Türkülerden gidelim o zaman bir yeni albüme daha uğrayalım. Kendisi ‘’Veda’’ filminin müziklerinde hayran bırakmış herkesi ki izlemedim, dinlemedim; Elçin Bulut’un ilk albümü ‘’Ege’ye Sevdalandık’’ geçtiğimiz günlerde dinleyiciye sunuldu. Müzik yönetmenliğiniz Zülfü Livaneli’nin yaptığı albümdeki tüm çalışmaların aranjelerini Ferhat Livaneli yapmış. Albümün açılış şarkısı ‘’Ege’’ bir Zülfü Livaneli çalışması ki bu şarkı albümde enstrümantal olarak da yer almış. Bu arada ‘’Abalı Zeybeği’’ isimli çalışmada Livaneli kendisine ayrıca vokal yapmış. Beraberinde bir çalışma hariç tüm şarkılar yine anonim ki ikisi Rumeli türküsü diğerleri Ege zeybekleri. Açıkçası böyle tüylerimi ürpertecek bir ses duyamadım ben eğer ki Livaneli’lerin ismi olmasaydı belki de dikkatimi çekmezdi çalışma çünkü bunun gibi nice ses, nice albüm geldi geçti müzik dünyasında. Ama işte içlerine girince durumlar, kurgular kuşkusuz farklı, ne denilebilir ki; kimisi şanssız, kimisi şanslı.
Bir DMC klasiği ile yeniden karşı karşıyayız. Suzan Kardeş’i çok severim öncelikle. Geçtiğimiz günlerde stüdyo da olduğunun haberini aldım ve açıkçası ondan bir albüm bekliyordum ama bir yeni şarkı geldi ki bakın nasıl geldi. Daha geçen sene bu zamanlarda ‘’Bekriya’’ serisini yayınlamıştı zaten firma ikili olarak da yine aynısını yaptı. Tamamen kafaların karışmasından başka bir şey değil yapılan olay düşünsenize bu albümleri zaten alan aldı. Şimdi bu yeni şarkı ‘’Ninno’’ için ben tekrar bu CD’leri almaya neden zorlanıyorum hani değil mi? Sıradan bir kişi sıradan bir alışveriş hali bu albümü alabilir ama iyi bir müzik dinleyicisi bu albümü zaten almıştır ama bu kez almayacaktır ve dolayısı ile de bu şarkı arşivinde olmayacaktır. İşte ondan sonra korsan müzikten yakınır dururuz ki bu durum bile açık davetiyedir. DMC bu albümler ile vakit kaybedeceğine sırada bekleyen yeni albümlerini yayınlasın hani, biz biliyoruz var olduklarını. Suzan Kardeş’e çok sevgilerimizi iletiyorum.
Haftanın Kera’sı: Sertab Gibi
Bakın bu albüm de yeniden yayınlanıyor ama bir sebebi var kuşkusuz. 1997 yılında yayınladığı bu çalışmasını ciddi anlamda çok sevmiş öyle ki son şarkısı ‘’Kera’’ ile o günden bugüne ayrıca özdeşleşmiştim :) Bu albüm artık bulunamıyordu ve yeniden CD olarak basılmasında hiçbir sakınca yoktu. Birbirinden özel müzisyenler, birbirinden özel şarkılar, çekilen klipler ile bu çalışma bana göre gelmiş geçmiş en iyi Sertab albümüdür. Teşekkürler İmaj Müzik.

Haftanın konserlerine bakalım. Bülent Ortaçgil bu hafta iki mekanda sahne alacak. Ayın 20’si Balans Cadde’de ayın 22’sinde İndigo’da dinleyicisi ile buluşacak sanatçı. Yine 22’sinde yani Cuma günü Jolly Joker Balans’ın konukları Athena olacak. Aynı mekanda Cumartesi günü Yeni Türkü dinlenebilecek. 23 Ekim Cumartesi günü yepyeni mekanlardan olan alt. Emir Ersoy & Projecto Cubano’yu Stüdyo Live ise Dolapdere Big Gang’i ağırlayacak. Bu haftanın aldığım en güzel haberi ise Belinda Carlisle’nin Türkiye’de konser verecek olması. Başta Küçükçiftlik parkında olacağı söylenen konser Maslak Refresh The Venue’ye kaydırılmış durumda ama olsun nerede olursa olsun gidilmesi gerek. 06 Kasım tarihinde gerçekleşecek konser. İlk onu ‘’Heaven is a Place On Earth’’ ile tanımıştım elbette ama en çok sevdiğim albümü ‘’Runaway Horses’’ ile hayranlığım üst noktalara çıkmıştı. Herkes vardı o zamanlar, yine çok kalabalıktı, yine çok renkliydi ama bu kadına da dünyamda yer vardı ve işin ilginci o şarkıları yıllar sonra bile ben de ayrı yer tutacaktı. ‘’California’’dan ‘’La Luna’’ya ‘’Summer Rain’’den ‘’Circle in The Sand’’a ve ötesinde yıllardır ne yapıp yapmadığı ile çok fazla ilgilenemesek de kalbimizde özel bir hanede. 21:30’da başlayacak konserin fiyatları 70 YTL, sahne önü 120 YTL e ama fedakarlık yapmak gerek.

Müziğin Sustuğu Yerden Alternatifler:
Dizi dünyanızda bu hafta neler oldu? Çeşitli öneriler ile karşılaşıyorum ama şöyle yeni ya da geride çok sezon bırakmayan dizi önerilerinize açığım çünkü elimdekiler gayet rutin bir durumda yol alıyor. Rutin derken diziler ile alakalı değil bu durum çünkü şunu anladım ki ben o hangisini seyretmeliyim telaşında olmalıyım sürekli ve birbirlerini kovalamalı bu akış. Yeni bölümleri ile ‘’The Mentalist’’ ben de beklenen etkiyi vermedi öncelikle, ‘’Dexter’’da yeni yeni havaya girdim, ‘’Desperate Housewives’’ nasıl bir dizi ise büyüsünü hiç yitirmiyor ve günden güne sürprizlerine devam ediyor. Örneğin ‘’Hung’’ dizisinin Lenore karakteri Rebecca Creskoff ile karşılaştım üçüncü bölümde Stacy karakteri olarak ki bir bölümlük konukluk sanırım ya da dilerim devamı gelebilir. Ama dizinin bu seneki bombası kuşkusuz Vanessa Williams. Renee karakteri olarak diziye katılan oyuncu çok can yakacak gibi.

2006 yılında gösterime giren ‘’The İllusionist - Sihirbaz’’ sık sık gözüme çarpan filmlerden biriydi ve konusu ile ilginç görünmüş olsa bile o da bir hayli bekledi izlemem için kendisini. Edward Norton, Paul Giamatti ve Jessica Biel’in başrollerini paylaştığı film bir sihirbazın dünyasına götürüyor sizi. 15 yıl ayrı kaldığı ülkesine başarılı bir sihirbaz olarak dönen Eisenheim yıllar sonra Sophie ile karşılaşır. Sophie onun ilk aşkıdır ama bu kez de karşısında bir başka engel vardır o da veliaht prensi. Ve derken iki adamın mücedelesi başlar. Hangisi sihirlidir ya da hangisi gerçektir. Filmde müfettiş rolünü oynayan Giamatti özellikle çok başarılı. Norton’u oyuncu olarak pek başarılı bulmasam bile izlemekten kendisini rahatsız olmuyorum, iyi yapımlarda karşımıza çıktığı da bir gerçek. Filmse gerçekten güzel, özellikle sonunu iple çekiyorsunuz. Hiçbir şey göründüğü gibi değil mi? İzleyip görüyorsunuz.