23 Kasım 2009 Pazartesi

PS (Pazartesi Sendromu)

İki yakanın güzellikleri bu kıyıda buluşuyor. Yunanlı besteci Katerina Papadopoulou’nun bestelerinden oluşan ikinci albümü olan ‘’Kıyı – Aktes’’ Türkiye’de müzik severlerin beğenisine sunuldu. Albümün müzik yönetmenliğini Türkiye’nin önemli ud sanatçılarından olan Yurdal Tokcan yapmış. Biri sözlü olmak üzere toplam 13 şarkılık albümde kanunda Göksel Baktagir, klasik kemençe’de Derya Türkan, klarnette Serkan Çağrı, ney’de Eyüp Hamiş, lavta’da Giorgos Marikanıs gibi değerli müzisyenlerle çalışılmış. Dostluk ve şarkılar adına nefis bir huzur.

Çalışmalarını keyifle takip ettiğim müzisyen Serkan Çağrı’nın yeni albümü Şükrü Tunar eserlerinden oluşuyor. Bu çok değerli bestecinin şarkıları iki CD’de toplanırken birinci CD’de günümüz sanatçılarının getirdiği yorumları ikinci CD’de enstrümantal versiyonlarını dinliyoruz. Enteresan bir buluşma daha Ahmet Özhan’dan Hayko Cepkin’e, Ziynet Sali’den Sıla’ya, Nalan’a enfes yorumlar dinliyoruz çalışmada ve bu kalitede albümlerle buluşmaya devam etmek istiyoruz ayrıca. Albümün sürprizlerinden birinin de Ata Demirer olduğunu hatırlatalım ayrıca.



Bir başka enteresan enstrüman albüm, bir başka iki değerli müzisyen. Buzuki Orhan ve gitarda Erdinç Şenyaylar ’Guitar & Bouzouki Plays 10 Hot Hits’’ adlı bir ortak albüm yayınlıyorlar. Albümde Ajda Pekkan, Nilüfer, Tanju Okan ve Füsun Önal gibi yorumcuların hit olmuş cover şarkılarına getirilen yorumlar dinleyicinin ilgisini çekecektir. Albümün bonus şarkısı Amalia Rodrigues, Helene Segara, Sarah Brightman, Julio Iglesias gibi bir çok şöhretin İspanyolca, Fransızca ve Portekizce seslendirdiği bir Akdeniz klasiği olan Song Of The Sea (Cancio De Mar).

Latin müziğinin ülkemizdeki genç ve başarılı yorumculardan Kubilay Kan ve orkestrası Salı gecesi Kalamış Murphy’s’ Dance Bar’da sahne alacak. Salsa, bachata, Cha Cha Cha başta sevilen latin müziklerin sunulacağı performansı büyük bir aksilik olmazsa izlemek istiyorum. Aynı gece İstanbul’un bir diğer yakasında ise Flamenko rüzgarı esecek. Kuledibi’nde yer alan Venta del Toro’da iki bölümlük şahane bir gösteri sunulacak. Dansları ile Manuel Reina, vokali ile Cajon Pico ve gitar ile Alper Kargın sahnede olacak. Her iki programda Salı günleri tekrarlanmaya devam edecek.


Nicedir kendisini canlı canlı dinlemek istiyorum ama olmuyor zira bu sefer kaçmayacak gibi. Bildiğiniz üzere geçtiğimiz sene ikinci albümünü yayınladı Kutsal. ‘’Naked - Çıplak’’ ismini verdiği çalışmasını yaşamakta olduğu Amerika’da İngilizce olarak hazırladı. Kapsamı çerçevesinde Türkiye’ye geldiğinde de çeşitli konserler verdi, vermeye devam ediyor. Çarşamba akşamı 22:30 itibari ile JazzStop Beyoğlu’nda olacak Kutsal. Üstelik yalnız değil, “Doğa İçin Çal” projesinin yaratıcısı Fırat Çavaş ile projede yer alan diğer müzisyen arkadaşları da orada olacak.

Genç Yetenekler Projesi ile başta müzik olmak üzere resim, edebiyat ve diğer kültür sanat alanlarında yetenekli gençleri tespit edip, dünya çapında önemli kültür ve sanat elçileri olması yolunda destekleyen Çağdaş Eğitim Vakfı, "Yedi Tepe’den Yedi Kıta’ya İstanbul’un Ritmi" Konserini Feyyaz Berker'in katkıları, KÜSAV desteği ve Türkpetrol Vakfı işbirliğiyle gerçekleştiriyor. 03 Aralık tarihinde Lütfü Kırdar’da gerçekleşecek konserde İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası & Berklee College of Music Öğrencileri’ne Sezen Aksu ve Burak Kut konuk sanatçı olarak eşlik edecek. Elde edilecek gelir burs kazanan öğrencilerin eğitimi için kullanılacak.

- Müziğin Sustuğu Yerden Alternatifler

Öncelikle sitemiz yazarlarından sevgili Zeki geçen hafta küçük bir operasyon geçirdi. Yine sevgili Asya’nın ve Hasret’in başında da benzer durumlar vardı ve geçen hafta boyunca sağlık adına koşuşturmalarına tanık olduk. Geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz kendilerine.

Bu arada bende PC ile kafayı yiyeceğim. Her ne kadar memnun olsam da sık sık başıma problemler açmıyor değil. Yeniden servise gidişini ben evde film izleyerek bastırdım. Bir sürü film izledim bu esnada. Öncelikle Muhammed’in sitemizde yazdığından beri izlemeyi çok istiyordum ve nihayetinde başardım. Clint Eastwood imzalı Angelina Jolie ve John Malkowich başlıca rolleri olan ‘’Changeling - Sahtekar’’ filmini nasıl izledim bir bana bir de anlattığım Muhammed’e sorun :) Anlaşılan bozulan sadece PC değilmiş DVD’de de problemler başlamış. Netice itibari ile başardım ve çok mutlu ayrıldım. Jolie’ye başta tüm oyunculuğa, senaryoya ve elbette yönetmene hayran kaldım. Hâlâ izlememişseniz siz siz olun benim kadar beklemeyin. Bir başka keyifle izlediğim DVD ise ‘’Godsend - Tanrıdan Gelen’’. Oğulları Adam'ı sekizinci doğumgününde kaybeden Paul ve Jessi Duncan, onu yaşama döndürebilmek için yasadşı yollardan insan klonlayan doktor Richard Wells'e başvururlar ve ne olursa ondan sonra olur. Sürükleyici, keyifli özellikle Robert de Niro’nun varlığı ile güçlü bir film. Ayrıca birçok alternatif son sunulmuş filmde ve istediğiniz gibi bitmesi elinizde :). Biraz eskilere gittim ve ‘’Cassandra Geçidi’’ni de izledim. Sophia Loren yine büyüleyiciydi. ‘’A Guide to Recognizing Yoru Saints - Hayatındaki Azizleri Keşfetme Kılavuzu’’, ‘’Da Vinci Code - Da Vinci’nin Şifresi’’, Milliyet Sanat’ın bu ay hediye olarak verdiği DVD ‘’An American Wewewolf in Paris - Amerikalı Kurtadam Paris’te, bir Semih Kaplanoğlu filmi ‘’Meleğin Düşüşü’’ şu anda aklıma gelen izlediğim diğer filmler arasında oldu.

Dizilere gelince bu sezon anlaşılan o ki ‘’Flashforward’’, ‘’Dexter’’, ‘’Desperate Housewives’’ üzerine kurulu adıma. Bu üçünün her bölümünü iple çekmeye devam ederken hepsi PC’mde olduğu için dokunabilme şansım olmamıştı. Şimdi bu hafta yetişilecek ve hepsi tamamlanacak en son noktanın konulduğu yere kadar.


Ve geçen haftanın benim için en güzel yanı Emre Kalcı adına oldu elbette. Uzun süredir büyük bir heyecanla bekliyorduk yeni kitabı ‘’Kir’’i (+ ‘’Alçı’’ ve ‘’Sessiz Düet, Silahsız Düello’’nun yeni ve beraberinde sürprizli baskılarını) ve net satış ortamlarından sonra raflarda da yerini aldı nihayetinde. Emre ile ilk tanıştığım zaman Habertürk gazetesinde Cumartesi günleri yazıları yer alıyordu. Her hafta Kadiköy’deki bit pazarına giderken gazeteyi alır, trenin cam tarafına oturur, yer aldığı sayfayı açar ve ve bitmesini hiç istemezcesine yavaş yavaş okurdum yazılarını. Yine aynısını yaptım bu kez istikamet değişti ama tren yine aynı trendi. Kadiköy’den aldım ‘’Kir’’i ve ‘’Sessiz Düet, Silahsız Düello’’yu (‘’Alçı’’ ile de bu hafta buluşuyoruz) ve araladım sayfalarını. Bir yol bitsin istenir mi ya Emre’nin dizeleri? İkisi de bitsin istemedim elbette ve her sayfasını adeta bir istasyon geçtim. Bir kere daha çok büyük bir kalem Emre, tanıyanlar bilir ve eminim onlar da aynı heyecan içindedir ama tanımayanlar varsa lütfen kitabevlerine koşsunlar ve bu güzellikten kendilerini mahrum bırakmasınlar. Yüreğine sağlık Emre, kalemine sağlık, hiç tükenmesin ve eksilmesin bizden. ‘’Kir’’den tertemiz bir sayfa ile son nokta bu hafta sendroma.

‘’Bazı aşklar daha yukarıdan ilerler. Yukarıda hava daha serindir. Kimi üşür, biraz alçalmayı diler. Oysa aşk var olabildiği yerden alçalırsa, o hafif rüzgârla baş edemez; yere düşüverir. Aşkta ‘’alçaklık’’ bu hikâyeden gelir…’’

Hiç yorum yok: