da ‘’U Dönüşü’’ durumu. Yaza sıkı bir şekilde başladı DMC ardı ardına yayınladığı single çalışmalar ve saçma sapan karma albümlerle. Onlardan biri de Genco Ecer için geliyor bu başlıkla. Bay Vücut ile ilk albümü ‘’Kandıramazsın’’ vesilesi geçtiğimiz sene yine bu zamanlarda tanışmıştık. Bu tanışmanın ardından dört yeni şarkı ile kendisini dinleyeceğiz ve bir sene boyunca neler değişmiş müziğinde hep birlikte göreceğiz. Bu arada ‘’U Dönüşü’’ isimli bir diğer albümde U Dönüşü’’nden geliyor. Grup adını ilk kez bir şarkı yarışmasında finale kalarak duyurmuş. Daha sonra ekibe yeni katılacak isimlerle uzun zamandır bu albüm üzerinde çalışmış. 10 şarkılık albüm sert bir sound içeriyor ve açıkçası bu ara ilgimi çekecek gibi durmuyor.

Haftanın Şarkısı: Toygar Işıklı - Sen Eşittir Ben

Kendisinin ismi ile bugüne kadar birçok dizide ve hatta filmde karşılaştık. Müziklerine attığı imza ve bazen de kattığı vokal yeri geldi kendisine birçok ödülü de beraberinde getirdi. ‘’Yaprak Dökümü’’ ve ‘’Dudaktan Kalbe’’ soundtracklerinden sonra bir yerde ilk özgün albümü geldi geçtiğimiz günlerde Toygar Işıklı’nın. ‘’Sonunda’’ ismini verdiği bu çalışmasında dolu dolu 17 şarkı var. Albümü bütünü ile dinlemedim ama içinden çıkış - klip yaptığı ‘’Sen Eşittir Ben’’i (Söz ortak olmak üzere imza Çağın Bodur) çok beğendim. Yalnız albümün kapağı çok vesikalık; ürktüm de açıkçası :)
Bu haftanın en beğendiğim albümlerinden biri Balkan Messengers imzalı. Dünyaca ünlü keman sanatçımız Nedim Nalbantoğlu’nun kurduğu grubun üçüncü albümü ‘’Labirent’’ size sımsıcak melodiler sunmaya hazırlanıyor. Neshko Neshev, İzzet Kızıl, John Matheww Hall, Gökhan Karcebaş isimli müzisyenlerinde kadrosunda olduğu grup albümde 15 şarkı yorumluyor. Bir Azeri potpori haricinde hepsi yeni çalışma öyle bildik Balkan şarkıları yeniden çalındı - söylendi durumu değil. 14 şarkı Ada Stüdyoları’nda bir tanesi ise Sofya’da kaydedilen albüm Dms etiketi ile geçtiğimiz hafta yayınlandı.

Müziğin Sustuğu Yerden Alternatifler:

Bu Perşembe Haziran ayını noktalıyoruz. Geçen haftada bahsettiğim gibi bu ay çok özel konuklarımız ile Temmuz’u karşılayacağız ve bunun için ayrı heyecanlıyız. Söyleşi yaptığımız konukların isimlerini vermek elbette istemiyorum ama söyleşilerimizden bazı başlıklar sunmak istiyorum sizlere.

Günün birinde eğer şiir yazabilirsem, yazmaya cesaret edebilirsem kendimi yazarlığının doruğunda kabul edeceğim. Bu yüzden hep biraz hikaye biraz roman yolu ile kendimi yetiştirmeye çalışıyorum, doğrusunu söylemem gerekirse. Çünkü ben yazma sürecinin aynı zamanda bir öğrenme süreci olduğuna inanıyorum. (Şairhane)

Türkiye'de müzik adına çok ciddi şeyler öğrendim kariyerim boyunca. Bunlardan biri de şudur. Popülerlik evet, çok dönem bizzat yaşadım içinde ama şu an baktığımda popülerliğin insanı hasta ettiğine inanıyorum bu ülkede. Bu hastalığa bulaşmak istemiyorum artık. Benden uzak dursun. Mümkün olduğunca kendimi korumam gerektiğini düşünüyorum bu durumdan. Evet; ben sadece müzik yapmak istiyorum. (Müzik-hâl)

15 yıldır üzerinde çalıştığım bir besteleme tekniği üzerine yazdım her şeyi. Aslında yanılmıyorsun. Her şarkıyı bir halka olarak üretip sonra birbirine eklemledim, amaç; kopmaz birbirine bağlı bir zincir yaratmaktı. Aslında peşinde koştuğum şey; bundan 10 yıl sonra da dinlendiğinde hala keşfedilecek ayrıntılara sahip bir albüm yaratmaktı. (Müzisyen)

Evet yeni bir çalışmamız var; albümün adını ilk size söyleyeyim:‘’Frenk ve Ahenk’. Batı ile doğunun buluşma noktası. Bu kısmen de olsa benim hayatımı özetliyor. Bu sefer albümü kendim yöneteceğim; istediğim şarkıları söyleyeceğim ve evet caz da olacak. (ADAMAKILLI)

Ve hemen ekleyelim. Sadece bu kadar değiliz e diğerleri sürpriz :)

Gelelim haftamın dizilerine. Evet bu hafta azim ettim ve öncelikle ‘’Damages’’in üçüncü sezonunu bitirdim. Gerçekten sıkı bir final izledim ve de bir dosyayı daha kapattım kendileri ile. Doğrusu onları özleyeceğim. Bir ara sanki sıkılmış gibi olsam da ‘’Flashforward’’dan baktım ki ilerleyen bölümlerde heyecan had safhaya çıktı ve bu dizinin de anlaşmasının bittiğini duydum yayınlandığı kanal ile. Başka bir kanalda devam eder mi bilmiyorum ama onda da finale doğru geliyorum. ‘’The Tudors’’ dördüncü sezonunda harika. Ve ne yazık ki bu dizi de bu sezonu ile veda etmeye hazırlanıyor. Üçüncü sezona göre senaryo ve oyunculuk yeniden şahlandı ama kral bildiğimiz aynı kral.

Ve filmlerim. Öncelikle bu haftamın filmini ABD yapımı olan ‘’Unthinkable - Düşünülemez’’den yana kullanmak istiyorum. 2010 yapımı film kadrosunda Samuel L.Jackson, Carrie - Anne Moss, Michael Sheen gibi başarılı oyuncuları bulunduruyor. Bir terörist var ortada ve Amerika kendisi tarafından üç ayrı yerine yerleştirilen nükleer bombalar ile büyük bir tehdit altında. Bir sorgu yargıcı ve FBI ajanı yakalanan teröristi konuşturmak ve yerlerini öğrenmek çabasında ama nafile ortada beklenmedik durumlar cereyan edecek ve bu koşuşturma filmi baştan sona nerede ise aynı çatı altında sürüklemeyi başaracak. Filmde bazı sahneler ciddi anlamda irkilmeme neden olurken özellikle Moss’un ve Sheen’in oyunculuklarını çok beğendim. Çeşitli sinema sitelerinde filme dair özellikle sonun beğenilmediği yorumlarını okudum ki aksi noktadayım Ben filmin sonunu kesinlikle çok beğendim. Yine izleyicilerin bulduğu bazı mantık hataları ile ben de karşılaştım ayrı ama izlemek kesinlikle bir şey kaybettirmiyor.

Bir diğer izlediğim film Ezel Akay’ın yönettiği ve geçen yıl vizyona giren ‘’Yedi Kocalı Hürmüz’’ü. Kısaca da olsa konusunu anlatmama gerek yok sanırım, Hürmüz aynı Hürmüz :) Keyifli bir film izlediğimi söyleyebilirim ama çok öteye gidemeyebilirim. Filmin kadrosu bir kere çok sağlam. Her zaman söylüyorum ki Nurgül Yeşilçay daha fazla film çekmeli. Gülse Birsel, Haluk Bilginer, Sarp Apak, Mehmet Ali Alabora, Erkan Can ve ustalar Erol Günaydın, Zihni Göktay, Müjdat Gezen, Halit Akçatepe ve diğerleri. Filmin müzikleri de bir hayli başarılı öyle ki izledikten sonra soundtrack albümünü de arşivinize almanız için harekete geçebilirsiniz.

Bu hafta izlediğim en enteresan filmlerden biri de ‘’Süperseks’’. Geçen hafta izlediğim ‘’Ay Lav Yu’’ filminde Meray Ülgen’in oyunculuğunu beğendiğimi söylediğimde bir arkadaşım önerdi bu filmi bana ki 2004 yapımıymış üstelik ve daha önce hiç adını duymamıştım. 2004 Almanya yapımı bu filmde zira çok başarılı Türk oyuncular da var. Bunlardan biri de Hilmi Sözer. Zira kendisini ‘’Meine Verrückte Türkische Hochzeit – Benim Çılgın Türk Düğünüm’’den anımsayabilirsiniz. Filmin başrolündeki Alman oyuncu Denis Moschitto ’da aslında tanıdık ki bu elemanı seviyorum. ‘’Chiko’’ ve ‘’Kebap Connection’’ filmlerinin de başrollerinde yer almıştı kendisi. Filmin konusuna gelince hiçbir işte bir türlü dikiş tutturamayan Elviz’in aldığı çılgın bir karar sonrası orada yaşayan Türkler için teleservis hizmetine girmesi işleniyor. Bu arada elbette işler yolunda gitmiyor ve sürpriz olaylar ile devam ediyor film. Genel olarak sıkıcı bulmadım ve izlemekten pişman olmadım.

Yine bizden yine onlardan karma oyuncularla bir diğer izlediğim film ise ‘’Eastern Plays - Şark Oyunları’’. Bulgar yönetmen Kamen Kalev'in senaryosunu yazıp yönettiği film Bulgaristan'da yaşayan Itso ve Gregoria adlı iki kardeşin aileleriyle olan kopukluklarını anlatıyor. Itso daha sonra bir Türk kızına aşık oluyor ve bizim oyuncularımız filme bu şekilde dahil oluyor. Ovanes Torosian, Saadet Işıl Aksoy, Nikolina Yanchev ve Hatice Aslan’ın başrollerinde oynadığı filmde Itso’yu canlandıran başrol oyuncusu Christo Christov (Aynı zamanda filmin yönetmeninin de çocukluk arkadaşı olduğunu öğreniyoruz) filmin tamamlanmasından sonra uyuşturudan hayatını kaybediyor ve film bu yüzden kendisine adanıyor. Cannes Film Festivali’nde “Altın Kamera” ödülüne de aday gösterilen film geçtiğimiz haftalarda ülkemizde de vizyona girmişti. Genel olarak ağır yol alsa da film izlenmeyi kesinlikle hak ediyor.

Geçtiğimiz Cuma iki önemli müzik adamını andık. Yıllar önce aramızdan ayrılan Kazım Koyuncu ve bir dünya starı geçen yıl aramızdan ayrılmıştı Michael Jackson. Bu Cuma’da maalesef müzik dünyamız bir kayıp verdi. Percussion ustası, usta müzisyen, sevgili dostumuz Hakan Beşer’i kaybettik ve dün de dostları ile ona son vedamızı gerçekleştirdik. Toprağı bol olsun, ailesine, dostlarına sabır dilerim.

Ayın son Pazartesi gününden herkese iyi haftalar dileklerimizle, güneşli ve güzel günlere.


26 Haziran 2010 Cumartesi

Cumartesi Şarkısı Ateşi - Grup Raptiye

Grup Raptiye - Hello Malatya


Beyazperde, sinemaskop ben de artiz olmalıydım

24 Haziran 2010 Perşembe

Single (Maxi Single) Çılgınlığı

Farkında mısınız? Yavaş yavaş albümlerin yerini single ya da maxi single çalışmalar almaya başladı. Birçok firma albümleri öncesi isimlerini bu şekilde sunmaya başladı ki bu durum önümüzdeki zamanda daha da yaygınlaşacak gibi. Belki de en sağlıklısı bu. Duruma göre alınacak yol adına da ayrıca önemli. Şöyle bir birkaç albüme bakmamız gerekirse bakın kimler bu single - maxi single yayınlama hâllerine girişti. Peki neler beklemeliler peki bu şarkılardan hep beraber göreceğiz.

Gökhan Özen - Daha Erken:

Ne yalan söyleyeyim sevemedim mi birini sevemiyorum. Gökhan Özen ısınamadığım isimlerden biridir müzik dünyasında kaldı ki bu şarkısından da etkilenmedim. DMC etiketi ile yayınladığı ‘’Daha Erken’’ sözü ve müziği ile kendisine ait. Ayrıca üç DJ versiyonunu da (Burak Yeter, Hüseyin Karadayı, Suat Ateşdağlı) dinlemek mümkün. Şarkının nakarat kısmı Bengü’nün ‘’İki Melek’’ isimli şarkısını andırıyor. Tipik bir yaz şarkısı demek için bile sıradan.

Meyra & Cemil Demirbakan - Beni Sensiz Düşünme:

Pazartesi Sendromu’nda da dediğim gibi daha önce yaptıkları düet tutunca belli ki bunun üstüne gidelim denilmiş ama bir ‘’Ağladın Ya’’ düetlerinin önüne geçmemiş. Şarkının sözlerinde kim kimi düşünsün kim kimi düşünmesin muamması var bir kere :) Meyra yıllar sonra müzik dünyasına döndü ve sanırız acısını çıkartmak istiyor kaybettiği yıllarının ama bence nafile bir çaba. Cemil Demirbakan bildiğiniz üzere Yüksek Sadakat’in solisti. Başarılı bir vokaldir de Demirbakan ama dileriz kendisini böylesi boş şarkılarla harcamaz.

Yaşar İpek - Sakin:

İki şarkılık bir çalışma. ‘’Eyvah’’ ve ‘’Sakin’’ isimli şarkıların söz yazarı ve bestecisi Altan Çetin. Aynı zamanda kendi prodüksiyon şirketinden yayınlanmış. Yaşar İpek burada pop bir şarkı mı yorumlamak istemiş yoksa bildik çizgisini biraz daha modern bir hale mi getirmek istemiş tam anlaşılamıyor ama her iki şarkıda .Önce İpek’in vokalini benimsemek lazım bu şarkıları sevebilmek için belki de zira Altan Çetin önemli şarkılar sundu bugüne kadar bizlere hakkını vermek gerekli bu anlamda.

Bülent Nargaz - Bir Günah Gibi

OSSİ Müzik etiketi ile yayınlanan çalışmada iki şarkı ve iki ayrı remiksi var. Artık ezbere bildiğimiz Ajda hitleri olan ‘’Bir Günah Gibi’’ ve ‘’Palavra’’ burada yeniden hayat bulmuyor elbette ama ayrı bir solukta dinlenebilir oluyor. Bugüne kadar birçok önemli sese vokal yaptıktan sonra böyle bir çalışma ile ilk kez dinleyicisi ile buluşan Nargaz’ın şarkıları düzenlemeleri ile özellikle başarılı.

Suzan Aktay - Mucize


OSSİ Müzik etiketli bir diğer çalışma ki üç şarkı ve bir remiksten oluşuyor. Önemli bestecilerimizden Bülent Özdemir iki şarkısı ile destek oluyor çalışmaya. Biri Ulaş Ay diğeri İlker Karaman imzalı sözlerde. Bir de Emre Kaya sözü - bestesi var. Aktay’ın dünden bugüne önemli bir müzik yolculuğu olmuş bülteninden anladığımız üzere kaldı ki bu albüme çok önemli müzisyenlerde katkıda bulunmuş. Sonuç hayal kırıklığı değil ama keşke böylesi bir isim maxi single bir çalışma ile değil de bir albüm ile çıkışını yapsaymış.

Esra Balamir - Rüyalar Gördüm

Hayra yormak lazım rüyaları ama bu iki şarkılık çalışma için pek de kafa yormamak lazım. Balamir’in müzikteki üstün başarısızlığı ısrarla gözümüze sokulmaya çalışılıyorsa itirazımız yok ama, başarılıyor o durumda :) Yine bir sendrom yazımda belirtmiştim. Güzelim Emel şarkısı ‘’Faka Bastın’’ bir cover olacaksa burada harcanmış gerçekten. Hatta belki Tan’a ait olan diğer çalışma da öyle. Daha kötüsü bir albüm de olabilirdi bu, bu yüzden hepimizin verilmiş sadakası varmış :)

Özgün - Yeni

Özgün son yılların başarılı vokallerinden. Her ne kadar ilk albümünü devamında gelen şarkılarına değişmesem de çizgisini seviyorum. Dördüncü albümü öncesi böylesi bir kendini anımsatmak istemiş olacak ki ‘’Yeni’’ ismini verdiği iki şarkı üç versiyon çıktı geldi. ‘’İstiklal’’ ve ‘’Toz’’ keyifli iki şarkı, sizi içine almayı başarıyor ama itiraf etmek gerekirse çok daha iyi bir şeyler yapabileceği gözle görülür biri olan Özgün için acaba bir şeyler biraz da olsa eksik mi?

Tuğba Özerk - Hediye

Kesinlikle tahammül edemediğim seslerden birisi de Tuğba Özerk. Ama yine de her seferinde ne yapmış merak ederim, o heyecan dinlerim. Sonrasında ise aynı tat alınamayan haller ile ayrılırım. ‘’Hediye’’ kendi çalışması, Erhan Bayrak düzenlemesini yapmış. Avrupa Müzik etiketi ile yayınlanan bu tek şarkı ile nereye varılmak istenmiş olabilir ki? Bir beşinci albüme ise eğer almasak olmaz mı?

Bengü - Sırada Sen Varsın

Serdar Ortaç şarkılarının en güzel yakıştığı isim Bengü bu yaz yoluna Şehrazat ile devam etme kararı almış anlaşılan ve onun iki şarkısına yer vermiş bu çalışmasında. Albüme adını veren şarkının ayrıca bir versiyon bir de remixi var kaldı ki sevdim bu şarkıyı, Bengü belki bu yazı bu şarkı ile kurtarabilir. Diğer şarkı ‘’Yalansın’’da ayrıca piyano versiyonu ile yer alıyor. Doğrusu Bengü sessiz sedasız çıka geldi, beklemiyorduk böyle bir sürprizin olacağını.

23 Haziran 2010 Çarşamba

Çarşamba Matinesi - Sevgi Ulusoy Tangül

Sitemizin çok özel dostlarındandır Sevgi Ulusoy Tangül ve de yüreği ayrı saklananlarındandır. Yakın bir zaman önce ''Sevgili Kitaplar'' isimli köşesi ile bizlerleydi yakın bir zaman sonra yeniden bizlerle olması da ayrıca temenni. Şimdilerde anne olmaya hazırlanan Sevgi ile bu hafta Yozgat'a doğru gidiyoruz ve keyifli bir sohbete sizi de davet ediyoruz. Matine başlıyor..


- Öncelikle sancılı bir süreç yaşıyorsun :) Biraz son durumdan bahseder misin Sevgi :)

- Fazlaca sancılı evet. Yeni bebek, yeni umutlar, biraz sıkıntılı dönemler. Ama 2 - 3 hafta sonra bu sancılar bitecek bakalım.

- Hayırlısı :) Adı ne olacak Sevgi, kesinleşti mi bir isim?

- Sonrasında uykusuz geceler dönemine merhaba :) Benim kadar ve Uygur kadar müzik aşığı olan birine yakışır bir isim olacak: Neva. O da artık müzısyen olur belki :)

- Keşke :) Çok sevindim, o gün gelince ayrıca kutlayacağız. Bu arada ‘’Sevgili Kitaplar'ı özledik biz :) Bir iki ay izin dedik bir gittin pir gittin :)

- Sorma ya ben de çok özledim. Bu arada boş durmadım elbette, bir sürü kitap okudum. Birikimlerim de oldu. Dönüşüm muhteşem olacak bizim yaramaz izin verirse bakalım.

- O zaman agulu dönemler sonrası sözünü aldık yaşasın :) Olmadı bir anne - çocuk köşesi hazırlarsın bu kez :)

- Hahahaha.

- Sevgi biliyorsun bana az CD çekip yollamadın. Çok güzel şarkılarımız vardı bizim; bir kere Alexiu'nun tüm diskografisini yollamıştın, deliydin biliyorsun di mi :)

- Evet ya. Bir zamanlar CD’li dönemlerimiz vardı. İlk bulduğumuz ya da o çok hoşumuza gidenler. Şimdilerde yineleyemesek de yeni ya da güzel bir şeyler dinlediğimde ilk aklıma gelensin. Hemen diyorum bu Kadri de kesin vardır ama yine de bir ara çekip göndereyim. Şimdilerde senin çekip gönderdiğin en son CD’ye takılı durumdayız Uygur ile birlikte. Özellikle de Turgay Özüfler ve Muammer Ketencoğlu’nu keyifle dinliyoruz.

- Ben ne güzel kasetlerimle mutluyken sen açtın bunları benim başıma yalnız :) Baktım senden hayır yok ben giriştim işe, yenilerini yollarım yine :)

- Bekleriz :)

- Şimdi en başa dönelim mi küçük yaşlarda özellikle kimleri dinliyordun? Kimlerin hayranıydın, eline bir şey tutuşturup şarkılar söylediğin oluyor muydu senin de :)

- Nurhan Damcıoğlu dinler misim küçükken :)

- Ciddi misin :) Çok ciddiye almış olmalısın ki durumu büyüdün tıp okudun :)

- En çok onu taklit eder mişim ne yapayım :) Bir de Ajda’nın Petrol’ünü.

- Demek seninle bir ortak yönümüz daha varmış, sağ olsun matine sayesinde öğrendik bak :)

- :) Sorma evimizde kayıt yapmak için bir de mikrofon vardı. Bamam ben onu elime alınca hemen kaydedermiş sesimi ıcın bır mıkrofon vardı. Ben de başlar mışım aman putur canım putur… Petrol demeyi beceremediğimden :)

- Aman Tanrım :)

- Şimdilerde nerelerde acaba o kasetler bilmiyorum ama elime geçerse gönderirim sana da mükemmel sesli arkadaşının mükemmel eserlerini :)

- Bir an önce dinlemek istiyorum:) Peki küçüklükten büyüklüğe adım atmamız lazım sağlığımız açısından bir an önce yoksa gidişimiz iyi değil :)

- Hahaha doğru.

- Derken lise yılları ve ‘’Liselim’’ falan mı :) Ne dersin daha sonra kimlerde buldun kendini?

- En çok Aşkın Nur Yengi dinlerdim. Ve Sertab elbette. Sonra Harun Kolçak, Levent Yüksel.

- Aşkın ama bir kere bizim kuşağın aşkıydı o zaman. Şimdilerde o yıllardan bugünlere kalan isimlerden kimler gelip geçiyor peki aklından? Yani bu isimleri yeniden aynı heyecanla dinleyebiliyor musun?

- Elbette. Aşkın’ı eskisi kadar olmasa da severim. Diğerlerini de. Sertab’ın son albümünü çok beğendim mesela. Bir anlamda Sezen aşığı olanlardanım biliyorsun. Onun ekolünden gelen herkesi de zevkle dinleyebiliyorum.

- Sezen ile ilgili ne çok şarkı var. Sen en çok hangi albümünü seviyorsun kendisinin?

- Her albümünde yakaladığım bırkaş şarkısı var elbette ama en çok ‘’Adı Bende Saklı’’ belki de. Bir döneme damgasını vuran bir albüm olduğunu düşünüyorum onun.

- O albüm gerçekten çok güzeldir baştan sona. Peki Sertab'ın ''Rengarenk'' albümünü dinlediğini söyledin. Yeni albümleri ne sıklıkta takip ediyorsun? Başka böyle bu ara etkisinde kaldığın albüm var mı?

- Eskisi kadar takip edemiyorum ama şu aralar zevkle dinlediğim isimler arasında Emre Aydın ve Ceynur var. Kaçırdığım çok albüm var ama.

- Diyelim ki Sevgi doktor olmadı da müzisyen oldu, bir albüm yapacak, albümünün adı ne olurdu mesela :)

- Hmmm bilmem. Aslında hangi dalda müzik yapacağıma bağlı olurdu sanırım :) ‘’Sevgili Şarkılar’’ olabilirdi :)

- Peki diyelim ki bir şarkıyı yeniden okuyacak yani cover yapacaksın, bu hangisi olurdu?

- Sezen Aksu’dan ‘’Son Sardunyalar’’. Ama nasıl okurdum bilmiyorum :) En son hangi şarkıyı icra ettiğimi umarım anımsıyorsun :)

- Aaaa yok hangisiydi cidden merak ettim şimdi :)

- Konya gezisindeydi. ‘’Gözlerimde donmuş iki damlasın’’ diye bir çıkış yapmıştım :)

- Hahahahaha şu an iptalim, anımsadım. Ah o anı kayıt altına almak lazımdı :)

- Gelirsem oraya :)

- Ya bizim çok anımız var Sevgi. Ne güzel günlerdi. Şimdilerde Yozgat’ta yaşıyorsun ve ister istemez konserleri festivalleri falan özlüyorsundur doğru mu :)

- Ah ah evet ne çok anı var değil mi? Ölüyorum buralarda ya. Müzik adına duyduğumuz tek ses yerel radyolardan yükseliyor. Çoğu da malum CŞA’lık şarkılar :)

- Sahi sen neden yoksun artık CŞA'de epeydir :) Valla kızıyorum bak :)

- Blog sayfasını yakalamak çok zor oluyor benim için. Daha doğrusu unutuyorum desem kızmazsın değil mi, eskiden daha rahat yakalıyordum.

- En unutamadığım hangisiydi peki?

- Füsun Önal’dan ‘’Aşk Nezlesi’’. Ne çok gülerim hâlâ bu şarkıya. Bir de en çok yer almasını istediğim bir başka CŞA’lık şarkı da Emrah’ın ‘’Hey Taksi’’si.

- Emrah’ı yeni konuk ettik ama şarkıyı not aldım :) Peki şimdi sana kelimeler vereceğim ve o kelimelerin sende uyandırdığı herhangi bir şarkıyı - şarkıcıyı falan öğrenmek isteyeceğim. Aşk ile başlayalım :)

- Sertab Erener’den ‘’Aşk’’ tabi ki, çok kolay oldu, sıradakini alalım :)

- Sen kaşındın :) Peynir :)

- Geçiniz :)

- Bir isim yazmadan şuradan şuraya gitmem :)

- Tanju Okan’dan benim en büyük dostum içkim, sigaram. Rakı peynir olayından :)

- Hüzün :)

- Sezen Aksu’dan ‘’Yalnızca Sitem’’

- Renk?

- Rengin :) Ne güzel bir şarkısı vardı onun aklıma o geldi şimdi. ‘’Aldatıldık’’ mıydı?

- İnanır mısın bugün aklıma geldi o şarkı. Ben de çok severdim. Son kelimen geliyor; Sevgi?

- Duyduğum ve duyabileceğim bütün şarkılar. Hepsi olmasa da % 90’ı :) Tek bir şarkı dersen Leman Sam ‘’Gül Güzeli’’ olsun :)

- Sevgiciğim seni çok tutmuyorum malum durumundan yoksa bizim sonumuz yok ve son olarak diyorum ki oynaya oynaya gelin çocuklar el ele el ele verin çocuklar :)

- Ve de zamanında gelin çocuklar :) Valla değil mi biz de bir açıldı mı sohbet sabahı bulabiliriz :)

- Hadi eskiden olduğu gibi geri sayımla ayrılalım :) Aman tanrım biz cidden deliymişiz :)

- Hahahahah sen başla :)

- 4

- 3

- 2

- 1

- Bye

21 Haziran 2010 Pazartesi

Pazartesi Sendromu

İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuarı Temel Bilimler bölümü Mezunu Barbaros Uslu ve tıp dilinde "bipolar bozukluk" adı verilen beyindeki kritik seviyelerin alçalması ve yükselmesinden kaynaklanan, hayati fonksiyonlarını durduran, bilinç kaybı yaşadığı çok ciddi bir hastalığa yakalanmış. Tedavi masrafları bir hayli yüklü olduğundan müzisyen arkadaşları kendisi için bir yardım konseri düzenlemeye karar vermiş. Bu akşam saat 20:00 itibari ile Beyoğlu Haymatlos’ta gerçekleşecek etkinliğe 20 YTL ile katılabilirsiniz ve siz de destek olmak isteyebilirsiniz. Buzuki Orhan’dan Harun Kolçak’a, Erol Büyükburç’tan Hasan Cihat Örter’e, Ege’den Kenan Yılmaz’a birçok isim sahne alacak. Bir diğer yardım konseri ise Şafak Öğretmen için. ‘’Osteosarkom hastalığıyla’’ mücadele eden ve söz konusu hastalıkla ilgili ilaçların doz olarak limitini doldurması, Türkiye'de tedavisinin yapılamaması nedeniyle çareyi yurtdışında arayan Türkçe öğretmenimiz içinde bir türkü şöleni düzenleniyor Çarşamba günü. Kültür Üniversitesi Akıngüç Oditoryumu’nda düzenlenecek bu şölene 50 YTL karşılığında katılabilir ve Belkıs Akkale’den Bedia Akartürk’e, Sabahat Akkiraz’a, Erdal Erzincan’a çok değerli isimleri dinleme şansını bulabilirsiniz. Hayat hiç kimseye kötü sürprizler yapmasın. Bu iki genç arkadaşımıza bir an önce acil şifalar diliyorum.


Ve gelelim haftanın albümlerine zira çok hareketliyiz yine. 30 yıllık müzikal kariyeri boyunca birçok projede ismi ile karşılaştık. Birçok bestesini ve aranjesini dinledik, şefliğini yaptığı birçok konseri izledik. Ozan Doğulu’dan bahsediyorum. ‘’130 bmp’’ ismini verdiği ve geçtiğimiz hafta yayınladığı albümünde Doğulu’nun son yıllarda öne çıkan DJ kimliğine tanık oluyoruz ve ünlü isimlerden ses bulan önemli şarkılarla yeniden dans etmeye hazırlanıyoruz. Bir yerde de olmasa olmazlar ya da bir yerde de olmazsa olmazlar ekibinden Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Ferhat Göçer yine burada da karşımızda. Çok kötü bir şarkı ile Sıla (kaldı ki ‘’Alain Delon’’ duymasın, dinlemesin) Mustafa Ceceli, Ziynet Sali ve elbette Kenan Doğulu’da burada. Çok gerekli bir albüm mü aslında evet; Doğulu uzun yıllara yaydığı bu yolculuğunu bir şekilde anlamlandırmak istemiş olabilir kendi adına, bunun üzerinde de bir hayli titiz çalışmıştır da ama benim bir kerelik dinledikten sonra ikinci defa ancak herhangi bir mekanda karşılaşırsam dinlemek zorunda kalacağım düzenlemeler bunlar. Ziynet Sali’nin yorumu ile ‘’Sen Mutlu Ol’’u alıp bu paragraf adına köşeme çekilebilirim öyleyse.

Bir başka DJ Uğur Karan’da 25’nci yılını kutluyor. Altısı enstrümantal çalışma olan ‘’İstanbul Sunset Time’’ isimli albümde gayet güzel bir seçki sunuyor bizlere. Serkan Çağrı’dan ‘’Dut Ağacı’’, Febyo Taşel’den ‘’Kabuk’’ gibi günümüze yakın çalışmalarda yer alıyor hafızalarımızda özel bir yer eden Polat Bülbüloğlu & Şebnem Ferah düeti ‘’Gel Ey Seher’’de. Alihan Samedov, Burhan Öcal, Nino Varon, Serhat Hacıpaşalıoğlu çalışması yer alan isimlerden biri. Bu albümde ilk kez dinleyeceğimiz ve bence çok daha iyi bir yerlerde olabilecekken müzik dünyasında hak ettiği yeri alamış Aşina’da bu çalışmada. Seslendirdiği ‘’Akrep’’ isimli şarkı bu anlamda özel. Yine başarılı müzisyenlerden Burak Demir’de kendisine ait bir çalışma olan ‘’Gelin’’de dikkatleri üzerine çekiyor. Esen Müzik etiketi ile geçtiğimiz hafta içinde dinleyici ile buluşan bu çalışma sıcak yaz günlerinde harika bir esinti yaşatmayı vaat ediyor ve bize de dinlemek düşüyor.


Haftanın (hatta yılın) Albüm Kapağı: Yılmaz Morgül – YLMZMRGL

Tanrı hepimizi korusun :)

Haftanın İddiası: Yılmaz Morgül - Bu albüm ile birlikte herkes Yılmaz Morgül’ün kendi kariyerinde yaptığı devrime tanık olacak. Şarkılarım gibi fotoğraflarda benim için birer devrim niteliği taşıyor. Eğer ki söz konusu olan sanatsa sanatta sınır yoktur.

Gördüğümde resmen birçok kişinin düşündüğü gibi şaka sandım ama öyle ki bir mağazada karşılaşınca elime aldım resmen, bir hışım tuttum, gerçekmiş, inanamadım, böyle bir albüm varmış hani, yeni çalışmasıymış. Sahiden garip bir adam Yılmaz Morgül. Öyle ki hafta sonu Okan Bayülgen’in programına katılmış ve izlemedim ama sözleri - açıklamaları ile yine olay yaratmış. Morgül ile bir yardım konserinde karşılaşmıştım ve gerçekten orada samimiyetine tanık olmuştum. Biliyorsunuz birçok yardım konserine koşa koşa gitti kendisi, bu yönü ile tebrik edilmeli, hassasiyetini alkışlamalı. Neyse şimdi Şafak Karaman kendisine bir albüm yapmış ve kariyeri boyunca ilk kez TSM söylememiş, artık ne söyledi, neler yaptı etti bugün yarın göreceğiz ama Sezen Aksu’nun ‘’Perişanım Şimdi’’ isimli şarkısını yorumlamış. E ne diyelim, istediği gibi olsun her şey.

Ölümünün 10’ncu yılında kendisini bir kere anıyoruz bu kez türkülerle. Kemal Sunal Türk sinemasının kuşkusuz ki çok önemli bir rengiydi. Bugün bile onu izlemekten bıkmıyoruz sevmekten vazgeçmediğimiz gibi. Atlantis Müzik Production sanatçının bugüne kadar filmlerinde kullandığı türkülerden bir seçki hazırlamış. Enstrümantal iki şarkının (‘’Gurbet’’ ve ‘’Yunus’’) haricinde sanatçının sesinden yeniden o film karelerine döneceğiz. ‘’Maden Dağı’’ndan ‘’Ayağında Kundura’’ya, ‘’Esmerim Biçim Biçim’’den ‘’Hele Yar Zalim Yar’’a çok uzağında değiliz, gözlerimizi kapattığımızda çok net bir şekilde kahkahaya boğulabileceğiz. Yine düne dair bir yolculuk yapmak isteyenleri özel bir çalışma daha bekliyor ki geçtiğimiz günlerde kendisi için özel de bir gece düzenlenmişti. Behiye Aksoy’dan ‘’Hatıralar’’ Anadolu Müzik etiketi ile bizlerle buluşuyor. 14 çalışmanın yer aldığı ‘’Hatıralar’’da bir kere daha Yeşilçam’ın o unutulmaz tatlarına dönmeniz ve yeniden büyülenmeniz mümkün.

Hiphop sevenleri kariyerinin dördüncü solo albümü ile Ceza bekliyor. ‘’Onuncu Köy’’ albümünün tanıtımında dikkatimi çekti 2000’den fazla farklı kelimenin kullanıldığı bir çalışma deniyor. Ne demek acaba anlamadım ki :) ‘’Ağladın Ya’’ nasıl oldu ise başarılı bir şarkı oldu, tuttu ve hemen bunun devamını getirelim mantığı ile yeniden ikili yan yana geldi ve Meyra - Cemil ‘’Beni Sensiz Düşünme’’ isimli tek bir şarkı piyasaya sunuluverdi, ilginizi çeker mi? SONY Müzik ‘’Galata Geceleri’’ ve ‘’Kordon Geceleri’’ isimli iki toplama albüm sundu. Dinlediğinizde pat Galata’da pat Kordon’da oluyorsunuz ve tamamen kendinizi kandırıyorsunuz :) Böyle albümler ile ilgilenmemi babam söyledi ve onun hatırına edinmem gerekiyor ayrı :) Bir tanesi remix dört şarkılık bir maxi single ile ‘’Mucize’’ bir albüm Suzan Aktay çıkageldi. Biyografisine baktığımda hey hey de hey hey diyebileceğimiz bir isim kendisi. Yıllardır Amerika’da birçok yerde sahne aldıktan sonra en büyük hayali olan Türkiye’de albüm çıkartmanın heyecanındaymış kendisi. İki şarkının bestesinde Bülent Özdemir imzası var ya sonuna kadar dinlenir. Ayrıca çalışmanın müzisyen kadrosu da çok zengin.

Haftanın Şarkı Sözü: Ankaralı Turgut - Kaymak Lazım

Kaymak lazım, sonra farkı görmem lazım, alman lazım, yemen lazım, sonra farkı görmen lazım.

Hakikaten Ankaralı Turgut çok enteresan bir adam. Böyle bir şarkı olabilir mi, pekala da olabilir. Vallaha bravo, bayıldım ve en yakın zamanda CŞA’da paylaşmak için sizlerle listeme aldım :)


Kendilerini çok severiz ve büyük bir keyifle dinleriz. Nev’den bahsediyorum ki yeri gerçekten ayrıdır. ‘’Bir Nev-i Alaturka’’ isimli kariyerinin dördüncü albümünün adından da anlaşılacağı üzere buram buram musiki kokan bir yanı var. Nev’e bu şarkılar yakışıyor ve daha önceki performanslarına tanık olduğumuz için karşılaştığımızda durumu yadırgamıyoruz. Bu albümde 10 şarkı var ve bazılarını zaten ezbere biliyoruz ve nerede çalsa eşlik ediyoruz. ‘’Sevmekten Kim Usanır’’, ‘’Kimseye Etmem Şikayet’’, ‘’Ben Küskünüm Feleğe’’, ‘’Şimdi Uzaklardasın’’ gibi. Nev bu şarkıları almış ve rock’tan tango’ya, latin’e hatta rembetika tınılarına yorumlamış. Yani yepyeni bir sound kazanmış şarkılar ve böylesine bir itirazımız zaten yok kaldı ki böylesi şarkıları bugünün yeni kuşağı ile tanıştırmak için Nev’de doğru bir ses, seviliyor çünkü ve nerede olursa dinleniyor. Kariyeri için belki çok önemli olmayacak ama ayrı saklanacak bir çalışma bu ve Pasaj Müzik etiketi ile orada, burada, her yerde bir nev-i.

Müziğin Sustuğu Yerden Alternatifler:

Çok yoğun bir hafta yaşadım adıma zira ne yaptın diyecek olursanız paylaşmakta bir sakınca görmeyeceğim. Sitemiz Temmuz ayında sizlerin karşısına bambaşka bir şekilde çıkacak. Herhangi bir görsel değişim değil bu, ilk kez bir konsept yayın yapacağız ve sunumumuzu öyle gerçekleştireceğiz sizlere. Tarihinin en dolu yayını olacak hatta bu ve çok ama çok sürpriz isimler karşınıza çıkacak. Elbette bunun hazırlığı kolay olmadı ve bu hafta içinde bayağı bir yol gidildi kaldı ki son nokta henüz koyulmadı, yarın yine, yeni bir ziyaretimiz olacak bu anlamda. Velhasıl bu yoğunluğun içinde müzik susmadı hatta tam tersine kalan vakitlerimde bunların düzenlemesini yaptığım için dizilerim, filmlerim sustu. Ama iki şeyi çok merak ettim ve onları izlemeden geçemedim.

Geçtiğimiz aylarda vizyondaydı ve çok merak etmeme rağmen izleme şansını bulamadım. Senaryosunu yazan, filmi yöneten ve hatta başrolünü oynayan Sermiyan Midyat. Filmin süprizlerine gelmeden önce konusunu kısaca anımsayalım. Tinne isimli haritalarda bile yer almayan bir belde var ve köyün ağası Yusuf köy belgesi alabilmek için yıllara dayanan bir mücadele veriyor ama nafile. Derken yıllar sonra evine dönen oğlu İbrahim kendilerine bir sürprizi var; bir Amerikalı gelin. Jessica’nın ve ailesinin de daha sonra Amerika’dan aralarına katılmaları ile bambaşka bir cümbüş halini alıyor durum ki gerçekten izlerken kahkahalara boğuldum. Filmin kadrosunda Steve Guttenberg, Mariel Hemingway, Katie Gill, Josh Folan gibi yabancı oyuncular kadar ilgi çekici gerçekten çok başarılı oyuncularımız var. Örneğin yılların usta isimleri Erdoğan Tuncel (dede) ve Meray Ülgen (Yusuf Ağa) performansları ile göz dolduruyor. Fadik Sevin Atasoy, Ayşenil Şamlıoğlu, Ayça Damgacı zira yine öyle. Filmi kesinlikle izlemelisiniz ve kahkahalara boğulmalısınız derim, ben öylesi keyif aldım. Bir de not: Filmin müziklerini Cem Yıldız yapmış. Kendisine Mazlum Çimen ve Cahit Berkay da eşlik etmiş ve filmde de bu üçlü özel olarak yer almış; onları daha önce hiç böyle görmediniz.


NBC yeni bir dizi yayınlamaya başladı ki ''Persons Unknown'' adı; 13 bölüm sürecek ve Eylül ayında nihayete erecek. Henüz iki bölümü izleyicisi ile buluştu ve sanırım dikkatleri çekmeyi başardı. Konusunu okursanız aklınıza ilk anda ‘’The Prisoner’’ gelebilir; ‘’LOST’’a dair de sanki esinlenmeler var. Birbirini daha önce hiç tanımayan çeşitli mesleklerden üçü kadın dördü erkek bir sabah bir otel odasında uyanıyorlar ve neredeler, niçin buradalar hiçbir şey bilmiyorlar. Kaldı ki her adımları izleniyor ve bir oyunun içinde olduklarını düşünüyorlar. Derken otel dışına çıktıklarında küçük bir kasaba da olduklarını fark ediyorlar ve sürprizleri başlıyor dizinin; buradan kaçış tahmin ettikleri kadar kolaya benzemiyor. İlk bölümü tamamen belirsiz olan dizinin ikinci bölümünü bir an önce izlerseniz devamını bekleyeceksiniz gibi geliyor, en azından benim için öyle. Aynı dizilerden biraz uzaklaşmak isteyenlere ya da dizileri bitenlere güzel bir yaz keyfi olabilir.

Üzücü bir hafta sonu yaşadık ülke olarak, dilerim yeni acıların olmayacağı bir hafta olur herkese; güzel günlere, iyi haftalar dileklerimle.

19 Haziran 2010 Cumartesi

Cumartesi Şarkısı Ateşi - Aylin Livaneli

Aylin Livaneli - Canlan Biraz


Aylin der ki bu işler böyle, hayat geçmez başka yerlerde
Çağdaş teknoloji dünyası, 2000 yılına az kaldı

Canlan biraz, canlan biraz, kımılda, kendine gel

MP3

16 Haziran 2010 Çarşamba

Çarşamba Matinesi - Ali Kocaoğlu

Her Çarşamba olduğu bu gibi Matine yine sizlerle; yine bir özel dostun dünyası içinde, onun müziğinin renginde. Bu hafta köşemizde sevgili Ali Kocaoğlu'nun dünyası içindeyiz. Kalbimizin özel dostlarından biridir sevgili Ali. Şiir yüreği bize ara ara güzel şarkılar söyler, biz de keyifle dinleriz onun o Akdeniz sesini. Matine başlıyor.


- Söyleşeceğiz güzelleşeceğiz değil mi ama :)

- Evet; hem ne zaman karşı koyabildik ki güzelliklere :)

- Dur dur bir miktar kafein yudumlayacağım :) Tamam başlasın :)

- Şimdi kapını çaldık ama çok yoğun bir süreçtesin ve biz de biraz moral olmak istiyoruz hem. Ali kısaca bu ara neden yoğun, neden terliyor peki?

- Sevgili Kadri şu sıralar mezuniyetim itibariyle bir telaşın içerisindeyim. Aslında kazara içerisinde olduğum ve sonraki süreçlerde hakikaten keyif aldığım bir bölümdeyim. Biraz zihnime biraz kalbime eh az da cebime zarar.

- Ne mezunu olacak Ali; merak edenler olacaktır :)

- Ali bir hafta sonra ‘’Coğrafya’’ mezunu olacak ama sonrası da var Kadriciğim :)

- Hep bir sonra zaten var ama öyle değil mi Aliciğim :) Hadi şimdi öncesine dönelim; az ve öz bir zamanda birbirimizi tanıdık ve güzel şeyler paylaştık; devam da ediyoruz. Ali; müzikle güzel bir dost, arkadaş belki de sevgili; bu içindeki müziği ilk ne zaman keşfettin?

- Evet sevgili Kadri sanırım gençliğimin sürpriz ben geldim hikayesi sen oldun. Harika ve eşitsiz bir karşılaşma diyorum hep kendi adıma.

- Kadriciğim müzik 8-10 yaşlarıma siyah beyaz ekranda Yeni Türkü'den Derya Köroğlu'nu taklit etmelerle başladı,elimde süpürgeyle. Başlangıçta elbette tınılar ve armoniler ve kesinlikle kahramanımın kıvırcık uzun saçları, sonrasıysa kavramları algılamaya çalışmakla gelişti ama ilk kez 14 yaşımda enstrümanım oldu piyano çalan bir kıza aşık olmuştum ve anneme onun için iyi bir şey yapmak istiyorum dedim annem de birkaç hafta sonra kucağıma gitar attı.

- Kendi kendine mi çalmayı öğrendin yoksa bir eğitim aldın mı bunun üzerine? Nerelere gitti bu durum ve o kız da sana aşık oldu mu sonra :)

- Başlangıçta her genç gibi sanırım biraz etrafı etkilemeye yönelikti dostum bir eğitim almadım. Aslında sadece duygusal ve düşünsel tatmin diyebilirim sadece. Müzik gerçekten gönlün gıdası (bazıları gıda zehirlenmesi yaratsa da). Sonrası sanırım Ankara'da; sevgili Kadri burası yaşamın kalbinin attığı yer. Burada daha çok şey gelişti en azından gitar çalarken sosyal fobimi atlattım, kalabalığa çalabiliyorum örneğin :)

Ve evet o kız bana aşık oldu :)

- Süper :) Evet bizler de odandan yükselen hüznü defalarca soluduk. Özellikle çalmayı sevdiğin şarkılar nelerdir; neleri bıkmadan usanmadan dinleyebiliri , böyle öne çıkan şarkıların var mı?

- Evet, elbette sevgili anılar dükü olmaz mı? Hiç bıkıp usanmadan 48 saat aç karnına Sezen'in ‘’Adı Menekşe'’sini çalarım. Yeni Türkü'nün ‘’Destina'’sını ve şu sıralar Yann Tiersen'in ‘’La Valse D'Amelie'’sini. Sabaha çok var değil mi uzayıp gideceğe benzer listem :)

- Memnuniyetle dinlerim valla. Peki ben şimdi Yeni Türkü sevdanı biliyorum hatta sana telefonla canlı canlı konserinden yayın yaptığımı anımsıyorum :) Nasıl bir tutku ya da nasıl bir türkü bu ki nasıl bir aşk sizinki? Uzattım di mi :) Kısaca neden Yeni Türkü :)

- Hatırlamaz mıyım yüreğinden yüreğime kuşlar uçurmuştun da ‘’Deliler'’den biz anlamıştık o akşam :)

Yeni Türkü aslında zamana her şeyin yenik düşmesi gibi. Sosyolojik gerçeklik değişti, müzik değişti bizler değiştik ama Yeni Türkü'de zaman itibariyle. Şu sıra hayatı ölçen hız yoktu ve sanırım bizi biz yapan bir geçmiş vardı. Ve hemen herkes için bir şarkı. Anneler için, babalar için, aşklar için, arkadaşlıklar için.

Başlangıçta gerçekten gönüle hoş geldiği içindi sanırım ama sonra araya kavramlar ve şiir girdi. Sanırım bu ülkede tüm saydıklarımı müzikle harmanlayabilen pek az grup var.

- Solist ya da grup, Yeni Türkü haricinde kimler seni özellikle etkiledi, etkilemeye devam ediyor; kimleri büyük bir keyifle takip ediyorsun?

- Sezen gönlümün hicazkar ecesidir, neredeyse babaannemden en küçüğümüze kadar anılarımız vardır onunla. Büyük bir keyifle Birsen Tezer'i ve Vedat Sakman hocayı, Hümeyra'yı ve Candan Erçetin’i dinlerim. Elbette yöresel ve etnik tatları da; Cengiz Özkan ve İlkay Akkaya'yı mesela ama son günlerde Alp Bora.

- Geçen hafta sonu Türkiye’de Ankara - İstanbul olmak üzere konserleri oldu Alp Bora ve ekibi Nim Sofyan’ın.

- Kadriciğim şu sıra tüm eksenim odam ve okulum haberim olsaydı kalbim dinlenirdi orada.

Tüm bunlar dışında denemeyi seviyorum etkiye etkilenmeye açık olmaya çalışıyorum müzik kalıpsız, hacimsiz, şekilsiz, şemalsiz, sonsuz bir olgu. Yurt dışında da takip etmeye çalıştıklarım var kendi nazarımda. Özellikle Yann Tiersen Fransa'da, Alkinoos Loannidis Yunanistan'da. Leonard Cohen ile birlikte Noir Desir beni çok etkilemekte şu sıralar.

- Bir şarkıdan etkilenme sebeplerin nelerdir genelde; örneğin bu son saydığın üç şarkı - üç isim seni nasıl etkiledi, neden etkiledi, aşık mısın mesela Ali :)

- Bir şeyleri değiştirebilirim duygusu sevgili Kadri. Hem bireyin kendi kalp görgüsü adına söyleyebilirim hem de müziğin sadece bir sesler bileşkesi değil aynı zamanda sosyolojik bir tavır olduğunu düşündüğümden belki bu kanaatim. Bir şarkı yüreğimde bir kımıldama yaratabilmeli, evimin penceresinin dışına çıkarabilmeli elimden tutup.

Aşk küsurları ve kusurlarıyla korkarım şu sıralar ama olsun; tek kusurumuz aşk olsun :)

- Kendine ait söz ve bestelerin var mı tüm bu repertuar içinde?

- Birkaç gün önce okuldan birkaç çocukla ‘’abi biz artık sosyalleşmeye mi başlasak ne’’ diye düşündük. Evet sevgili dostum bunlar için ciddi bir çabanın içindeyim sanırım. Yazın Antakya'daki arkadaşlarımla bir araya da geldiğimde eteğimizdeki sözleri ve sesleri dökeceğiz :)

- Bizler de heyecanla bekleyeceğiz dinlemek için :) Müzik ve hatta edebiyat senin için hep bir aşk ama anladığım kadarı ile üstüne gitmeyi istemiyorsun bunun, kaldı ki yerinde olsam daha fazlasına da koşmak isterdim, haksız mıyım?

- Candostum sanırım zamana sıkıştırmak derdinde değilim. Sadece müzik ve edebiyat hem bir yaşam duruşu hem de inanılmaz bir kalp uçuculuğu yaratmakta bende. Ama ben biraz daha beklemek derim. Elbette zamana bırakmayı olgunluk olarak görmüyorum ama yine de daha da çok hissetmeli daha da çok öğrenmeli derim kendi adıma. Müzik ve edebiyat onlar ne lamba cinidir zaten bir şekilde bir gün yüzüne değerler. Öyle kalpten içere dünyaya karşı :)

- Peki keşke yazsaydım dediğim bir söz, besteleseydim dediğin bir şarkı var mı? Tek bir hakkın var ama :)

- Kesinlikle; Leonard Cohen'in Dance Me To The End Of Love :) Türkçe'ye adapte edip çaldığım da oluyor zira o şarkıyı.

- Uzak durduğum dediğin bir tarz ya da isimler var mı peki müzik dünyasında :)

- Sanırım doğam gereği çok sert müziklerle pek içli dışlı değilim biraz daha duru ve doğallıktan yanayım galiba. Ama şu süreçte kesinlikle fast food kültürünün yavruları olan ve insani ilişkileri, müziği basitleştirenlerden gerçekten şikayetçiyim Kadri. Popüler müzik bazen gerçekten sosyolojik bir ihtiyaç ama yozlaşmış, çeteleşmiş şekilde değil.

- Son zamanlarda maalesef popüler kültüre yenilen birçok isim oldu; bakıyorum şarkılar gerçekten çok kalitesiz, bir şeyler eksik; sence de gelen gideni aratıyor mu, sen özlüyor musun o eskileri, neden o zaman tutunduğumuz gibi tutunamıyoruz peki bu şarkılara, sadece dinleyip geçiyoruz?

- Kadriciğim; müziğin aynı zamanda sosyolojik bir gerçeklik olduğunu da söylemiştik. Bir şeyler gerçekten değişti. Ve akranım kuşak moment kuşak olarak geçmekte sosyolojik literatürlerde. Aslında bu hızı ve değişikliği çoğu kez isyanlarım olsa da tabii buluyorum. Elbette özlüyorum zira sizin kuşağınızın gençliğini bile feda edebileceği değerleri vardı. Bu aslında bilimum tüm sanat dallarına yansımaktaydı. Ortaya da harika çalışmalar çıkabiliyordu.

- Dileriz bir gün yeniden çalar kapımızı tüm hepsi, Ali bir gün sen de çal kapımızı ve gel İstanbul'a; bu sohbet burda bitecek gibi durmuyor çünkü :)

- Yolculuk düşecek sevgili dostum İstanbul'a öyle bir hava vazgeçilmesi mümkün bile olmayan :)

- Hadi bir kahve daha alalım üstüne ve hatta senden bir şarkı dinleyelim. Hangisi gelsin bize :)

- Ezginin Günlüğü gelsin mi çok özel bir şarkıları vardır kendi adıma tıpkı kahvelerimiz gibi 41 ömürlük hatırı kalacak: ''Küçüğüm''.

Bugün güneş doğmayacak. Bugün sen çok öleceksin. Biraz düşlerine eğil. Orada bir şey bulacaksın.


14 Haziran 2010 Pazartesi

Pazartesi Sendromu

‘’Allah Kalbine Göre Versin’’. Bu ne güzel bir şarkıdır Yeliz hatta hatta bunlar ne güzel şarkılardır ki; sen hep güzel söyledin peki neden bizi bu kadar özlettin demez miyiz şimdi? Tüm bir hafta sonu yeni albümündeki 6 şarkıyı (1 tanesi mix) dinledim ve gerçekten bir kere daha ne varsa onlarda var mı dedim; belki? Biri hariç yine tüm şarkılar daha önce zaten yorumlanmıştı; bu konu üzerindeki hassasiyetim artıyor ama gerçekten demek istediğimi az da olsa bazıları anlıyor. Alın bir İlhan İrem şarkısı ‘’Ben Değilim’’ nasıl okunur dinleyin, kaldı ki İrem bu nadir bestelerini başkalarından dinliyoruz. Adnan Ergil’in Nilüfer’den dinlediğimiz ‘’Son Perde’’ yine aynı lezzette. Şimdiye kadar neden birisi bu şarkıyı cover yapmak için keşfedemedi, belki iyi de oldu bu; Selahattin Sarıkaya imzalı ‘’Bir Sevgili Bulamadım’’ ve 77 yılında bir 45’liğinde yer alan ‘’Oldu Olacak’’ ve onun Emre Gürcan imzalı parti mixi. Ne diyebilirim ki bayıldım; keşke bir bütün albüm olsaydı ama inandım; devamı gelecek. Kapak fotoğrafları ayrıca şahane ve EMI etiketi ile müzik marketlerde.

Haftanın Şarkısı: Yeliz - Allah Kalbine Göre Versin (Söz ve Müzik: Şehrazat) ... Benim için ne düşündüysen bilemem / Arkamdan ne çevirdiysen göremem / Başımı öne eğdirdiysen affetmem / Allah kalbine göre versin / Allah gönlüne göre versin a canım.

Mevla gül diyerek iki göz vermiş / Bilmem ağlasam mı, ağlamasam mı? Aşık Mahsuni’nin bu türküsünü çok severim. Hafta sonu nefis bir düzenleme ile yeniden dinledim ki ozanın sesi ile açılışın yapıldığı bu yeni düzenlemenin sahibi ve türkünün devamında dinlediğimiz ses Kubat’ın. Bu çalışmayı çok ayrı bir yerde tutuyor ve bir hayalinin gerçekleştiğini söylüyor Kubat; ne mutlu. Türkülerin günümüzdeki başarılı yorumcularından olan Kubat’ta yepyeni bir albüm yayınladı ve Seyhan Müzik etiketi ile ‘’İnce İnce’’ kapımızı çaldı, evet. 8’nci albümü ile buluştuğumuz Kubat özellikle ilk albümlerinde kalplerimize fena dokunmuştu. Çizgisini hep korudu ve de onu dinleyenleri, sevenleri hiç şaşırtmadı. Bu albümde de şaşırtmayacak gibi görünüyor. Beş çalışma anonim, biri söz olmak üzere iki çalışma Kubat imzalı. Eski - yeni çalışmaları bir arada harmanladığı albümde Karacaoğlan’a ait sözlerde bir de Erdal Erzincan çalışması var ki ‘’Esti Seher Yeli’’ de albümde en az ‘’Bilmem Söylesem mi’’ kadar dikkat çekiyor.

Birbiri ardına albümler yayınlanmaya tüm hızı ile devam ederken yepyeni isimler ile de tanışıyoruz. Bu isimlerden biri de Kenan Yılmaz. Küçük yaşlarda müzikle tanışan ve bu hayalinin peşinden koşan Yılmaz ile Temmuz ayında sitemizde keyifle okuyacağınıza inandığımız bir söyleşi gerçekleştirdim. ‘’Sarhoş Balık’’ isimli albümü yayınlandığı ilk günlerde daha dikkatimi çekmişti ve de keyifle dinlemeye başlamıştım; bu söyleşi vesilesi ile bu kendisine ve bu albümüne dair diğer detayları da öğrenme şansını bulduğum için çok mutlu oldum. Sözleri ve müziği kendisine ait çalışmalarla müzik dünyasına ilk albümünü sunan Yılmaz aslında yıllardır bu işin mutfağında kaldı ki bugüne kadar yayınlanmış birçok albümde imzası var. Detaylarına çok fazla girmek istemiyorum zira hepsine ve fazlasına söyleşimiz ile ulaşacaksınız ama şunun da altını çizmeden geçemem. 11 yıldır bu albümün hayali kurulmuş; o yüzden bu şarkılar merak edilmeli ve bu albüm alınmalı, ayrıca dinlenmeli. Bu arada Temmuz ayında öyle böyle bir yayında olmayacağız; çok sıcak bir ay olacak; çok heyecanlıyım.

Haftanın Albüm Kapağı: Esra Balamir - Rüyalar Gördüm :)

Esra Balamir çok gerekli bir şey yaptı ve iki şarkı iki remix çıktı geldi. Keşke görmeseydi bir rüya ve keşke biri basmasaydı faka. Canım ‘’Faka Bastın’’, o Emel’in güzelim şarkısı kimlere gitti ey yarab biz istesek alamayız. Herneyse 90’lar bir bir yeniden öne çıkmaya devam ediyor oraya. Onlar o yılların vazgeçilmezleriydi ama bir gün geldi kendilerinden vazgeçtiler. Geriye ne kaldı bakalım. ‘’Özledim’’leri kaldı İzel - Çelik - Ercan olarak; daha sonra Çelik gitti ikili olarak ‘’İşte Yeniden’’leri kaldı. Arada Ercan yanına Ufuk’u aldı ve dönemin vitaminli şarkılarına rakip ‘’Şifa Niyetine’’si aldı ortalığı. Bu ‘’Şifa Niyetine’’ye ayrıca dikkat çekmek gerek. Berbat kötü olmasına rağmen çok ilginç bir albümdü :) Örneğin ‘’Bu Baba Başka Baba’’ isimli şarkının bestesi Don Calliyone, ‘’Reklamlar’’ isimli şarkının bestesi de Michael Jackson imzalı görünüyordu, şaka gibi :) Esen Müzik bu üç albümü yeniden sunmaya hazırlanıyor ve CD üzerinden bence yeniden arşivlerimize girmesi gerekiyor. Bu arada Yaşar Plak imzalı bir diğer 90’lar albümü de yeniden basımda. Kendi adını verdiği ilk çalışmasında yeniden Asya’yı dinlemek ister misiniz? Çok farklı değil ama keyifli bir soluk olmuştu bu albümü ile Asya ve dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı. Bugünün kayıpları arasında kendisi ama en azından müziğin ayıpları arasında hiç olmadı. Bu vb. albümlerin CD olarak yeniden yayınlanması da ayrıca gerekli.

90’lı yılların müzik dünyasına kazandırdığı özel isimlerden bir tanesi de Ahmet. ‘’Ah Canım’’ olarak pop dünyamıza lanse edilen ve ardı ardına yayınladığı albümler ile başarılı işlere imza atan Ahmet yaklaşık 10 yıldır bir suskunluğun içindeydi. Aslında yakından takip edenler zaman zaman onun bu işten kopmadığını ve sürekli bir üretim halinde olduğunu gördüler. Geçtiğimiz aylarda kendisi ile görüşmüş ve bugünden itibaren müzik marketlerde olacak ‘’Metropol’’ isimli albümü ile ilgili merak ettiklerimi öğrenmiş ama sizlerle paylaşamamıştım. Şimdi de çok detaya girmeyeceğim zira Ahmet ile önümüzdeki günlerde albümün ilk söyleşisi için buluşacağım. Albümde sözler ve müzikler kendisine ait ve çok sürpriz feat. hâller var. En çok kimi merak edelim derseniz duruma Tuğçe San ile olan çalışma müdahale edebilir ilk olarak. Bildiğiniz üzere San’da 90’larda bir olaydı ve kendisi de uzun zamandır suskunluktaydı. Bir diğer bu albümü merak sebebi yine Jehan Barbur birlikteliği. ‘’Öyle Bir His Bu’’ isimli şarkıda son yıllarda müzikte yükselişi devam eden Barbur’un Ahmet ile gerçekleştirdiği performansı cidden merak ediyorum adıma. Ve diğerlerini de? Söz; üstüne daha çok konuşacağız.
28 Haziran’da başlayacak ve 5 gün sürecek olan "21. Çeşme Deniz Şenlikleri ve Uluslar arası Şarkı Yarışması bu yıl da çok konuşulacak gibi. Zira yolu düşen herkesi sürpriz sanatçılarla güzel bir festival bekliyor. Dünyaca ünlü star Bonnie Tyler festivalin en özel konuklarından olsa gerek. Beraberinde Sertab Erener, Volkan Konak, Murat Boz, Mustafa Ceceli, Soner Sarıkabadayı gibi bizden de starlar sahne alacaklar. En sürpriz konuk ise Almanya’dan. Geçtiğimiz haftalarda yarışmada birincilik kazanan Lena final gecesinde sahne alacak. Üstelik bu seneki Eurovision komitenin de ilgisini çekmiş olmalı ki Yunanistan’ı temsil eden ve beğeni toplayan Girogios Alkaios ve grubu da Çeşme’de. Ayrıca İzlanda, Romanya ve Azerbeycan temsilcileri ile de görüşmeler halen devam ediyormuş. Çeşme Festivali hep özel olmuştur kaldı ki anımsarım kimler kimler gelmişti zamanında da nasıl bir heyecan oluyordu, izliyorduk TRT karşısında; keşke yeniden bir kanal çıkıp canlı canlı bizlere ulaştırsa.

Müziğin Sustuğu Yerden Alternatifler:

Bu hafta filmlerimde aşk başa düştü hayır olsun :) Geçen hafta kaldığım yerden Paris yollarında yürümeye devam ettim. ‘’2 Days in Paris - Paris’te 2 Gün’’ adımları ile harika bir film. Jack ve Marion çifti iki yıllık birlikteliklerini bir Venedik tatili ile ödüllendiriyorlar ve ardından New York’a dönmeden önce iki gün Paris’te kalmaya karar veriyorlar. Marion’un trajikomik ailesi ile tanışmasından tutun da kendisinden önceki sevgililerine dair birçok şeyi tanıma fırsatını buluyor Jack. Film başta başrol oyuncuları Adam Goldberg ve Julie Delpy olmak üzere kadrosu ile bir hayli keyifli; sıkılmadan seyrettim, müzikleri ile (lütfen biri benim için bu şarkıları bulabilir mi :)) dans ettim ama Paris gerçekten söylenildiği gibi aşıklar şehri mi? Peki aşkın yaşı var mı?

‘’The Rebound - Aşkın Yaşı Yok’’ nicedir seyretmem için sırasını bekleyen bir film. Bu sefer New York’tayız. 40 yaşında iki çocuklu bir kadın, aldatılıyor ve alıp başını ayakta durma çabasına doğru kendini sürüklüyor. Kendileri Sandy ve karakteri canlandıran Catherina Zeta Jones. Bu arada neydim dememeli ne olacağım mı demeli :) Aram ise genç bir adam; henüz üniversiteden mezun olmuş, saf bir şekilde evlenmiş ve ayrılmış; ne yapmak istediğini tam bilmiyor ya da fazlası ile akıllı. Sandy’nin çocuklarına dadılık yaparken kendini buluyor Aram ve tahmin edin ne oluyor, elbette ikili arasında aşk doğuyor. Filmin bir de sürprizi var o da İstanbul’da da çekilen birkaç kare kaldı ki bu esnada iki - üç saniye falan Saadetimiz Işılımız Aksoyumuz ile de karşılaşıyoruz. Film Türkiye’de gösterime girdiğinde sadece bu yanı ile dikkatleri çekmişti anımsarsanız hatta ülkemizdeki afişine de yansımıştı bu durum.

‘’Feast of Love - Sevgi Ziyafeti’’. Bir roman uyarlaması yazarı da Charles Baxter. Aşkın - sevginin bütünü ile insanlar üzerinde etkisine bir karma bakış. Robert Tempon’un yönettiği filmin kadrosu da bir hayli dikkat çekici. Morgan Freeman, Greg Kinnear, Selma Blair, Radha Mitchell ile başlayıp uzuyor da gidiyor. Aşka dair birçok soru var, birçok cevap bekliyor insanları aşka dair; peki kaçı havada kalıyor ya da kaçı yere iniyor. Film biraz temposu düşük başlasa da akışı da hatta yer yer bu durum korusa da finali ile sizi ayrı kışkırtıyor.

Bu üç filmden aldığım lezzet ayrı ama ‘’Leap Year - Aşk Yolculuğu’’ ile bir başka aşklaştım. 2010 yapımı duygusal komedi Anna ile Declan’ın hikayesi. Film artık yıl üzerine kurulu; 29 Şubat’ta evlenme teklifi etmek bir İrlanda geleneği. Anna uzun süredir birlikte olduğu Jeremy için İrlanda yollarına düşüyor amacı bu özel günde bu teklifi yapmak derken kendini bir köyde buluyor ve Declan ile karşılaşıyor. 29 Şubat’ı yakalaması için birkaç günü var önünde ve de Dublin’e kendisini götürmesi için Declan’dan yardım istiyor. Tahmin edebildiğiniz gibi yolculuk başlıyor. İrlanda’nın masalsı görüntüleri eşliğinde Amy Adams ve Matthew Goode’un oyunculuğu muhteşem; birbirine gayet güzel bir uyum sağlamış ikili. Filmin diğer kadrosunda rol olarak çok öne çıkan bir karakter yok ama en son ‘’High Crimes - Büyük Günahlar’’ filminde izlediğim Adam Scott ve de usta oyuncu ki en son Dexter’da izlemiştik John Lithgow var. Böyle filmler izlemeyi özlemişim sanırım ya da böyle yolculuklara çıkmayı? …

Bu hafta dizilerim ile daha bir dolu geçti. Örneğin bir sezonu daha devirdik ‘’Desperate Housewives’’ adına. Bu kadınları seviyorum ve iyi ki devam edecek oluyorlar. Son sezonları ile biteceklerini biliyorum ve ben şimdi yavaş yavaş o sonlara gelmek istiyorum adıma ki; ‘’Heroes’’, ‘’Damages’’ ve ‘’The Tudors’’ bu anlamda üzüldüğüm dizilerim. Bitmeselermiş olacaklarmış bir iki sezon daha. Elimde geriye ‘’Brothers & Sisters’’ ve polisiye diziler kalıyor sonra. Şöyle çok ciddi ve elinde birkaç sezon bulunduran diziler keşfedesim var ama baktığımda karşıma çekici bir şey gelmiyor ‘’24’’ten başka ona da bir türlü başlayamıyorum; neyse bu ara belki biraz ara verme zamanı netice de nasılsa yaz göz açıp kapa geçiyor, biraz da tadını çıkartmalı bu günlerin.

Yine güzel bir Pazartesi ve beraberinde güzel bir hafta sonu bizi beklesin. Sımsıcak buluşmalara.