Yollar
Söz: Hasret Murat Yıldız
Müzik - Düzenleme: Işıl Aksünger
E-bow: Emrah Gürbay
Kanun: Asım Doğanalp
Gitar - Vokal : Işıl Aksünger
Kayıt: Barış Yerli
Klip: Kadri Karahan
Yollar
Söz: Hasret Murat Yıldız
Müzik - Düzenleme: Işıl Aksünger
E-bow: Emrah Gürbay
Kanun: Asım Doğanalp
Gitar - Vokal : Işıl Aksünger
Kayıt: Barış Yerli
Klip: Kadri Karahan
Tekrar hatırlatmakta fayda var. Bu Çarşamba günü yani 30 Eylül’de Balans Jolly Joker’deyiz, neden oradayız peki? Dünya Müziği derlemeleriyle Türkiye, Avrupa ve Orta Doğu’da tüm dans mekânlarının arşivlerinde bir numarada yer edinmiş DJ Gülbahar Kültür, daha önce de Londra ve Viyana gibi Avrupa dans metropollerinde gerçekleştirdiği “Global Beats” partisiyle İstanbullu dans ve müzikseverlere unutulmaz bir müzik ziyafeti sunacak çünkü. Oriental Dancefloor, Gypsy & Balkan Grooves, Latin, Asian-Sounds, Ethno Pop, Swing gibi stiller gece adına bize ipucu. Ve bir de sürprizi var gecenin ki; Naim Dilmener’de bu partide konuk DJ kabininde. Başka ne istenir ki?
Hemen ertesinde yani yeni bir ayın ilk gününde
- Müziğin Sustuğu Yerden Alternatifler
Bu hafta dizilerim ve ben biraz ayrı düştük. Gerek site ile ilgili çalışmalar, gerek gündelik akış gerekse kalan zamanlarda tercihim filmlerden yana oldu. Sadece biraz hızlanmak ve yeni sezonlarına yetişmek adına birkaç bölüm üst üste Heroe’s, ‘’Life’’ ve ‘’Brother’s & Sister’s’’ izledim. ‘’Brother’s & Sister’s’’ çok enteresan bir dizi. Öyle ki izlemek için iple çekmiyorum mesela ama izlediğim zaman her bölümden sonra farklı bir sendrom yaşıyorum ve bu büyüyü seviyorum. Başroldeki tüm herkesi çok başarılı bulduğum gibi konu itibari ile akıştan etkileniyorum. Mesela burada da bir ailenin hayatından kesitler var bizim hemen hemen tüm dizilerimizde de ama ortada çok ciddi bir akış – bakış farklılığı var. Ne fazla dram ne abartı komedi; zaten bu dizileri izlemeye başladıktan sonra bizim diziler için kusura bakmayın lütfen diyebiliyorum gönül rahatlığı ile.
Bu hafta izlediğim filmlerin içinde özellikle iki tanesini çok beğendim. ‘’Bir Aptalın Anıları -Flashbacks of a Fool’’ Baillie Walsh imzalı bir yapım. En yeni James Bond olarak tanıdığımız Daniel Craig’in başrolünde olduğu film 2008 yapımı. Yavaş yavaş şöhreti son bulmakta olan bir Hollywood yıldızının aldığı bir ölüm haberi ile çıkmış olduğu bir yolculuk işleniyor filmde; geçmişe doğru bir uzanış bu ve ergenliğinin ve bugünkü hayatındaki yansımasının o ilk günleri. Özellikle müzikleri ile şahane ve bugünlerin değil de anki 80’lerin filmleri lezzetinde. Ve yine sizlerle paylaşmak istediğim bir diğer film ‘’Silk - İpek’’. Francois Girard imzalı filmin başlıca rollerinde Keira Knightley, Michael Pitt, Koji Yakuho var. Kaçak yollardan Japonya’ya en kaliteli ipeklere sahip olmak için çıkılan bir yolculuk ve elbette gelinen bu noktada karşılaşılan büyüleyici bir güzellik. Bir yanda eşi Helene ve bir yanda kim olduğunu hiç bilmediği Herve. Şiir gibi bir filmdi; büyüleyici güzellikler içinde seyrettim. Hepimize güzel bir hafta olsun.
Bu arada 61. Emmy ödülleri sabaha karşı gerçekleştirilen bir törenle sahiplerini buldu. En iyi dizi ‘’Mad Men’’ (drama), 30 Rock (Komedi) oldu. Glenn Close ise ‘’Damages’’deki rolü ile drama dalında en iyi kadın oyuncu seçildi ki; bakın buna çok sevindim. Törenin tekrarı bu akşam 22:00 itibari ile cnbc-e’de.
Kardeş Türküler - Kara Üzüm Habbesi
Önce yazın ve ardından ramazan'ın bitmesi ile yavaş yavaş mekanlar yeni sezonlarının açılışını gerçekleştirmeye başlıyor. Ve de programlarını yavaş yavaş ilan etmeye başlıyorlar.
Çok sevdiğim mekanlardan olan Sakman'da bir klasiktir elbette her Cuma ve Cumartesi Vedat Sakman'ı dinlemeye devam edeceğiz bu sene. Yine mekanın bir diğer vazgeçilmezi Vokaliz ise Pazartesi günleri sahne almaya kaldıkları yerden bu kez yeni repertuarları ile devam etmeye hazırlanıyorlar. Her Perşembe ise sahnede bir başka tanıdık isim Tolga Futacı ile buluşacağız. Ayrıca mekanın belirlenen programları içinde 23 Eylül'de uzun bir aradan sonra Emre Olgun'u, 30 Eylül'de Gökhan Şahin'i ve 07 Ekim'de İmge Mıngıroğlu'nu dinleyeceğiz. İmge ismine dikkat ki; Vedat Sakman sahnesinden aşinayız, solo dinlemek bir başka keyif olacak.
Yine sevdiğim mekanlardan biri olan JazzStop cephesinde de hareketlilik başladı. Pazartesi: Scoll, Salı: Kavela, Perşembe:Güvenç Dağüstün, Cuma: Pop-Core, Cumartesi: Retro ve Bordo, Paar: Sarper Temiz Grup kaldıkları yerden sahnelerine devam ederken ayrıca yakın tarihler olan 22 Eylül'de Yeni Harman, 24 Eylül'de Entu, 30 Eylül'de Naim Korudağ program dahilinde.
İstiklal caddesinde dolaşmaya devam ediyoruz ve şimdi de Balans Jolly Joker'e uğruyoruz. 20 Eylül'de Luxus, 22 Eylül'de Rol, 25 Eylül'de ise Pinhani mekanın alternatifleri. 30 Eylül'de ise mekanda çok özel bir etkinlik var ki; sayfalarımızda duyurmuştum Gülbahar Kültür performansı izleyeceğiz o gece ve sürpriz DJ olarak Naim Dilmener'de orada olacak. Ekim ayı içerisinde ise Telvin'den Teoman'a, Yeni Türkü'den Göksel'e ve sürpriz partilere rastlayacağız mekanda.
Babylon'a uğradığımızda 30 Eylül günü Baba Zula feat Dr. Das ile buluşacağız. Ekim ayı içerisinde Bora Uzer, Sulukule Roman Orkestrası, Redd gibi alternatifleri, Michael Jackson'a özel Oldies But Goldies gecesi ve Akbank 19. Caz Festivali özel programı dinleyicisini bekliyor.
Ghetto ise açılışını 02 Ekim tarihinde bir parti ile yapıyor. 03 Ekim'de Ayhan Sicimoğlu ile latin rüzgarı ve starları ile devam edecek olan programda 09 Ekim'de Nekropsi, 17 Ekim'de Mor ve Ötesi, 23 Ekim'de Cem Adrian, 29 Ekim'de Serkan Çağrı - Rumeli Band, 31 Ekim'de Ayben bazı isimlerden.
Günler öncesinden haberim vardı ama gel gelelim unutmuştum. Akşamüstü bilgisayarımı açtığımda sevgili Gökçeçiçek’in Facebook sayfasında paylaştığı bir video ile bir anda irkildim. İrkilmemin sebebi uzun zamandır dinlemediğim bir şarkıydı tamam ama bu ses iki saat sonra az ötemde konser verecekti, birdenbire aklıma düşüvermişti işte, şahane. Şarkının adı ‘’Gitme’’ ve yorumcu İlkay Akkaya olunca elbette akan sular duracaktı önce. Oturup bir film akşamı yapacaktım kendime ki; dün tavsiye ettiği filmi izleyecektim yine Gökçe’nin gel gelelim şimdi paylaştığı sesi dinleyecektim, kaçırmış olsaydım çok üzülecektim sonra. Toplandım, attım kendimi dışarıya. Gidiş yolunda yanlarından geçtiğim gençler ‘’En güzel aşk, zor olandır’’ şarkısını söylüyorlardı oturdukları bankta. Şarkıyı anımsayınca döndüm yine anılara oradan üniversite yıllarına gittim. Soğuk bir şehrin ısınmaya çalışılan odalarında bir Fulya’nın bir benim sevdiğim kasetler çalardı, ders falan çalışmak neyimize. Ben Hümeyra dinlerdim o Kızılırmak, Yorum. O benim şarkılarımdan haz almazdı ben onun türkülerinden çok fazla. Derken zamanla o benim şarkılarımı sevmeye başladı ben onun türkülerini ama; o günler sanki başka türlü çekilmezdi. Özledim mi? Velhasıl benim biraz özgün yanım o yıllardan kalma. Evet, çok özledim. Özgür günlerim peki hangi yıllardan kalma?
Meydana geldiğimde sahnede yer alan bir grup ile gece ısınmaya başlamıştı bile, biraz stantları gezdim o şarkılar o türküler eşliğinde. Günlerdir yağmura dönük havalardan sıyrılmıştık nihayetinde ve çoluk çocuk biraz da bunun kalabalığı olmuştu, savrulmanın dışarıya. Yavaş yavaş sahne sırası İlkay Akkaya’yı işaret ederken yerimi aldım sahnenin bir ucunda. Derken yerini aldı orkestra ve sunucu daha adını anons etmesini beklemeden attı adeta kendini ön taraflara, hoş bir merhaba oldu bu. Açılışı sevdiğim çalışmalarından biri olan ‘’Yara Bende’’ ile yaptı Akkaya. Bir iki türkü çalışmasını en çok dinlemek istediğim ‘’Adıyaman’’ izledi ki; ‘’Gitme’’yi bekleyecektim ama söylememesi ihtimaline karşın (ki söylemedi) telefon ile Gökçe’ye bu şarkıyı dinletmek istedim. Bu arada ‘’Gidemem’’ isimli şarkısını oraya gelenler ile birlikte söylemek istedi ve bizler de seve seve eşlik ettik. Bu çalışmalarını ayrı bir severim.
İlkay Akkaya - Bir Gün
- Müziğin sustuğu yerden alternatifler
TV’de de yeni yayın dönemi başladı bildiğiniz gibi ve ardı ardına birçok dizi ile yeniden buluşmaya devam etti seyirci yine bir çoğu ile de ilk tanışıklığını yaşadı. Son bölümlerini izlememiş olsam da öncesini hiç kaçırmamıştım ‘’Parmaklıklar Ardında’’nın ilk bölümünü izlemek istedim. Dizi nerede ise boyut değiştirmiş ve pek sevemedim bu halini. O eski heyecanı gitmiş hani bir sürükleyicilik göstermiyor ve göstermeyecek gibi, sanırım diğer bölümlerine de dokunmayacağım. Aslında bana çekici gelen bir dizi yok gibi de Türk televizyonlarında. Bakıyorum da oyuncular muhteşem olabilirler ama sanki konular hep aşina, yaratıcılık yok. Bir ‘’Çemberimde Gül Oya’’ ile karşılaşamayacağım sanırım bir daha ama yalan değil ‘’Canım Ailem’’i en başından yakalayamadığım için çok üzgünüm zira kime sorsam en çok onu heyecanla bekliyor.
Takip ettiğim dizilere gelince onlarda da yeni sezonlar başlıyor. ‘’Heroes’’ ben de henüz üçüncü sezonu ile bitmedi ama az kaldı zira dördüncü sezonu 21 Eylül’de başlıyor. Yine izlediklerim arasında olan ‘’Castle’’ da aynı gün start verirken asıl çok özlediğim ‘’Dexter’’ için bir hafta daha beklemem gerekiyor, yayını: 27 Eylül. Aynı gün ben daha ilk sezonunu bitiremedim ama onlar yanlış değilsem beşinci sezona merhaba diyor ve ‘’Brothers & Sister’’ da kapımızı çalmaya hazırlanıyor. Diğerlerini de beklemedeyiz ama bu süre içerisinde elimizdekileri de bitirmeliyiz.